Amedspor’u da barışı da durduramazsınız!
“Tribünlerdeki nefret, milyonların barış özlemini durduramaz.”
Kocaeli’de Amedspor–Kocaelispor karşılaşması sırasında tribünlerden Amedspor taraftarlarına doğru “sarı torba” sallanması, sıradan bir tribün taşkınlığı olarak görülemez. Çünkü kullanılan sembol, ölüm ve şiddet çağrışımı taşıyan, karşı tarafı aşağılamayı ve korkutmayı amaçlayan bir provokasyon olarak algılanmıştır. Olayla ilgili Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlatmış, beş kişi gözaltına alınmış ve daha sonra haklarında ev hapsi ile adli kontrol kararı verilmiştir.
Fakat burada asıl sorulması gereken soru şudur: Bu provokasyonlar neden sürekli karşımıza çıkıyor ve kime hizmet ediyor?
Çünkü barışın konuşulduğu, çatışmanın sona erdirilmesinin tartışıldığı dönemlerde nefret dilinin yeniden sahneye sürülmesi tesadüf olarak görülmemelidir. Kimi zaman bir tribünde, kimi zaman bir pankartta, kimi zaman sosyal medyada ortaya çıkan provokasyonların ortak sonucu bellidir:
Toplumu yeniden birbirine düşürmek.
Ama artık bilinmesi gereken daha önemli bir gerçek var:
Provokasyonlar barışı durduramaz.
Amedspor'u durduramaz.
Amedspor taraftarını da durduramaz.
Çünkü Amedspor yalnızca 11 futbolcunun sahaya çıktığı bir takım değildir. Onun etrafında oluşan toplumsal hafıza, kimlik, aidiyet ve umut, bir tribünde sallanan birkaç poşetten çok daha büyüktür.
Amedspor'a yönelen her provokasyon, aslında Amedspor'u değil, toplumsal barış umudunu hedef almaktadır.
Fakat buna verilecek en güçlü cevap öfkeyi büyütmek değildir.
En güçlü cevap, provokasyona teslim olmamaktır.
Birileri kavga istiyorsa, biz barışı büyütmeliyiz.
Birileri nefret dili kullanıyorsa, biz insanlık dilini yükseltmeliyiz.
Birileri geçmişin acılarını bugünün çocuklarına miras bırakmak istiyorsa, biz çocuklarımıza barışı bırakmalıyız.
Çünkü bu ülkenin Türk’ü, Kürd’ü, Laz’ı, Çerkes’i, Arab’ı, bütün halkları da aynı gelecekte yaşayacaktır.
Bugün bir stadyumda Amedspor'a yönelik yapılan provokasyon, yarın başka bir şehirde başka bir topluluğu hedef alabilir. Nefret bir kez normalleştirilirse sınır tanımaz.
Bu nedenle mesele yalnızca Amedspor meselesi değildir.
Mesele, bu ülkede farklılıklarımızla birlikte yaşayabilme meselesidir.
Amedspor taraftarının provokasyonlara karşı göstereceği en büyük güç, öfkeye kapılmadan barıştan yana tavır koymasıdır.
Çünkü bazen susmak teslimiyet değildir.
Bazen geri çekilmek korkaklık değildir.
Bazen en büyük cesaret, karşındaki seni kavgaya çağırırken barışta ısrar etmektir.
Amedspor sahaya çıktığında yalnızca rakibiyle mücadele etsin.
Taraftarı tribünde yalnızca takımını desteklesin.
Hiç kimse bir futbol maçını halkların düşmanlaştırıldığı bir alana dönüştürmesin.
Futbolun dili rekabet olabilir; nefret olamaz.
Tribünlerin sesi yüksek olabilir; tehdit olmamalıdır.
Rakip olunabilir; düşman olunamaz.
Ve en önemlisi: Birilerinin provokasyonuyla halkların geleceği belirlenemez.
Bugün Amedspor'a “sarı torba” gösterenler, belki bir anlık bir görüntü yaratabilirler. Ancak o görüntü, milyonlarca insanın barış arzusundan daha güçlü değildir.
Çünkü tarih bize şunu gösteriyor: Nefret çok gürültülüdür; ama barış daha kalıcıdır.
Amedspor da taraftarı da provokasyonlara rağmen barıştan vazgeçmemelidir.
Çünkü barıştan vazgeçmek, provokatörlere istediğini vermektir.
Onlara verilecek en güzel cevap ise şudur: “Siz ne kadar provokasyon yaparsanız yapın, biz birbirimizin düşmanı olmayacağız.”
Ve belki de bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz söz şudur: “Bir poşetle barışın önüne geçemezsiniz; çünkü barış, bir tribünden değil, milyonların yüreğinden yükselir.”
Amedspor sahaya çıkmaya devam edecek.
Taraftarı tribünde yerini almaya devam edecek.
Ve bu ülkenin halkları, bütün provokasyonlara rağmen barış içinde bir gelecek kurma iradesini koruyacaktır. Çünkü provokasyonlar geçicidir; barışın umudu kalıcıdır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.