Oktay Candemir

Oktay Candemir

Yeni Parti, ‘yeni CHP’ mi olacak, yoksa gerçekten ‘yeni’ mi?

Yeni Parti, ‘yeni CHP’ mi olacak, yoksa gerçekten ‘yeni’ mi?

Siyasetteki son altüst oluşları düşünürken, insanımızın en sıkıntılı anlarda sığındığı o kadim söz takıldı aklıma: “Belki de senin için en hayırlısı budur…”

Kemal Kılıçdaroğlu’nun hukuki tabirle o “mutlak butlan” konumuna gelmesi ve Özgür Özel’in yeni bir parti kurma hamlesi ilk bakışta bir kriz gibi görünse de, acaba Türkiye siyaseti için beklenmedik bir fırsat olabilir mi?

Çünkü kabul edelim ki, yüzyıldır bu ülkenin kalkınmasının ve demokratikleşmesinin önündeki en büyük engellerden biri siyasal İslamcılık ise, en az onun kadar sorumlu olan bir diğer unsur da değişime direnen ağır, statükocu CHP anlayışıdır. Tam da bu yüzden, o kemikleşmiş yapının siyasi parti mezarlığına gömülmesi, belki de Türkiye’nin önünde hiç öngörülemeyen yepyeni bir ufuk açabilir.

Ancak asıl kritik soru tam da burada başlıyor: Özgür Özel bu düğümü gerçekten çözebilecek mi, yoksa aynı nakaratı farklı bir tondan mı dinleyeceğiz?

Eğer Özel, kuracağı yapıyı yine o klasik CHP kodlarıyla, 1930’ların anlayışını konserve edip sunan bir zihniyetle şekillendirecekse, Türkiye toplumuna da demokrasisine de hiçbir faydası dokunmaz. Nitekim partinin kuruluş dilekçesinin Kürt hafızasında inkârın belgesi olarak görülen Lozan Antlaşması’nın yıldönümüne denk getirilmesi, o eski reflekslerin hâlâ canlı olduğunu gösteriyor. Bu durum biz Kürtlerde pek de sıcak çağrışımlar yaptırmadı. Yine de hemen kestirip atmamak, o parantezi açık tutmak gerekiyor. Çünkü Özel’in kurduğu yeni parti, doğru hamleleri yaparsa CHP’nin tarihsel yükünden tamamen sıyrılma şansına sahip.

Bakın, CHP’nin arka planında Dersim, Zilan, Ağrı ve 33 Kurşun gibi acı katliamların gölgesi var. Sadece Kürt meselesinde değil, 1930’lardan itibaren dindar ve mütedeyyin kesimlere uygulanan baskıcı politikaların vebali de hâlâ CHP’nin üzerinde duruyor. Özgür Özel işte tam bu noktada radikal bir makas değişimi yapabilir. CHP’nin o tarihsel bagajından kopmayı başarır, Dersim ve benzeri trajedilerle yüzleşip bunları tabu olmaktan çıkarırsa, toplumun geniş kesimlerinde karşılık bulması işten bile değil.

Bütün mesele, Özel’in tarihi nereden başlatacağında düğümleniyor. “Asıl CHP biziz” diyerek tarihi 1930’lara mı yaslanacak, yoksa “Biz CHP değiliz, yepyeni bir vizyonuz” diyerek ezber mi bozacak?

Peki, Yeni Parti gerçekten Yeni Türkiye’yi yaratabilir mi?

Sadece İzmirlilerin, o endişeli seküler ve laik kesimlerin partisi mi olacak, yoksa tüm Türkiye’nin mi?

Yeni Parti’nin İzmir ve Muğla kıyılarından çıkıp Türkiyelileşmesi, dar coğrafi alanlara sıkışmaktan kurtulup tüm memlekete seslenebilmesi gerekiyor. Bunu klasik CHP asla yapamazdı; ama Yeni Parti yapabilir.

Özel, AB reformlarını, evrensel insan haklarını ve temel özgürlükleri merkeze alan cesur bir perspektif geliştirebildiği takdirde, klasik yüzde 25-30 bandına sıkışıp kalmaktan kurtulup önümüzdeki yıllarda tek başına iktidara yürüyecektir.

İtiraf edeyim; siyaset sahnesine ilk çıktığı zamanlar değil belki ama son dönemde Özgür Özel’de belirgin bir “lider kumaşı” ve özgüven görmeye başladım. Önünde tarihi bir fırsat penceresi duruyor. Eğer bu anı doğru değerlendirebilir, CHP’nin geçmişinden sıyrılacak cesareti gösterebilirse, 1970’lerdeki o meşhur “Umudumuz Ecevit” rüzgarını bugün bir “Özgür Umudumuz” dalgasına dönüştürebilir.

O cesareti gösterip tarihi baştan mı yazacak, yoksa siyaset mezarlığına bir parantez daha mı açacak?

Karar da, tarihsel sorumluluk da tamamen onun ama klasik statükocu CHP’nin erimesi her halükarda Türkiye’nin faydasına olacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Oktay Candemir Arşivi