Diyarbakır’da mahalle kültürünün azalması: Bir dönemin sonu mu?
"Mahalle, sadece sokaklardan değil, paylaşılan anılardan inşa edilir; anılar silindikçe duvarlar da yıkılır."
Diyarbakır, binlerce yıllık geçmişiyle Mezopotamya’nın en köklü şehirlerinden biridir. Surları, hanları, camileri ve dar sokaklarıyla tanınan bu şehir, aynı zamanda mahalle kültürüyle de öne çıkmıştır. Ancak modernleşme, kentleşme ve teknolojinin etkisiyle Diyarbakır’da mahalle kültürü giderek zayıflamakta, bu da şehrin sosyal dokusunda derin değişimlere yol açmaktadır.
Mahalle kültürü, bir topluluğun belirli bir coğrafi alanda bir arada yaşarken oluşturduğu dayanışma, paylaşım ve aidiyet duygusuna dayalı bir yaşam biçimidir. Diyarbakır’da bu kültür, özellikle Sur ilçesindeki tarihi mahallelerde kendini göstermiştir. Taş evlerin avlu düzenleri, sokakların darlığı ve komşuların birbirine yakınlığı, sosyal bağları güçlendiren fiziksel unsurlardı. Sözlü tarih çalışmaları, 20. yüzyılın ortalarına kadar mahallelerin bir aile gibi işlediğini ortaya koyuyor. Örneğin, bir evde düğün olduğunda tüm mahalle seferber olur, yemekler ortak hazırlanır ve kutlamalar sokaklara taşardı (Kaya, 2018).
Mahalle bakkalları, berberler ve kahvehaneler, sadece ticari mekanlar değil, aynı zamanda sosyal buluşma noktalarıydı. Çocuklar sokaklarda top oynar, anneler kapı önlerinde sohbet eder, yaşlılar ise gençlere hikayeler anlatırdı. Bu kültür, Diyarbakır’ın çok kültürlü yapısıyla da zenginleşmişti; Kürt, Türk, Arap, Ermeni ve Süryani toplulukları, mahalle yaşamında bir arada bulunurdu (Özçelik, 2020).
Diyarbakır’da mahalle kültürünün zayıflamasında birden fazla faktör rol oynamaktadır:
1980’lerden itibaren hızlanan kentleşme, Diyarbakır’da geleneksel mahalle dokusunu değiştirdi. Sur dışındaki yeni yerleşim yerlerinde yüksek katlı apartmanlar inşa edildi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Diyarbakır’ın nüfusu 1990’da 545 bin iken, 2023’te 1,8 milyona yaklaştı (TÜİK, 2023). Bu nüfus artışı, daha fazla konut ihtiyacı doğurdu ve apartmanlar, mahallelerin samimi atmosferini yok etti. Apartman yaşamı, komşuluk ilişkilerini zayıflatarak bireyselliği artırdı.
İnternet ve sosyal medya, yüz yüze iletişimi azalttı. Gençler, mahallede vakit geçirmek yerine dijital platformlarda sosyalleşmeyi tercih ediyor. Bir araştırmaya göre, Türkiye’de bireylerin günlük internet kullanım süresi 2022’de ortalama 7 saate ulaştı (We Are Social, 2022). Bu durum, Diyarbakır’daki sokakların eski canlılığını kaybetmesine neden oldu.
1990’lı yıllarda köylerden şehre göç, Diyarbakır’ın demografik yapısını değiştirdi. Ayrıca, iş bulma umuduyla İstanbul, İzmir gibi büyükşehirlere ya da yurtdışına göç edenler, mahallelerin eski sakinlerini azalttı. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün 2021 verilerine göre, Diyarbakır’dan diğer illere göç edenlerin sayısı yaklaşık 20 bin civarındadır (Göç İdaresi, 2021).
Modern yaşam tarzı, tüketim alışkanlıkları ve küresel kültürün etkisi, geleneksel değerleri geriletti. Örneğin, bayramlarda akraba ziyaretleri yerine tatil planları yapılmaya başlandı. Bu da mahalledeki toplu kutlamaların azalmasına yol açtı (Yılmaz, 2019).
Bugün Diyarbakır’da mahalle kültürü, özellikle yeni yerleşim yerlerinde neredeyse tamamen kaybolmuş durumda. Sur ilçesi gibi tarihi bölgelerde ise bu kültür, turistik bir unsura dönüşme riskiyle karşı karşıya. Çocuklar sokaklarda oynamak yerine apartman dairelerinde vakit geçiriyor, komşular birbirini tanımıyor ve dayanışma ruhu zayıflıyor. Bu durum, özellikle genç nesillerde şehirle duygusal bağların kopmasına neden oluyor. Sosyologlara göre, mahalle kültürünün azalması, yalnızlık ve yabancılaşma gibi sosyal sorunları da beraberinde getiriyor (Bayrak, 2021).
Mahalle kültürünün tamamen kaybolmaması için bazı adımlar atılabilir:
Belediyeler ve sivil toplum kuruluşları, sokak festivalleri, mahalle piknikleri gibi etkinliklerle komşuluk ilişkilerini teşvik edebilir.
Sur’daki restorasyon projeleri hızlandırılmalı ve yeni yapılaşmada geleneksel mimariye yer verilmelidir.
Okullarda mahalle kültürünün önemi anlatılarak genç nesillerde aidiyet duygusu geliştirilebilir.
Diyarbakır’da mahalle kültürünün azalması, modern dünyanın kaçınılmaz bir sonucu gibi görünse de bu değerleri korumak ve yaşatmak mümkündür. Şehrin tarihine ve insanlarına özgü bu samimi yaşam biçimi, küçük çabalarla yeniden canlanabilir. Bir komşuya selam vermek, bir mahalle etkinliğine katılmak ya da sokakları yeniden çocuk sesleriyle doldurmak, bu geleneği geleceğe taşımanın yolları olabilir. Diyarbakır’ın ruhu, mahallelerinde saklıdır; bu ruhu kaybetmemek hepimizin ortak sorumluluğudur.
Kaynakça
1. Bayrak, M. (2021). Kentleşme ve Sosyal Değişim: Diyarbakır Örneği. Diyarbakır Üniversitesi Yayınları.
2. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü. (2021). İller Arası Göç Raporu. Ankara.
3. Kaya, S. (2018). Sözlü Tarih Perspektifinden Diyarbakır Mahalleleri. Kültür Bakanlığı Yayınları.
4. Özçelik, A. (2020). Diyarbakır’da Çok Kültürlülük ve Mahalle Yaşamı. Akademik Tarih Dergisi, 12(3), 45-67.
5. TÜİK. (2023). Nüfus ve Konut Verileri. Türkiye İstatistik Kurumu.
6. We Are Social. (2022). Digital 2022: Türkiye Raporu. Erişim: [wearesocial.com].
7. Yılmaz, H. (2019). Modernleşme Sürecinde Geleneksel Değerlerin Dönüşümü. Sosyoloji Araştırmaları Dergisi, 8(2), 23-39.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.