Amedspor: Farklılıklarımızın ortak rengidir.
“Bazı takımlar bir şehri temsil eder; bazı takımlar ise bir şehrin sınırlarını aşarak milyonların ortak duygusuna dönüşür takım Amedspordur.”
Amedspor’un Başakşehir’i 5-0 mağlup etmesi, yalnızca futbol sahasında alınmış farklı bir galibiyet değildi. Maçın ardından ortaya çıkan görüntüler, Amedspor’un toplumsal ve kültürel anlamda ulaştığı noktayı da bir kez daha gösterdi.
Diyarbakır’da büyük bir coşku yaşandı. Ancak bu kez dikkat çekici olan yalnızca Diyarbakır’daki kutlamalar değildi. Amedspor’un 5-0’lık galibiyeti Türkiye’nin birçok kentinde kutlandı.
İnsanlar farklı şehirlerde sokaklara çıktı, konvoylar oluşturdu, Amedspor bayraklarıyla galibiyeti kutladı. Daha da önemlisi, bazı kentlerdeki kutlamaların coşkusu neredeyse Diyarbakır’daki kutlamalarla yarışacak düzeye ulaştı.
Bu görüntüler üzerinde biraz düşünmek gerekiyor. Çünkü bu tablo bize Amedspor’un artık yalnızca bir futbol kulübü olmadığını; farklı şehirlerde, farklı kimliklerde ve farklı toplumsal kesimlerde karşılık bulan ortak bir sevincin adı hâline geldiğini gösteriyor.
Amedspor’un Başakşehir karşısındaki 5-0’lık galibiyeti, Diyarbakır’dan başlayıp Türkiye’nin farklı kentlerine yayılan bir sevince dönüştü.
Bir şehirde insanlar araç konvoyları oluştururken, başka bir şehirde gençler Amedspor formalarıyla sokaklara çıktı. Bir başka kentte insanlar bayraklarla ve tezahüratlarla galibiyeti kutladı.
Şehirler farklıydı, insanların yaşamları farklıydı, kimlikleri, kültürleri ve siyasi düşünceleri farklı olabilirdi, âmâ o gece sevinç ortaktı. İşte Amedspor’un hikâyesinin en dikkat çekici taraflarından biri de budur.
Birilerinin Amedspor formasına, Amedspor’a ya da “Amed” adına yönelik saldırısını bütün bir millete, bütün Türklere veya bütün bir topluma mal etmek doğru değildir.
Hatta işin ilginç tarafı şu ki, Amedspor’u destekleyen çok sayıda Türk vardır. Sadece Diyarbakır’da veya Kürtler arasında değil; Türkiye’nin farklı şehirlerinde, farklı bölgelerinde, farklı kimliklerden Amedspor’a gönül vermiş insanlar vardır. Bugün kişisel örneklerin ötesinde, Amedspor sevgisinin farklı kentlerdeki kitlesel yansımalarına da tanık oluyoruz.
Başakşehir karşısındaki 5-0’lık galibiyet sonrasında Diyarbakır’ın yanı sıra birçok kentte yapılan kutlamalar bunun açık bir göstergesidir. Amedspor’un sevinci Diyarbakır’ın sınırlarına sığmıyor. Çünkü futbol, insanların arasına duvar örmek zorunda değildir. Tam tersine, doğru değerlendirildiğinde insanlar arasında köprü kurabilir.
Amedspor’a hâlâ yalnızca siyasi veya kimliksel bir tartışmanın içinden bakmak, futbolun ve toplumun gerçekliğini görmemektir. Amedspor artık yalnızca Diyarbakır’ın bir futbol kulübü değildir. Amedspor, onu seven herkesin takımıdır.
Bir insanın Galatasaraylı olması için İstanbul’da doğması gerekmiyor. Fenerbahçeli olmak için Kadıköy’de yaşamak gerekmiyor. Beşiktaşlı olmak için Beşiktaş’ta doğmak gerekmiyor. Trabzonspor’u desteklemek için Trabzonlu olmak gerekmiyor. Başakşehir’i veya Kasımpaşa’yı desteklemek için İstanbul’da doğmuş olmak gerekmiyor.
Peki, Amedspor söz konusu olduğunda neden aynı ölçüyü kullanmıyoruz? Neden bir insanın Amedspor’u desteklemesi bu kadar şaşırtıcı bulunuyor? Bir Karadenizli Amedspor’u destekleyebilir. Bir İç Anadolulu Amedspor’u destekleyebilir. Bir Egelinin gönlü Amedspor’dan yana olabilir. Bir Türk Amedsporlu olabilir. Çünkü futbolun doğasında aidiyet vardır ama aidiyetin tek bir kimliği yoktur.
Amedspor formasını giyen bir insana saldırmak, sadece bir futbol formasına saldırmak değildir. Formayı giyen kişiye: “Senin seçimin benim için kabul edilemez. Demektir. Bir insanın tuttuğu takım üzerinden hedef alınması, aslında toplumdaki tahammülsüzlüğün göstergesidir.
Bugün Amedspor formasına saldıran zihniyet, yarın başka bir takımın formasına, başka bir kimliğe, başka bir kültürel değere de saldırabilir. Bu yüzden mesele sadece Amedspor değildir. Mesele, farklılıklarla birlikte yaşayabilme kültürüdür.
Amedspor’a saldıran birkaç kişinin görüntüsü sosyal medyada dolaşıma girdiğinde bazen bütün Türkiye böyleymiş gibi bir algı oluşturuluyor. Hayır. Türkiye bundan ibaret değildir. Türkiye’nin başka bir yüzü de vardır yüz, Amedspor’un galibiyetini kendi galibiyeti gibi kutlayan insanlarda görülmektedir.
Diyarbakır’da başlayan coşkunun farklı kentlere yayılması, hatta bazı kentlerde kutlamaların Diyarbakır’daki coşkuyla yarışması, Türkiye toplumunun sanıldığından çok daha karmaşık ve çok daha renkli olduğunu gösteriyor.
Bir takımın sevinci, başka şehirlerde yaşayan insanların da sevincine dönüşebiliyorsa, orada yalnızca futboldan söz edemeyiz. Orada bir aidiyet vardır. Bir sempati vardır. Bir gönül bağı vardır. Ve belki de en önemlisi, farklılıklar arasında kurulmuş bir ortaklık vardır.
Toplumsal bütünleşme demek herkesin aynı düşünmesi değildir. Herkesin aynı takımı tutması da değildir. Herkesin aynı dili konuşması, aynı kültürü yaşaması veya aynı yaşam biçimine sahip olması hiç değildir. Bütünleşme; farklılıklarımızla birlikte yaşayabilmektir.
Bir insanın Amedspor’u sevmesi, diğerinin Fenerbahçe’yi sevmesi, bir başkasının Trabzonspor’u desteklemesi nasıl doğal karşılanıyorsa; Amedspor sevgisinin de aynı doğallıkla karşılanması gerekir. Çünkü gerçek birliktelik, farklılıkları ortadan kaldırmakla değil, farklılıklarla yan yana durabilmekle mümkündür.
Bir şehrin halk tarafından kullanılan adından rahatsız olmak, o şehrin insanlarını yok saymak anlamına gelir. Bir isim üzerinden kavga etmek yerine, insanların neden o ismi kullandığını anlamaya çalışmak daha doğru değil midir? Bir kelimeden korkmak yerine, o kelimenin insanlarda taşıdığı anlamı anlamaya çalışmak gerekmez mi?
İsimler üzerinden kavga etmek kolaydır; birbirimizi anlamaya çalışmak ise daha değerlidir. Bugün toplumun ihtiyacı olan şey yeni duvarlar örmek değil, mevcut duvarları yıkmaktır.
Amedspor’a yönelik her saldırıyı büyütüp yeni bir kavganın malzemesi hâline getirmek de doğru değildir. Çünkü bazen en güçlü cevap, gereksiz provokasyona prim vermemektir. Saldıranlara karşı hukukun gereğini yapmak başka şeydir; onların yarattığı gerilimi toplumun tamamına yaymak başka şey.
Provokasyonun amacı insanları birbirine düşürmektir. Buna izin vermemek gerekir. Toplumun büyük meseleleri varken, insanların hangi formayı giydiği üzerinden birbirine düşürülmesi gerçekten de anlamsızdır.
Çünkü bir futbol takımının başarısı, insanları birbirine düşürmek yerine birbirine yaklaştırabiliyorsa, o takımın toplumsal anlamı da futbol sahasının çok ötesine geçmiştir.
Amedspor’un Başakşehir karşısındaki 5-0’lık galibiyeti bize tam da bunu gösterdi. Diyarbakır sevindi. Âmâ Diyarbakır yalnız değildi. Türkiye’nin birçok kentinde insanlar aynı gece sevindi. Bazı kentlerde öylesine büyük bir coşku yaşandı ki, kutlamalar Diyarbakır’daki kutlamalar kadar, hatta yer yer ondan daha coşkulu görüntülere sahne oldu.
Bu tablo Amedspor’un ulaştığı yeni bir aşamayı gösteriyor. Amedspor artık sadece bir şehrin futbol takımı olarak değerlendirilemez, farklı şehirlerden insanların gönül verdiği bir takımdır.
Amedspor’un büyümesi bazılarını rahatsız edebilir.
Ama bir gerçeği değiştirmez: Amedspor vardır.
Ve onu destekleyen insanlar vardır.
Hem de yalnızca Diyarbakır’da değil, Türkiye’nin dört bir yanında, Dünyanın dört bir yanında.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.