Arslan ÖZDEMİR

Arslan ÖZDEMİR

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin çabası ve eksik kalan toplumsal dayanışma

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin çabası ve eksik kalan toplumsal dayanışma

“Karla mücadele belediyenin, dayanışma ise Diyarbakır halkının sorumluluğudur.”

Olağanüstü durumlar, yalnızca doğanın gücünü değil, toplumların karakterini de açığa çıkarır. Kar yağışı bir doğa olayıdır; ama ona verilen tepki, siyasal aidiyetleri, sivil sorumluluk anlayışını ve toplumsal dayanışma kültürünü görünür kılar.

Siverek’te yaşananlar bu açıdan son derece öğreticidir. Komeleya Zivan adlı dernek, siyasi olarak DEM Parti’ye yakın bir yapı olmasına rağmen, belediyenin AKP’li olmasını gerekçe yapmadan, üyeleriyle birlikte ara sokakları kardan temizlemek için seferber oldu. “Belediye zor durumda kalsın”, “bırakalım hizmet edemesin” gibi kolaycı ve siyaseten kârlı olabilecek bir tutum yerine; zor olanı, doğru olanı seçti. Canla başla çalıştı. Çünkü mesele siyaset değil, insandı. Mesele kimin yönettiği değil, kimin sokakta kaldığıydı.

Bu örnek, sivil toplumun kriz anlarında nasıl bir rol üstlenmesi gerektiğini açıkça gösteriyor. Ancak aynı olağanüstü koşullarda Diyarbakır’da neden benzer bir sivil seferberliğe yeterince tanık olamadık? Neden sivil toplum örgütleri, meslek odaları, gönüllü yapılar daha görünür biçimde sahaya inmedi? Neden bütün sorumluluk, her zamanki gibi, yalnızca belediyelere yüklendi?

Şunu hakkıyla teslim etmek gerekir: Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyeleri, yoğun kar yağışının yarattığı tüm zorluklara rağmen, imkânları ölçüsünde sahadaydı. Ana arterlerin açılması, toplu ulaşımın aksamaması, hastanelere ve acil güzergâhlara erişimin sağlanması için ekipler gece gündüz çalıştı. İlçe belediyeleri de kendi sınırları içinde karla mücadele için seferber oldu. Büyükşehir Belediyesi’nin esnafa kar küreği dağıtarak destek istemesi, bu mücadelenin tek başına yürütülemeyeceğinin açık bir göstergesiydi.

Ancak tam da bu noktada şu soruyu kendimize sormamız gerekiyor:

Keşke belediye kürek dağıtmadan önce, biz Diyarbakır halkı olarak küreklerimizi alıp sokağa inseydik, denemez mi?

Belediyelerin çabasını takdir etmek, yurttaş ve sivil toplum sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Aksine, olağanüstü durumlar kamu kurumlarıyla toplumun birlikte hareket etmesini zorunlu kılar. Dayanışma talimatla değil, bilinçle olur. Yurttaşlık, yalnızca seçim günleri sandığa gitmekten ibaret değildir. Eleştiri hakkı kadar, sorumluluk alma yükümlülüğü de vardır.

Oturduğumuz yerden sosyal medyada belediyeleri, kurumları, yöneticileri eleştirmek en kolayıdır. Zor olan ise soğuğa rağmen sokağa çıkmak, eline kürek almak, komşusunun önünü temizlemek, yaşlı bir komşuya yardım etmektir. Ne yazık ki çoğu zaman en kolay olanı seçiyoruz.

Siverek’teki örnek bize şunu gösteriyor:

Gerçek sivil toplum, yalnızca bildiri yayımlayan, açıklama yapan değil; kriz anında sahaya inebilen yapıdır. Siyaset üstü davranabilmektir. “Biz kimiz?” sorusundan önce “Bu şehirde yaşayanlara ne borçluyuz?” sorusunu sorabilmektir.

Diyarbakır gibi güçlü bir sivil toplum geleneğine, köklü bir imece kültürüne sahip bir kentte, bu tür kolektif reflekslerin zayıf kalması düşündürücüdür. Oysa bu şehir, geçmişte çok daha ağır koşullarda mahalle dayanışmasını, gönüllü seferberliği, ortak emeği defalarca göstermiştir. Bugün eksik olan şey imkân değil; irade ve ortak vicdandır.

Kar yağışı geçer. Sokaklar temizlenir. Belediyeler görevlerini yerine getirir. Ama geriye şu soru kalır:

Biz bu şehirde yalnızca hizmet bekleyen bireyler miyiz, yoksa her koşulda bu şehri yaşanılır kılan gerçek sahipleri miyiz?

Eğer ikinci seçenek doğruysa, o zaman eleştiriden önce katkıyı, talepten önce sorumluluğu, siyasetten önce insanı merkeze almak zorundayız. Siverek’te yapılan tam olarak buydu. Diyarbakır’da belediyelerin gösterdiği çaba da bunu tamamlamaya yönelikti. Eksik kalan ise bu çabanın toplumun tüm kesimleriyle yeterince birleşememesiydi.

Belki de artık şunu kabul etmeliyiz:

Bir kenti asıl ayakta tutan şey yalnızca belediyeler değil; o kentte yaşayanların vicdanı, dayanışması ve ortak sorumluluk bilincidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
5 Yorum
Arslan ÖZDEMİR Arşivi