Gençler geleceğe inanmıyor
Bir ülkenin geleceğini görmek istiyorsanız, meydanlara değil gençlerin gözlerine bakın. Çünkü bir milletin yarını, gençlerinin taşıdığı umut kadardır. Son yıllarda gençlerle yaptığım her sohbette aynı duyguyu hissediyorum. Kimisi iş bulamamaktan, kimisi geleceğini planlayamamaktan, kimisi de emeklerinin karşılığını alamayacağını düşünmekten söz ediyor. Aslında kaybolan sadece umut değil; geleceğe duyulan inançtır. İnanç zayıfladığında hayaller küçülür, hayaller küçüldüğünde ise bir ülkenin geleceği sessizce eksilmeye başlar.
Ben gençleri suçlayanlardan hiç olmadım. Çünkü hiçbir genç umutsuz doğmaz. Onu umutsuzluğa iten; gördükleri, yaşadıkları ve hissettikleridir. Bir gence sürekli “daha çok çalış” demek kolaydır. Asıl mesele, çalıştığında karşılığını alacağına onu inandırabilmektir. Emek ile başarı arasındaki bağ zayıfladığında, inanç da yavaş yavaş yerini karamsarlığa bırakır.
Bugünün gençleri artık sadece yaşadığı şehri değil, bütün dünyayı aynı ekranın içinden görüyor. Farklı ülkelerdeki eğitim imkânlarını, çalışma şartlarını ve yaşam standartlarını izliyor; ardından kendi hayatıyla kıyaslıyor. Bu kıyas bazen azim doğuruyor ama çoğu zaman hayal kırıklığına dönüşüyor. Sosyal medya yalnızca bilgi taşımıyor; beklenti de oluşturuyor. Beklentiler büyüdükçe, gençlerin omuzlarındaki yük de ağırlaşıyor.
Bir toplumun en büyük sermayesi, gençlerinin geleceğe duyduğu güvendir. Bu güven zedelendiğinde yalnızca bireyler değil, ülkenin yarınları da yıpranır. Gençler kendilerine değer verildiğini hissetmek, emeklerinin karşılığını alabileceklerine inanmak istiyor. Adaletin, liyakatin ve fırsat eşitliğinin güçlendiği bir iklim, onların yeniden hayal kurmasını sağlayacaktır. Çünkü umut, kendiliğinden doğmaz; güven veren bir ortamda filizlenir.
Kalemimi her elime aldığımda gençleri düşünüyorum. Çünkü biliyorum ki bugün kurduğumuz her cümle, yarının Türkiye’sine bırakılmış bir izdir. Ben umutsuzluğu büyüten değil, umudu çoğaltan bir dilin tarafıyım. Eleştirinin de bir sorumluluğu olduğuna inanıyorum. Eğer bir sorun dile getiriliyorsa, o sorunun çözümüne de ışık tutulmalıdır. Gençlere yalnızca karanlığı anlatan değil, önlerindeki yolu da gösteren bir anlayışa ihtiyacımız var.
Yıllardır toplumun içinde dolaşan, insanları dinleyen ve kalemiyle bu ülkenin meselelerini anlatmaya çalışan biri olarak şuna yürekten inanıyorum: Gençler bu milletin yükü değil, en büyük gücüdür. Onların fikirlerine kulak vermeden, hayallerini anlamadan ve önlerini açmadan güçlü bir gelecek kuramayız. Gençlerin güvenini kazanan bir ülke, geleceğini de kazanmış olur.
Bu ülkenin en büyük zenginliği ne sahip olduğu doğal kaynaklardır ne de yükselen binalarıdır. Asıl zenginliği, inanmaya devam eden gençleridir. Ben de kalemimi bu inancı diri tutmak için kullanıyorum. Çünkü biliyorum ki umut bulaşıcıdır. Bir gencin yeniden hayal kurması, bir ailenin yüzünü güldürür; binlerce gencin yeniden inanması ise bir milletin geleceğini değiştirir. Ben, bu toprakların gençlerine güveniyor ve yarının Türkiye’sini onların azmi, emeği ve inancının inşa edeceğine bütün kalbimle inanıyorum.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.