Mevsimlik Kürt işçilerin değişmeyen kaderi
Mevsimlik Kürt işçilerin kaderi yıllardır değişmiyor. Aynı acılar, aynı haksızlıklar tekrar tekrar yaşanıyor. İnşaat işçilerine de defalarca benzer şekilde davranıldı.
Kürt bölgelerinde yıllardır süren işsizlik nedeniyle insanlar ekmeklerini kazanmak için gurbete gitmek zorunda kaldılar. Gittikleri yerlerde çoğu zaman ezildiler, aşağılandılar ve defalarca saldırılara maruz kaldılar.
Köylerin boşaltıldığı ve yakıldığı dönemin tanığı olarak çok fazla acıya ve haksızlığa şahit oldum. Kürt halkı, yıllarca süren çatışmaların en büyük mağdurlarından biri oldu; yaşananların bedelini hem canlarıyla hem de mallarıyla ödedi. Bu savaşın en ağır yükünü ve bedelini yıllarca Kürt halkı taşıdı.
Bütün bunlara rağmen Kürt halkı, misafirperverliği ve cömertliğiyle bilinen bir halktır. Kendi memleketlerine gelen misafirlerini baş tacı eder, sofralarını ve evlerini paylaşırlar. Yaşadıkları onca acıya rağmen insanlıklarını, dayanışmalarını ve misafirperverliklerini kaybetmemişlerdir.
Türk bir aileden Kürtlere gelin gelen bir kadının çok değer gördüğünü, el üstünde tutulduğunu ve bir gün bile ırkıyla alay edilmediğini gördük. Buna karşılık, Türklere gelin giden birçok kadından bizzat şunları duyduk: En ufak bir tartışmada “Pis Kürt, ne olacak, Kürt değil mi?” gibi hakaretlere maruz kaldıklarını anlattılar.
Kürtler her zaman “kardeşiz” dedi. Fakat ne yazık ki bu kardeşlik çoğu zaman sadece sözde kaldı. İnsanlarımız, kendi memleketlerinde kendilerine reva görülmeyen muameleyi başkalarının saraylarında görmeyi tercih etmektense, kuru ekmek yemeyi onların vereceği baldan daha tatlı bulmalıdır.
Bu ülkenin edileni oldular; itildiler, dışlandılar ve ötekileştirildiler. Bütün bunlara rağmen Kürt halkı insanlığından, kardeşliğinden ve misafirperverliğinden vazgeçmedi.
Bizim Kürt iş adamlarımız ve zengin insanlarımız bir yardımlaşma ve kardeş dayanışması yapsaydı, kimse kalkıp onca yolu gitmek ve onca rezilliğe katlanmak zorunda kalmazdı. Ne yazık ki birbirimizi görmezden geliyoruz.
Bir Kürt atasözü şöyle diyor:
“Ji xekê re masî gire, ji xwera kîso gire.”
Yani insan önce kendi insanının elinden tutmalı, kendi toplumuna sahip çıkmalıdır. Çünkü dayanışma sadece zor günlerde söylenen bir söz değil, zor günlerde gösterilen bir davranıştır.
Bugün artık birbirimize sırtımızı dönmek yerine birbirimizin elinden tutmanın zamanıdır. Kendi insanımızın ekmeğine, emeğine ve onuruna sahip çıkabilirsek, hiçbir insanımız ekmeğini kazanmak için başka diyarlarda hor görülmeye, aşağılanmaya ve dışlanmaya mecbur kalmaz.
Kürt halkının en büyük gücü yalnızca sahip olduğu topraklar değil; dayanışması, kardeşliği, emeği ve birbirine sahip çıkma iradesidir. Bu iradeyi yeniden güçlendirmek, hepimizin sorumluluğudur.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.