Yaz sıcağında toplu taşıma çilesi
Yaz aylarının gelmesiyle birlikte şehir içi ulaşımda her yıl aynı çileyi yeniden yaşamaya başladık. Şehir içi çalışan dolmuşların ve minibüslerin büyük çoğunluğu, sıcak havaya rağmen klimalarını açmıyor. Tıklım tıklım dolan araçlarda vatandaşlar adeta nefes alamayacak hale geliyor.
Bu durumun arkasında genellikle şoförlerin "yakıt maliyeti arttığı için klima açamıyoruz" savunması yatıyor. Ekonomik zorluklar ve artan akaryakıt fiyatları bir gerçek olabilir. Ancak bu durum, parasını ödeyip insani koşullarda seyahat etmek isteyen yolcuların mağdur edilmesini haklı çıkaramaz. Toplu taşıma bir kamu hizmetidir ve bu hizmetin asgari konor şartlarında sunulması gerekir.
Meselenin diğer ve en önemli boyutu ise denetim eksikliğidir. Belediyelerin ve trafik ekiplerinin bu konuda yeterli denetim yapmaması, kurallara uymayan şoförleri daha da rahatlatıyor. Cezaların caydırıcı olmaması ya da denetimlerin sadece kağıt üzerinde kalması, vatandaşın her gün bu sıcakta çile çekmesine yol açıyor.
Çözüm aslında basittir. İlgili kurumlar, özellikle hat sahipleri üzerindeki denetimlerini sıklaştırmalı ve klima açmayan araçlara nefes aldırmayacak cezalar uygulamalıdır. Vatandaşın hakkını korumak belediyelerin en temel görevidir. Toplu taşımada klimayı bir lüks değil, zorunluluk haline getirecek adımlar acilen atılmalıdır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.