Sinan Dedeoğlu

Sinan Dedeoğlu

Futbolun içindeki ‘Kocaman’ yalnızlık

Futbolun içindeki ‘Kocaman’ yalnızlık

Türkiye futbolunda bazı isimler başarılarıyla hatırlanır, bazıları kupalarıyla, bazıları ise gürültüleriyle. Aykut Kocaman ise bunların hiçbirine tam olarak sığmaz. Çünkü o, futbolun içinde dururken futbola teslim olmayan nadir figürlerden biridir.

Belki de bu yüzden yıllardır bu kadar hırpalanıyor.

Endüstriyel futbolun hoyrat çarklarına mesafesi, popüler kültürün dayattığı kahramanlık anlatılarına itirazı, magazinle arasına koyduğu bilinçli uzaklık onu hep "yabancı ve Yalnız" kıldı. Çünkü bu düzen yalnızca kazananları değil, kazanmaktan başka hiçbir şey düşünmeyenleri sever.

Oysa Aykut Kocaman'ın hikâyesi başka bir yerden başlar.

1996 yılında Trabzonspor karşısında attığı golle Fenerbahçe'ye şampiyonluğu getirdiğinde, milyonlarca insanın beklediği coşkuyu göstermedi. Mikrofonlara dönüp şunları söyledi: "Evet, biz şampiyon olduk ama onlar adına da çok üzgünüm. Neticede bir insan intihar etti. Futbol hayatın önüne geçmemeli."

Türkiye futbol tarihinin belki de en sıra dışı cümlelerinden biriydi bu. Çünkü o anda herkes zaferi konuşurken, o mağlubiyeti yaşayanların acısını düşünüyordu. Herkes rakibini ezmenin hazzını yaşarken, o rakibinin yerine kendini koyuyordu.

Bugün bile futbol dünyasının anlamakta zorlandığı şey tam olarak budur.

Çünkü egemen kültür bize sürekli rekabeti öğretir. Kazananın haklı olduğunu, kaybedenin unutulması gerektiğini söyler. Empatiyi zayıflık, dayanışmayı romantizm olarak gösterir. Oysa Kocaman'ın o gün yaptığı şey, futbolun ötesinde insani bir tavırdı.

Yıllar sonra teknik direktör olarak da aynı çizgiyi sürdürdü.

2011 yılında şampiyonluk yarışının en kritik dönemlerinden birinde, kazandığı önemli bir maçın ardından kendisine uzatılan mikrofonlara önce "işçi kardeşlerinin" 1 Mayıs Bayramı'nı kutlayarak cevap verdi. Türkiye'nin en büyük kulüplerinden birinin teknik direktörüydü. Üstelik Fenerbahçe gibi tarih boyunca devletle, sermayeyle ve iktidarla iç içe olmuş bir kulübün başındaydı.

Ancak o gün futbol konuşmadan önce emekçileri konuşmayı tercih etti.

Bu tavır tesadüf değildi.

Çünkü insanın hayattaki duruşu, yalnızca siyasi beyanlarında değil, en sıradan görünen anlarda ortaya çıkar. Aykut Kocaman'ın farklılığı da burada yatıyordu. O, futbolun sadece bir oyun olduğunu, hayatın ise bundan çok daha büyük meselelerden oluştuğunu hatırlatıyordu.

Kapitalizmin her alanı kuşattığı, insan ilişkilerini bile rekabet ve çıkar üzerine kurduğu bir dünyada bu cümle son derece karamsar görünür. Gerçekten de hayatlarımız çoğu zaman dikiş tutmaz. Fabrikalarda, plazalarda, mağazalarda, ofislerde, ekranların karşısında tüketilen ömürlerimiz bize sürekli aynı şeyi hissettirir: Bir şeyler yanlış gitmektedir.

Ancak bazen bazı insanlar bu karamsarlığın içinde küçük gedikler açar.

Aykut Kocaman'ın temsil ettiği şey tam da budur. O, çamura bulanmış kitabın arasında kalmış tek beyaz yapraktır.

O, bu düzenin içinde yer alırken bile ona bütünüyle teslim olmamayı başardı. Başarı sarhoşluğuna kapılmadan kaybedeni düşünebildi. Şampiyonluk yarışının ortasında emekçileri hatırlayabildi. Popüler olmanın kolay hallerini reddedip kendi doğrularında ısrar etti.

Bu yüzden onu anlamak yalnızca bir futbol insanını anlamak değildir.

Aykut Kocaman'ı anlamak, Türkiye futbolunun neden bu kadar hastalandığını anlamaktır. Çünkü bugün futbol, tıpkı toplumun geri kalanı gibi, başarıya tapıyor; düşünceyi küçümsüyor; gösterişi karakterin önüne koyuyor. Gürültüyü derinliğe, sloganı fikre tercih ediyor.

Kocaman'ın yarattığı rahatsızlığın nedeni de budur. O, bu kültürün tam karşısında duran bir hatırlatmadır.

Belki devrim tam da burada başlıyordur.

Bir insanın, herkesin aynı yöne baktığı yerde başka bir şeyi görebilmesinde.

Bir golün ardından rakibinin acısını hissedebilmesinde.

Bir galibiyetin ardından işçileri hatırlayabilmesinde.

Ve bütün bunları yaparken, kendisi olmaktan vazgeçmemesinde.

Bu yüzden Aykut Kocaman sadece bir futbol insanı değildir.

O, futbolun içinde kalmayı başarırken futbola teslim olmayan ender insanlardan biridir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sinan Dedeoğlu Arşivi