Sınavda başarı kadar eşit koşullar da haktır
"Adil bir sınav, yalnızca eşit sorularla değil, eşit koşullarla mümkündür."
2026 YKS maratonu geride kaldı. Milyonlarca gencin geleceğini şekillendirecek, üniversite hayallerine ulaşabilmek için yıllarca emek verdiği bu önemli sınav, Diyarbakır'da da binlerce öğrencinin büyük umutlarla katıldığı bir süreç oldu. Aylar süren yoğun hazırlıkların, uykusuz gecelerin, fedakârlıkların ve büyük bir azmin ardından öğrenciler, bilgilerini ortaya koymak için sınav salonlarına girdi. Ancak ne yazık ki birçok öğrenci, yalnızca sorularla ve zamanla yarışmadı; aynı zamanda yüksek sıcaklıklar, klimasız sınıflar, eski ve yetersiz sıralar, fiziki eksiklikler ve uygun olmayan sınav ortamlarıyla da mücadele etmek zorunda kaldı. Oysa merkezi sınavların temel ilkesi, her öğrencinin bilgi ve becerisini eşit şartlarda ortaya koyabilmesini sağlamaktır. Sınavın adaleti sadece aynı soruların sorulmasıyla değil, tüm adaylara insani ve standartlara uygun fiziksel koşulların sunulmasıyla mümkündür. Geleceklerini belirleyecek birkaç saatlik bu kritik sınavda, öğrencilerin dikkatini dağıtan ve performansını olumsuz etkileyen her eksiklik, fırsat eşitliği ilkesini de zedelemektedir.
Yaz sıcaklarının en yoğun yaşandığı günlerde kliması olmayan sınıflarda saatlerce sınava girmek zorunda kalan öğrenciler, dikkatlerini korumaya çalışırken aynı zamanda sıcakla mücadele etti. Bazı okullarda eski ve kırık sıralar, yetersiz donanımlı sınıflar ve uygun olmayan fiziki ortamlar öğrencilerin sınav performansını olumsuz etkiledi. Kimi öğrenci sınava başlamadan önce sırasını silmek zorunda kaldı, kimi ise rahatsız bir masada geleceğini belirleyecek soruları çözmeye çalıştı.
Özellikle kronik rahatsızlığı bulunan veya sağlık sorunu yaşayan öğrenciler için bu şartlar çok daha ağır bir yük oluşturdu. Oysa Diyarbakır'da modern altyapıya sahip, klimalı sınıfları, konforlu sıra ve masaları bulunan çok sayıda özel okul bulunmaktadır. Bu okulların sınav merkezi olarak değerlendirilmesi, öğrencilerin daha sağlıklı, daha güvenli ve daha verimli bir ortamda sınava girmesine katkı sağlayacaktır.
Bu nedenle yetkililere çağrımız nettir: Önümüzdeki yıldan itibaren Diyarbakır'da fiziki koşulları yetersiz olan okullar yerine, gerekli standartları sağlayan özel okullar da sınav merkezi olarak kullanılmalıdır. Bu uygulama yalnızca Diyarbakır için değil, Türkiye'nin tüm illeri için değerlendirilmelidir.
Çünkü eğitimde fırsat eşitliği sadece aynı soruları sormakla sağlanmaz. Her öğrencinin sessiz, temiz, güvenli, konforlu ve iklimlendirilmiş bir ortamda sınava girme hakkı vardır. Gençlerimizin geleceğini belirleyen bu önemli sınavlarda, başarıyı etkileyen çevresel koşullar en aza indirilmeli ve her öğrenciye hak ettiği standartlar sunulmalıdır.
Bugün alınacak doğru kararlar ve yapılacak küçük gibi görünen iyileştirmeler, yarın binlerce gencin hayatında büyük değişimlere dönüşecektir. Çünkü üniversite sınavı, öğrencilerin yalnızca bilgi düzeyini değil, aynı zamanda içinde bulundukları fiziksel ortamdan ne kadar etkilendiklerini de ortaya koyan kritik bir süreçtir. Hiçbir öğrenci aşırı sıcakla, kırık bir sırayla, yetersiz bir sınıf ortamıyla veya dikkatini dağıtan olumsuz koşullarla mücadele etmek zorunda kalmamalıdır. Her gencimiz, yıllarca verdiği emeğin karşılığını insan onuruna yakışır, güvenli, konforlu ve sağlıklı bir ortamda alma hakkına sahiptir.
Bu nedenle Millî Eğitim Bakanlığı ve Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi başta olmak üzere tüm ilgili kurumların, sınav merkezi olarak kullanılacak okulların fiziki standartlarını yeniden değerlendirmesi büyük önem taşımaktadır. Gerekli koşulları sağlayan özel okulların da sınav merkezlerine dâhil edilmesi, öğrenciler arasında fırsat eşitliğinin güçlendirilmesi adına önemli bir adım olacaktır. Bu talep herhangi bir ayrıcalık değil, tüm öğrenciler için daha adil, daha insani ve daha nitelikli sınav koşullarının sağlanmasına yönelik ortak bir çağrıdır.
Unutulmamalıdır ki bir ülkenin geleceği, gençlerinin hayallerine verdiği değer kadar güçlüdür. Eğitimde fırsat eşitliği sadece aynı kitapları okutmak veya aynı soruları sormakla sağlanmaz; aynı zamanda her öğrencinin aynı standartlarda, sağlıklı ve huzurlu bir ortamda sınava girebilmesiyle mümkündür. Bugün atılacak bu adım, sadece Diyarbakır'daki öğrencilerin değil, Türkiye'nin dört bir yanındaki milyonlarca gencin geleceğine yapılmış değerli bir yatırım olacaktır. Çünkü adalet, sınav kitapçığı dağıtıldığı anda değil, öğrencinin sınav salonuna adım attığı anda başlamalıdır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.