Canan Yıldırım

Canan Yıldırım

Yüz karası: Başlık parası

Yüz karası: Başlık parası

Ne zaman son bulacak bu başlık parası?

"Evlat evlattır; başlık parası pazarlık konusu olamaz."

Aslında bu cümle, söylenmesi gereken her şeyi tek başına anlatıyor. Ancak ne yazık ki hâlâ bazı evlerde, bazı zihinlerde bu gerçeğin karşılığı yok. Çünkü başlık parası yalnızca bir gelenek değil; kadını değersizleştiren, eşitsizliği normalleştiren bir anlayışın ürünüdür.

Bir insanın vicdanı nasıl el verir de kızını bir pazarlık konusu hâline getirir? Bir baba nasıl olur da evladının mutluluğunu altınla, parayla, mal varlığıyla ölçebilir?

Bugün hâlâ bazı bölgelerde kız istemeye gidildiğinde şu sözler duyulabiliyor:

"Ben de oğluma kız alacağım, bu yüzden başlık parası almalıyım."

Peki bunun adı nedir?

Bir insanın evladı üzerinden kazanç elde etmeye çalışması hangi vicdana, hangi ahlaka, hangi inanca sığar?

Kız evladı neden bir yük gibi görülüyor? Kız doğmanın suçu nedir?

Ne yazık ki bazı aileler kızlarının değerini altınla ölçmeye çalışıyor. Mehir adı altında yüklü miktarda altınlar, düğün masrafları, ev dizme, araba alma gibi talepler sıralanıyor. Sonuçta bütün yük damat tarafının omuzlarına bırakılıyor.

Oysa mehir ile başlık parası aynı şey değildir. Mehir kadının hakkıdır; başlık parası ise çoğu zaman ailelerin maddi beklentilerine dönüşen bir uygulamadır. Bu ikisini birbirine karıştırmak doğru değildir.

Evlilik bir ticaret değildir.

Evlilik; sevgi, saygı ve fedakârlık üzerine kurulan kutsal bir ortaklıktır. İki insanın el ele vererek bir hayat inşa etmesidir. Ancak başlık parası anlayışı, evliliği bir yuva kurma niyetinden çıkarıp bir alışverişe dönüştürmektedir.

Gençler zaten hayatın ağır yükleriyle mücadele ediyor. İş bulmak, ev kurmak ve geçim sağlamak başlı başına büyük sorumluluklardır. Bir de bunların üzerine bitmek bilmeyen talepler eklendiğinde, nice yuvalar kurulmadan dağılıyor, nice umutlar daha filizlenmeden soluyor.

Oysa anne ve babaların görevi çocuklarının önüne engeller koymak değil, onların mutluluğuna destek olmaktır.

Gerçekten kızına değer veren bir baba, onu maddi beklentilerin merkezine koymaz. Kızının kaç bilezik getirdiğine değil, mutlu olup olmayacağına bakar. Çünkü hiçbir altın, bir evladın huzurundan daha kıymetli değildir.

Çünkü evlat evlattır.

Erkek evlat için istenen hak ve imkânlar kız evlat için de geçerlidir. Birinin değeri diğerinden üstün değildir. Evlatlar arasında ayrım yapmak da, onları maddi kazanç aracı olarak görmek de insanlık onuruyla bağdaşmaz.

Artık değişim zamanı.

Kızlarımızı bir kazanç kapısı olarak değil, geleceğin güçlü bireyleri olarak görme zamanı. Hayallerini satmadan, umutlarını pazarlık konusu yapmadan büyütme zamanı.

Çünkü gerçek zenginlik altınlarda değil; mutlu yuvalarda, huzurlu ailelerde ve eşit yetişen evlatlardadır.

Eskilerin güzel bir sözü vardır:

"İki gönül bir olursa samanlık seyran olur."

Mutluluğun ölçüsü altın, eşya, ev ya da araba değildir. Mutluluğun gerçek temeli sevgi, saygı ve anlayıştır.

Başlık parası değil; eşit hak, adalet ve sevgiyle büyüyen bir gelecek istiyoruz.

Gerek devletin gerekse yerel yönetimlerin bu meseleye daha fazla eğilmesi, toplumsal farkındalığı artıracak çalışmalar yapması ve gençlerin yuva kurmasını zorlaştıran bu anlayışlarla mücadele etmesi gerekmektedir.

Çünkü bir evladın değeri altınla ölçülemez. Evlat satılık değildir, pazarlık konusu hiç değildir.

Şimdiden biliyorum; bazı kız babaları beni topa tutacaktır.

Ama birilerinin de bu gerçeği dile getirmesi gerekiyor. ????

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Canan Yıldırım Arşivi