Arslan ÖZDEMİR

Arslan ÖZDEMİR

Diyarbakır’da maddeye başlama yaşı alarm veriyor: Bazı bölgelerde 7 yaşa kadar indi

Diyarbakır’da maddeye başlama yaşı alarm veriyor: Bazı bölgelerde 7 yaşa kadar indi

"7 yaşında maddeyle tanışan bir çocuk, aslında toplumun görmezden geldiği bir çığlıktır."

Bir toplumun geleceği çocuklarıdır. Çocukların hayalleri, eğitimleri, umutları ve sağlıklı gelişimleri o toplumun yarınlarını şekillendirir. Ancak bugün Diyarbakır’da karşı karşıya olduğumuz tablo, hepimizi derinden düşünmeye ve harekete geçmeye zorlayan bir gerçeği ortaya koyuyor. Sahadan gelen bilgiler, toplumun farklı kesimlerinden yükselen endişeler, bazı bölgelerde çocukların maddeyle tanışma yaşının 7’ye, bazı bölgelerde ise 9’a kadar düştüğünü göstermektedir.

Henüz oyun çağında olan, ilkokul sıralarında eğitim alması gereken çocukların bağımlılık riskiyle karşı karşıya kalması sadece ailelerin değil, tüm toplumun sorunudur. Çünkü madde bağımlılığı yalnızca bir bireyin yaşamını değil, ailesini, çevresini ve gelecekte toplumsal yapıyı da etkileyen ciddi bir sosyal problemdir.

Bugün Diyarbakır’ın birçok mahallesinde ekonomik zorluklar, işsizlik, eğitimden uzaklaşma, sosyal etkinliklerin yetersizliği ve denetimsiz sokak ortamları çocukları riskli davranışlara daha açık hale getirmektedir. Çocuklar ve gençler, kendilerine sunulacak alternatifler olmadığı zaman kötü alışkanlıkların hedefi haline gelebilmektedir. Bir çocuğun okul yerine sokağa, spor yerine maddeye yönelmesi aslında sadece onun değil, bütün bir toplumun kaybıdır.

Bağımlılıkla mücadelede en etkili yöntem tedavi değil, önleme çalışmalarıdır. Çünkü bağımlılık geliştikten sonra verilen mücadele çok daha zor, maliyetli ve yıpratıcı olmaktadır. Bu nedenle risk ortaya çıkmadan önce çocukları koruyacak mekanizmaların güçlendirilmesi hayati önem taşımaktadır.

Mahallelerde spor sahalarının artırılması, gençlik merkezlerinin yaygınlaştırılması, kültürel ve sanatsal faaliyetlerin desteklenmesi, çocukların eğitim süreçlerine daha fazla katılımının sağlanması ve ailelerin bilinçlendirilmesi artık bir tercih değil zorunluluktur. Özellikle dezavantajlı bölgelerde görev yapan öğretmenlerin, rehberlik servislerinin, sosyal hizmet uzmanlarının ve sivil toplum kuruluşlarının desteklenmesi gerekmektedir.

Aileler de bu mücadelenin en önemli paydaşlarından biridir. Çocukların arkadaş çevresini tanımak, okul yaşamlarını takip etmek, onların duygusal ihtiyaçlarına zaman ayırmak ve açık iletişim kurmak bağımlılığa karşı en güçlü koruyucu faktörlerden biridir. Çocukların yalnız bırakıldığı her alan, kötü niyetli kişi ve yapıların etkisine açık hale gelebilmektedir.

Bu sorunla mücadele yalnızca emniyet güçlerinin ya da sağlık kurumlarının görevi değildir. Yerel yönetimler, eğitim kurumları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, kanaat önderleri, medya ve aileler ortak bir sorumluluk anlayışıyla hareket etmek zorundadır. Çünkü konu yalnızca bugünün değil, Diyarbakır’ın geleceğinin meselesidir.

7 yaşındaki bir çocuğun maddeyle tanıştığı bir toplumda hepimizin durup düşünmesi gerekir. Bu çocukların kaybolan çocukluklarını geri kazandırmak, onları eğitimle, sporla, sanatla ve umutla buluşturmak hepimizin görevidir. Her kurtarılan çocuk, kurtarılan bir gelecek demektir.

Diyarbakır genç nüfusuyla büyük bir potansiyele sahiptir. Bu potansiyelin bağımlılık, suç ve umutsuzlukla değil; eğitim, üretim, kültür ve başarıyla anılması için bugünden harekete geçmek zorundayız. Çünkü çocuklarımızı korumak sadece bir sosyal sorumluluk değil, geleceğimize sahip çıkmanın en temel şartıdır.

Unutulmamalıdır ki; bir çocuğun bağımlılığa sürüklendiği yerde yalnızca bir hayat değil, bir toplumun geleceği de zarar görür.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arslan ÖZDEMİR Arşivi