Ali Çekdar KORKMA

Ali Çekdar KORKMA

40 Yaşından sonra Sosyal Medya bağımlılığı

İnsan hayatının her döneminde farklı arayışları, beklentileri ve ihtiyaçları vardır. Gençlikte kendini kanıtlama, bir yere ait olma ve geleceğini kurma isteği ön plana çıkarken, 40 yaşından sonra insan çoğu zaman geçmişini sorgulamaya, yaşadıklarını değerlendirmeye ve hayatında eksik kalan şeyleri tamamlamaya yönelir. İşte tam da bu dönemde sosyal medya, bazı insanlar için sıradan bir iletişim aracından çıkarak bir kaçış alanına dönüşebilir.

Elbette 40 yaşından sonra sosyal medya kullanmak başlı başına bir sorun değildir. İnsan her yaşta öğrenebilir, kendini geliştirebilir, yeni insanlarla tanışabilir ve dünyada olup bitenleri takip edebilir. Asıl mesele, sosyal medyanın hayatımızdaki yerinin ne kadar büyüdüğü ve gerçek yaşamımızdan ne kadar zaman çaldığıdır.

Bugün birçok insan, telefonunun ekranında saatler geçirirken kendi hayatının nasıl ilerlediğini fark etmiyor. Başkalarının tatilleri, başarıları, ilişkileri, kazançları ve yaşam biçimleri sürekli gözümüzün önüne seriliyor. Bir süre sonra insan kendi hayatını yaşamak yerine başkalarının hayatlarını izlemeye başlıyor.

Peki, insan neden kendi hayatından uzaklaşarak başkalarının hayatlarına bu kadar fazla ilgi duyar?

Bunun tek bir cevabı yok. Yalnızlık, günlük yaşamın tekdüzeliği, anlaşılma ihtiyacı, geçmişe duyulan özlem veya geleceğe ilişkin kaygılar bu davranışı etkileyebilir. Sosyal medya, insana kısa süreli bir meşguliyet ve bağlantı hissi verebilir. Ancak ekran kapandığında insan yine kendi gerçekliğiyle baş başa kalır.

Özellikle 40 yaşından sonra insanın hayatına dönüp baktığında gerçekleştiremediği hayallerle karşılaşması mümkündür. Kuramadığı ilişkiler, ertelediği hedefler, kaybettiği fırsatlar ve zamanın hızla geçtiği düşüncesi insanın zihnini meşgul edebilir. Başkalarının hayatlarını izlemek ise kimi zaman bu düşüncelerden uzaklaşmanın kolay bir yolu hâline gelir.

Fakat burada önemli bir tehlike vardır: İnsan, başkalarının kendilerine sundukları seçilmiş ve çoğu zaman özenle hazırlanmış görüntülerini kendi hayatının gerçekleriyle karşılaştırmaya başlar. Başkasının mutluluğunu görür, kendi eksikliklerini düşünür. Başkasının başarısını izler, kendi geçmişini sorgular. Böylece sosyal medya, insanı geliştiren bir araç olmaktan çıkıp yetersizlik duygusunu besleyen bir ortama dönüşebilir.

Bir başka mesele de zamandır. Gençlik yıllarında zamanın sınırsız olduğu düşünülebilir. Ancak orta yaşlara gelindiğinde insan, zamanın geri döndürülemeyen bir değer olduğunu daha fazla hisseder. Buna rağmen günün önemli bir bölümünü amaçsızca ekran kaydırarak geçirmek, kişinin kendisine, ailesine, arkadaşlarına ve yapmak istediği işlere ayırabileceği zamanı azaltabilir.

Burada yaş üzerinden bir yargıya varmak doğru değildir. Sosyal medya bağımlılığı yalnızca 40 yaşından sonra ortaya çıkan bir sorun olmadığı gibi, her yoğun kullanım da bağımlılık anlamına gelmez. Asıl ölçüt; kişinin kullanımını kontrol etmekte zorlanması, günlük sorumluluklarını ihmal etmesi ve olumsuz sonuçlara rağmen aynı davranışı sürdürmesidir.

Çözüm, teknolojiden tamamen uzaklaşmak değil, teknolojiyle kurduğumuz ilişkiyi yeniden düzenlemektir. İnsan kendisine şu soruyu sormalıdır: Telefonu gerçekten bir ihtiyacımı karşılamak için mi elime alıyorum, yoksa düşünmemek, sıkılmamak veya yalnızlığımı hissetmemek için mi?

Belki de yapılması gereken, ekran başında geçirilen zamanı azaltırken gerçek hayattaki ilişkileri, hobileri, okumayı, yürümeyi ve yeni hedefler edinmeyi çoğaltmaktır. Çünkü insanın hayatına anlam katan şey yalnızca gördükleri değil, bizzat yaşadıklarıdır.

Sonuç olarak, 40 yaşından sonra insanın önünde hâlâ öğrenilecek çok şey, kurulacak ilişkiler ve gerçekleştirilecek hayaller vardır. Geçmişin pişmanlıklarıyla oyalanmak veya başkalarının hayatlarını seyretmek yerine kendi hayatına yeniden yön vermek mümkündür.

Unutmayalım: Başkalarının hayatlarını izlerken kendi hayatımızı yaşamayı ihmal ediyorsak, kaybettiğimiz yalnızca zaman değildir; kendi hikâyemizin başrolünden de uzaklaşıyoruz demektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ali Çekdar KORKMA Arşivi