İlhami Işık

İlhami Işık

Ben sizden değilim

Ben sizden değilim

Bu cümle, içimde yıllardır biriken bir isyanın ilk satırı.

Siz, o büyük “biz” kalabalığı; sorgulamayan, itiraz etmeyen, sadakatini sorgusuz sualsiz sunan kulları arıyorsunuz.

Gözlerinizde parlayan tek şey, kör bir bağlılık. Yanlışa “yanlış” diyemeyen, yalana “yalan” diyemeyen, vicdanını susturup “dava” diye bağıran o insanları istiyorsunuz.

Çünkü onlar rahat. Onlar öngörü körlüğüyle malul yarını görmüyorlar, dünle de yüzleşmiyorlar.

Sadece bugünün efendisine boyun eğiyorlar.

Ve siz bunu “erdem” diye yutturuyorsunuz.

Liyakatini, yeteneğini, aklını sürekli bileyen insan ise sizler için en büyük tehlike.

O, sisteminizin çarklarına uymuyor. O, “buyruk” kelimesini duyunca irkilmiyor. O, kutsal sandığınız putları sorguladığı anda, bütün tapınağınız sarsılıyor.

Bu yüzden onu ya ezer, ya dışlar, ya da “tehlikeli” ilan edersiniz. “Bölücü”, “elit”, “dış mihrak”… Kelimeleriniz hazır.

Hepsi aynı kapıya çıkıyor. Özgür düşünceyi susturmak.

Her ne kadar bu karanlık duruşunuzu “kutsal dava”, “özgürlük yürüyüşü”, “ulusal uyanış” ya da “devrim” diye süsleseniz de…

Hepimiz biliyoruz.

Siz sadece hükmetme özgürlüğü istiyorsunuz.

Kendi özgürlüğünüzü, başkalarının zincirleriyle inşa etmek istiyorsunuz. İster adınız örgüt olsun, ister parti, ister tarikat, ister “ilerici” ya da “muhafazakâr” bir yapı… Fark etmiyor.

Mekanizma aynı. İçeride eleştiri ihanet, sorgulama bölücülük, farklılık düşmanlık sayılıyor. Dışarıya “özgürlük” diye haykırırken, içeride en katı zincirleri vuruyorsunuz.

Kutsallaştırdığınız her dava, zamanla bir tahakküm aracına dönüşüyor.

Çünkü asıl sevmediğiniz şey özgür insan.

Onun gözlerindeki o keskin ışık, o sorgulayan bakış, o “dur” diyebilen cesaret… Sizden bunu esirgiyor.

Özgür insan, sizin için en büyük korku kaynağıdır. Çünkü o, hiçbir otoriteyi mutlak kabul etmez. Hiçbir “dava”yı, vicdanının üstüne koymaz.

Eleştirel ahlakı hiç sevmediniz. Çünkü o ahlak, güç ilişkilerini çıplak bırakır. “Biz ve onlar” diye kurduğunuz sahte kardeşliği yerle bir eder.

O ahlak, yoksulluğu, adaletsizliği, yalanı, zulmü sadece “düşman”ın yaptığı bir şey olarak görmez.

Kendi saflarınızda da arar. İşte bu yüzden ondan nefret edersiniz. Çünkü o, aynayı yüzünüze tutar.

Kaç kez gördük bunu tarihte?

Kaç kez “özgürlük” diye yola çıkanların, yeni bir despotizmin mimarı olduğunu izledik?

Kaç kez “kardeşlik” diye bağıranların, en sonunda kendi kardeşlerini yargılayıp dışladığını şahit olduk?

Hep aynı hikâye. Sadakat isteyenler çoğalıyor, akıl ve vicdan azınlıkta kalıyor.

Yetenekli, sorgulayan, cesur bireyler ya susturuluyor ya da sistemin çarkları arasına sıkıştırılıp törpüleniyor.

Geriye kalan ise geniş bir sürü: İtaat eden, alkışlayan, sorgulamayan… Ve siz bu sürünün çobanlığını “kutsallık” diye pazarlıyorsunuz.

Ama şunu iyi bilin:

Özgür insan yok olmaz.

O, her baskının, her karanlığın içinden yeniden doğar.

Çünkü özgürlük, insanın doğasında vardır. Onu zincire vurabilirsiniz, susturabilirsiniz, dışlayabilirsiniz… Ama tamamen öldüremezsiniz.

Bir gün, bir yerde, bir vicdanın derinliklerinde yeniden filizlenir. Ve o filiz, bütün yapay tapınaklarınızı sarsar.

Ben sizden değilim.

Ve bu cümleyi gururla tekrarlıyorum.

Ben sorgulamaya, itiraz etmeye, yanlışa yanlış demeye devam edeceğim.

Liyakatimi, aklımı, vicdanımı kimseye feda etmeyeceğim.

Özgür insan olmanın bedelini ödemeye razıyım. Çünkü öteki yol, sizin yolunuz; köleliğin, körlüğün, korkunun yoludur.

O yolda yürümektense, yalnız ve dik durmayı tercih ederim.

Çünkü gerçek özgürlük, hiçbir efendiye ihtiyaç duymamaktır.

Ve ben, işte o özgürlüğün tarafındayım.

İster yalnız kalayım, ister azınlıkta…

Bu duruşumdan vazgeçmeyeceğim.

Çünkü insan olmanın onuru, tam da burada başlıyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İlhami Işık Arşivi