Arslan ÖZDEMİR

Arslan ÖZDEMİR

Engelliler onur yürüyüşü: Bu onurda senin de izin olsun

Engelliler onur yürüyüşü: Bu onurda senin de izin olsun

“3 Mayıs’ta ses ol, görünür ol, birlikte ol.”

Toplumların gelişmişliği çoğu zaman gökyüzüne uzanan binalarla, açılışı yapılan büyük projelerle ya da ekonomik verilerle anlatılır. Rakamlar büyüdükçe, şehirler genişledikçe bir ilerleme hikâyesi yazıldığı düşünülür. Oysa bu hikâyenin asıl satır araları çoğu zaman görünmeyenlerde saklıdır. Bir toplumun gerçek seviyesi; en çok konuşulan başarılarında değil, en az görülen hayatlara nasıl dokunduğunda ortaya çıkar. Kaldırımların yüksekliği, bir kapının eşiği, bir bakışın tonu… Hepsi, o toplumun vicdanına dair sessiz ama güçlü ipuçlarıdır.

İşte tam bu noktada engelli bireylerin yaşam içindeki yeri, yalnızca sosyal bir mesele değil; aynı zamanda ahlaki bir ölçüttür. Görünürlükleri, karşılaştıkları engeller, kendilerine sunulan ya da sunulmayan fırsatlar; bir kentin ne kadar kapsayıcı olduğunu gözler önüne serer. Çünkü gerçek gelişmişlik, kimsenin geride bırakılmadığı bir düzen kurabilmekle mümkündür. Engelli bireylerin hayatın her alanında ne kadar yer bulduğu, ne kadar eşit koşullarda var olabildiği ve en önemlisi ne kadar “bizden biri” olarak kabul edildiği; aslında bir ülkenin aynaya baktığında gördüğü en dürüst yansımadır.

Bugün hâlâ sokaklarda, okullarda, iş yerlerinde görünmeyen ama aslında her yerde olan bir gerçeklik var: engellilik. Görmezden gelindiğinde ortadan kaybolmayan, aksine daha da derinleşen bir eşitsizlik… Kaldırımların yüksekliği, binaların erişilemezliği, bakışların önyargısı; hepsi birer görünmez duvar örüyor insanların hayatına. Ve bu duvarlar, sadece engelli bireyleri değil, aslında hepimizi sınırlıyor.

Tam da bu yüzden “Engelliler Onur Yürüyüşü” bir etkinlikten çok daha fazlası. Bu yürüyüş, bir çağrıdır. Sessiz kalınanlara karşı bir ses, görmezden gelinenlere karşı bir görünürlük mücadelesidir. Çünkü mesele yalnızca fiziksel engeller değil; zihinlerdeki engellerdir asıl aşılması gereken.

Onur kavramı burada kilit bir anlam taşıyor. Onur; bir insanın sadece var olduğu için değerli kabul edilmesidir. Hiçbir koşula, başarıya ya da “normal” kalıplarına bağlı olmadan… Engelli bireylerin talep ettiği şey de tam olarak bu: eşit, özgür ve onurlu bir yaşam.

Belki de en çok hatırlamamız gereken şu: Bu mücadele, yalnızca engelli bireylerin mücadelesi değil. Bu, hepimizin meselesi. Çünkü adalet bölünemez. Bir yerde eksikse, her yerde eksiktir.

3 Mayıs’ta Diyarbakır’da atılacak her adım, aslında daha kapsayıcı bir toplumun inşasına atılmış bir adımdır. O gün orada yürüyenler sadece bir güzergâhı değil, yıllardır biriken eşitsizlikleri de kat edecek.

Ve belki de en önemlisi, bu yürüyüş bize şunu hatırlatacak:

Birlikte yürüdüğümüzde yollar değişir.

Bu yüzden mesele sadece katılmak değil, sahip çıkmaktır.

Sadece görmek değil, fark etmektir.

Sadece konuşmak değil, harekete geçmektir.

Çünkü bu onur, birilerinin değil; hepimizin.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arslan ÖZDEMİR Arşivi