Siracettin Çekin

Siracettin Çekin

Asıl mesele “SÜRECİ” anlayabilmektir

Asıl mesele “SÜRECİ” anlayabilmektir

Sevgili okuyucu, bu hafta kendisini “aydın” olarak tanıtan, topluma yön verdiğini iddia eden bazı isimlere iki çift söz söylemek istiyorum: Bir meseleyi konuşmadan önce onu anlamaya çalışmak gerekir. Bugün de adına ne denirse densin, herhangi bir isim konmadan devam eden bir süreç var. Kimisi buna barış diyor, kimisi başka bir şey söylüyor. Bazen “durdu” diyoruz, bazen “tıkanıyor” diye düşünüyoruz. Ama benim gördüğüm kadarıyla süreç bütün iniş çıkışlarına rağmen ilerlemeye devam ediyor. İşte beni asıl düşündüren de sürecin kendisi değil, bu sürece bakışımızdır. Bu hafta biraz bunu konuşacağız.

Gerçekten insan hayret ediyor. Kahvede oturan vatandaşın söylediklerini dinliyorum, sokaktaki esnafı dinliyorum, genci dinliyorum. İnsanlar artık kavga değil huzur istiyor. Çocuklarının geleceğini düşünüyor, memleketin yarınını düşünüyor. Fakat televizyon ekranlarını açıyorum, köşe yazılarını okuyorum, kendisini “aydın” diye tanıtan bazı isimleri dinliyorum. İnanın, sokaktaki insanın gösterdiği feraseti gösteremediklerini görüyorum. Süreci anlamaya çalışmıyorlar; daha en başından hüküm veriyor, umudu büyütmek yerine şüpheyi büyütüyorlar.

Tam da burada aklıma Alev Alatlı’nın çok önemli bir tespiti geliyor. Diyor ki; 16. yüzyıl Osmanlı aydını, Avrupa’nın düşünce dünyasını değiştiren Kopernik’i, Bruno’yu, Galile’yi, Brahe’yi göremedi. Dünyada büyük bir zihniyet devrimi yaşanırken, bizim sözde aydınlarımız bunun farkına bile varamadı. Aradan yüzyıllar geçti ama görüyorum ki bazı şeyler pek değişmemiş. Bugün de önümüzde tarihi sonuçlar doğurabilecek bir süreç var; fakat kendisini aydın olarak tanımlayan bazı insanlar hala olayın ruhunu kavrayabilmiş değil. Bilmeden konuşuyorlar, anlamadan hüküm veriyorlar, sonra da topluma akıl vermeye kalkıyorlar.

Ali Şeriati’nin şu sözü ise sanki bugünü anlatıyor: “Bir kere toplumun fikri seviyesi ve bakış açısı geriledi mi artık dindarı, dinsizi; aydını, gericisi; âlimi, cahili arasında fark kalmaz.” İşte tam da bu noktadayız. Çünkü fikir üretmeyen, araştırmayan, sadece ezberlerini tekrar eden insanların hangi kimliği taşıdığının artık bir önemi kalmıyor. Aydın olmak, diploma sahibi olmak değildir. Aydın olmak, zamanın ruhunu okuyabilmektir. Toplumun önünü açabilmektir.

Kimse yanlış anlamasın. Elbette devletin attığı her adım tartışılır, eleştirilir. Eleştiri demokrasinin olmazsa olmazıdır. Ama eleştiriyle peşin hüküm vermek aynı şey değildir. Daha yolun başında her gelişmeyi baltalamaya çalışan, toplumu karamsarlığa sürükleyen, insanlara “nasıl olsa olmaz” duygusunu aşılayan bir dilin bu memlekete hiçbir faydası olmaz. Çünkü umut da bulaşıcıdır, umutsuzluk da. Onlara bunu öğretmemiz lazım !

Yıllardır bu ülke acıları konuştu. Şehit haberlerini konuştu, gözyaşını konuştu, kayıpları konuştu. Şimdi ise uzun yıllardan sonra ilk defa insanlar barışı, huzuru ve umudu konuşabiliyor. Bu bile başlı başına kıymetlidir. Kahvede oturan vatandaşın yüzündeki umudu görmezden gelip, sürekli olumsuzluk üreten bir aydın tavrı, topluma öncülük değil; toplumun gerisinde kalmaktır ve bu durum beni üzüyor.

Ben inanıyorum ki bu millet, sağduyusuyla her zaman en doğru yolu bulmuştur. Bugün de ihtiyacımız olan şey; sloganlar değil, akıl; öfke değil, feraset; peşin hükümler değil, sabırdır. Çünkü tarih bize şunu göstermiştir: Büyük dönüşümler, bağıranların değil; düşünenlerin omuzlarında yükselir. Bugün hepimize düşen görev de süreci körü körüne alkışlamak ya da peşinen mahkûm etmek değil, anlamaya çalışmak ve bu ülkenin yarınlarına umutla bakabilmektir. Benim temennim de tam olarak budur. Barışın konuşulduğu, umudun büyüdüğü, kardeşliğin güçlendiği bir Türkiye’nin kazananı yalnızca bir kesim değil, seksen altı milyonun tamamı olacaktır. Hadi bakalım.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Siracettin Çekin Arşivi