Diyarbakır ve hizmet gerçekleri
Diyarbekir bazalt denizidir, tarihi taşların kültürel deryasıdır.
İlim ehli bilir ki Kabe taşları bazalttandır.
Ne zaman bazalt ile kurulmuş şehir Diyarbekir şiirine baksak, kalbimize sevda eser, aklımıza Kabe gelir, bize mübarek beldeyi hatırlatır.
Diyarbekir aynı zamanda fethedilmiş birinci kostantiniyyedir, ikinci kostantiniyye İstanbul...
Bu peygamberler ve sahabeler diyarına ihanet eden çok oldu. Atananlar döneminde de hizmet görmedi.
Odalarındaki lüks jakuzilerinde duş alıp trilyonlarca tatlıyı yiyip gittiler.
Yolsuzluk davası görenler, yolsuzluktan içeri girenler oldu.
Öncesindeki Kürd yöneticiler de hizmette çok eksikti, zaten ellerini bağlıyordu konjonktür de...
Ben tam aksini düşünüyorum. En vasat dönem bu DEM dönemi diyen bazı DEM seçmeninden çok ayrı düşünüyorum.
Bence Diyarbakır asıl bu dönemde biraz hizmet gördü tam 100 yıl sonra.
Bence Serra Bucak aralarında en başarılısı oldu.
Yiğidi öldür hakkını yeme derler ya onca eleştirime rağmen diyorum bunu.
İlk iktidara geldiklerinde kent lokantası, halk ekmek, sosyal tesis, otobüslerin artırılması ve yeni nesil otobüslerin alımı, metro, Saraykapı'nın trafiğe kapatılması, kaldırım işgalinin bitirilmesi, Gazi caddesinin trafiğe kapatılması, ongözlü sorunlarının bitirilmesi noktasında yazılar kaleme aldık.
Halkımızın fayda görmesi için çeşitli fikirler sunduk. Şimdi son gelinen noktaya bakıyorum...
Bu dönemde ne yazdıysak ne çizdiysek, neredeyse çoğunu uyguladılar. Oysa atanan zihniyet yazılarımıza hiç bakmaya bile tenezzül etmezdi.
İşte bu yüzden gerçek bir takvalı insan kesinlikle bu iktidarı eleştirmeli. Bu iktidar kördür, sadece kendinedir.
Bir hadise var ki ibretliktir.
Din tüccarları bizi asla dinlemezken...
DEM ise fikirlerimizin nicesini halk için hayata geçirdi.
Elbette İslam Hukukuna tabi olunsa adaletin zirvesini görürdü halklar, gönlümüzün arslanı bellidir.
Ancak şu da var ki Serra Bucak'ın tırnağı etmez, mukaddesatı menfaati için kullanmaya çabalayan sahtekarlar...
Dağkapı Meydanı, Ulucamii meydanı, Hz. Süleyman Camii meydanı şerefidir Diyarbakır şehrinin...
Bu üç meydanın kahvehane işgalinden artık kesin tam arınması gerekiyor. Birkaç gün önce gittim baktım yine kürsüler atılmış meydanın 2 tarafına da! Gazi caddesi de hala işgal altında...
Gelelim yine 3 meydana.
Bazalt taşlarından yapılma tarihimizi hatırlatan yeni banklar da inşa edilmeli buralara. Bank sayısı daha da artırılmalı. Minyatür Diyarbakır şehrinin bir maketi de Ulu Camii meydanının tam ortasına bırakılmalı. Hatta Mardin Kapı’daki o sanat eseri oraya gelebilir. Yere konulmalı. Etrafı çevrilmeli. Görevli başında olmalı. Dağkapı Meydanı da bu sunum için asıl alan olabilir. Yeni bir camekanın içinde elbette.
Milyonlarca turist geliyor. Gördüklerinde sarsılıyorlar bu harika meydanları da. Buralarda kürsülerin olması darbedir Diyarbekir itibarına.
Şehri Hindistan olmaktan çıkarmalı!
Hindistan turistlerden sonra dünyanın alay konusu oldu. Diyarbekir bu akıbeti yaşarsa hepimiz mesul olabiliriz bu hazin durumdan.
Gazi Caddesinde esnaf hala işgal ediyor kaldırımı hala tezgahtarlar var. Tüm tezgahçılar ofise yakın bir yerde bir sokakta olmalı. Turistik bir sokak kurulmalı onlara mağdur edilmemeli.
Uygun fiyat arayanlara yeni rota olur hem... Ama Suriçi’nde olmamalılar.
Suriçi esnafı da denetlenmeli. Bozuk ürünler satıyorlar halka ve turistlere. Bazıları böyle. Acil yoğun denetim olmalı.
Esnafın işgaline de son vermeli. Esnaf dükkanının önünü boşaltmalı. Dükkanın içinde olmalı malı, ürünü!
Hasanpaşa Hanı tarihtir. Kahvaltıcılardan arındırılmalı. Üst katta müzeler olmalı. Alt katta tamamen sadece kültürümüzü yayacak dükkanlar olmalı.
Suriçi’nde ses sorunu çözülmeli. Mikrofonla konuşmak, yüksek sesle müzik yasaklanmalı. Kafelerin de hakkı yok rahatsız etmeye. Fenomenim diye ortaya çıkıp milleti mikrofonla rahatsız eden zırzoplar toplatılmalı. Tur rehberleri bile mikrofonla anlatmaya başlamış, Ulu Camii içinde ibadet edenleri rahatsız ediyor avludan... Böyle mi olacaktı akıbet...
Dilenci sorunu kesinlikle hallolmalı. Bir masajcı dilenci var mesela masaj yapıyor yaklaşıp sonra pişkince para istiyor bir saatte belki 20 turistten insandan para koparıyor. Yıllardır yapıyor. Artık Ulu Camii içinde ibadet edenleri rahatsız ediyor. Bir tanıdık parayı da kumara yatırıyor diyordu. Böylelerini palazlandırmayın. Milyoner oluyorlar sayenizde haberiniz yok!
Yüzlerce zabıta sürekli Suriçi’nde olmalı gece gündüz! Camilerin içini dahi denetlemeli. Suriçi camileri kalabalık olduğundan dilenciler buralarda faaliyette bazıları içeride yapar olmuş bu yüzsüzlüğü. Zabıta camiyi gözetlemiyor diye! İbadet edenleri müşteri görür olmuşlar artık.
Dilencilik yasaklanmıştır. Nice hadis var araştırın. Dilenci sizi kandıracağına gidin gerçek yoksulları bulun. Fakirliğinden emin olduğun dilenciye de yardımını gıda, giyim, kira vs. yap, elleri para almaya alıştırma. Bu sözümüz de halkadır. İnfak, zekat, sadaka dine uygun yapılmalı. Gerçek muhtaçlar bulunmalı.
Diyarbakır şehrimizi canlı yayında gösterenler var. Ağırbaşlı değilsen, saçma sapan sapkın şakalar yapıyorsan, yayın açarak kültür hizmeti vermiyorsun, şehrine ihanet ediyorsun, unutmamalı...
Maalesef bu şehirde de kötüler çoğalıyor giderek. Eskiden arsızı hırsızı namussuzu ibret ederlerdi. Şimdi kalmıyor giderek o bilinç...
Hamza, Ömer, Ali, Aişe, Fatıma olmak isteyen yiğitler şehrine destek olmalı, onursuzlara bu İslam şehrinde asla bir karış toprak bırakmamalı.
Kuşu ölen çocuğu ziyarete giden bir Rasulullah aleyhisselam ümmetiyiz.
Nazar boncukları şeytanların şirke götüren büyüsüdür, böyle hurafeleri ve büyücüleri, yalancı falcıları, sahtekar tüccarları, kumarbaz dilencileri, hırsız yolsuzları temizlemedikçe ve dosdoğru imanla yeniden yeşertmedikçe bu şehri, bu şehir eski günlerine dönemeyecek...
Doğruluk, merhamet, cesaret reçetemiz...
Bu reçeteye uyan asalet ehline, iyi güzellere, güzel iyilere gönülden selam olsun...
Diyarbekir bir nefes hep çağlar cevherimizde...
Atananlar tehlikesi olmazsa, Serra Bucak kalmaya devam ederse sanki metroyu, tramvayı da getirecek gibi duruyor.
Tarihe geçme fırsatıdır ona da... Halka hizmeti Hakk'a hizmet şuuruyla yapıyorsa ne mutlu ona...
Elbirliğiyle şehrimize vefa duyalım, mikroplardan temizleyelim kentimizi, sokaklarımızı, mahallemizi...
Fesatçıları, torbacıları, sapkınları barındırmayalım.
İçini ve dışını temizleyelim Kadim Diyarbekirimizin...
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.