Ömer Torlak
Eğil’in iki yakası, tek bir ilçe: Köprü halkın hakkıdır
Bir ilçeyi yalnızca haritadaki sınırlarıyla değerlendirmek mümkün değildir
Bir ilçenin gerçek anlamda bütün olması, merkezinde yaşayan halk ile en uzak mahallesinde yaşayan halkın aynı hizmetlere ve aynı ulaşım imkanlarına sahip olmasıyla mümkündür.
Eğil bugün bu açıdan yıllardır çözülemeyen önemli bir ulaşım sorunuyla karşı karşıya.
Dicle Barajı’nın karşı tarafında kalan Kalecik, Sarmaşık, Balım, Sağlam ve Ilgın mahalleleri ile bu mahallelere bağlı mezralarda yaklaşık 4 bin 500 kişi yaşıyor. Bu insanların eğitimden sağlığa, tarımdan ticarete, resmi işlemlerden günlük ihtiyaçlara kadar birçok nedenle
Eğil ilçe merkeziyle bağlantı kurması gerekiyor.
Ancak baraj nedeniyle iki yakayı birbirine bağlayan ulaşım imkanlarının yetersiz olması halkın günlük yaşamını ciddi biçimde zorlaştırıyor
Feribot seferlerinin durdurulmasıyla birlikte bu sorun daha da ağırlaşmış durumda.
Yıllardır dile getirilen çözüm ise belli: Dicle Barajı üzerine bir köprü yapılması.
Bu köprü sadece Eğil için değil
Burada artık köprü meselesine yalnızca birkaç mahallenin ulaşım sorunu olarak bakmamak gerekiyor.
Dicle Barajı üzerine yapılacak bir köprü, Eğil’in iki yakasını birbirine bağlamanın çok ötesinde bir anlam taşıyabilir. Doğru güzergah ve planlamayla bu bağlantı; Dicle, Hani, Bingöl ve çevredeki birçok yerleşim arasındaki ulaşımı kolaylaştıracak bölgesel bir ulaşım hattının önemli bir parçası haline gelebilir.
Yani bugün yaklaşık 4 bin 500 insanın yaşadığı mahallelerin ulaşım sorunu olarak görülen mesele, aslında bölgenin ekonomik ve sosyal hareketliliğini artırabilecek daha büyük bir fırsattır.
Bir köprü yapılırsa yalnızca yol kısalmayacak insanların ilçelere ve çevre yerleşimlere ulaşımı kolaylaşacak, tarımsal ürünlerin pazara taşınması hızlanacak ticari ilişkiler güçlenecek ve bölgenin ekonomik hareketliliği artacaktır.
Kısacası bu köprü, Eğil’i yalnızca kendi iki yakasına değil, çevre ilçelere ve bölgeye daha güçlü biçimde bağlayacaktır.
Köprü bir lüks değil, ihtiyaçtır
Bir köprü bazıları için yalnızca beton, çelik ve asfalt olabilir Oysa halk açısından mesele bundan çok daha büyüktür.
Bir öğrenci için okuluna daha kolay ulaşabilmektir.
Bir hasta için hastaneye zamanında gidebilmektir.
Bir çiftçi için ürettiği ürünü pazara daha hızlı ulaştırabilmektir.
Bir esnaf için ticaret alanının genişlemesidir.
Bir aile için günlük ihtiyaçlarını ve resmi işlerini daha kolay karşılayabilmesidir.
Bu nedenle Dicle Barajı üzerine yapılacak köprüye yalnızca bir ulaşım yatırımı olarak bakmak eksik olur
Bu aynı zamanda eşit hizmet ekonomik gelişme ve bölgesel bütünleşme meselesidir.
Eğil’in karşı yakası üvey evlat değildir
Şunun açıkça ifade edilmesi gerekiyor:
Eğil’in karşı yakasında yaşayan halk, Eğil’in üvey evladı değildir.
Kalecik ne kadar Eğil ise Sarmaşık, Balım, Sağlam ve Ilgın da o kadar Eğil’dir
Bu mahallelere bağlı mezralarda yaşayan halk da ilçenin eşit hizmet hakkına sahip parçasıdır.
Bir ilçenin gelişmişliği yalnızca merkezine yapılan yatırımlarla ölçülmez
Gerçek gelişmişlik, en uzak mahallesinde yaşayan halkın da kamu hizmetlerine kolayca ulaşabilmesiyle ortaya çıkar.
Bugün mesele artık sadece “bir köprü yapılsın” meselesi değildir.
Mesele, yıllardır ulaşım sorunu yaşayan halkın sesinin duyulmasıdır.
Halk artık açıklama değil, sonuç istiyor
Yıllardır bu sorun konuşuluyor.
Farklı dönemlerde gündeme geliyor, görüşmeler yapılıyor, çeşitli değerlendirmelerde bulunuluyor
Ancak halkın beklediği kalıcı çözüm hala ortaya çıkmış değil.
Artık “bakacağız” “değerlendireceğiz” ya da “ilgili kurumlarla görüşeceğiz” türü açıklamalar yeterli değildir.
Halk açıklama değil, somut çalışma ve sonuç istiyor.
Elbette böyle büyük bir projenin teknik, ekonomik ve hukuki boyutları vardır
Köprünün güzergâhı, fizibilitesi maliyeti ve altyapı ihtiyaçları uzmanlar tarafından değerlendirilebilir.
Ancak önemli olan, bunun artık sadece konuşulan bir konu olmaktan çıkarılıp ciddi biçimde ele alınmasıdır.
Eğer köprü yapılabilir durumdaysa, gerekli çalışmalar başlatılmalı ve kamuoyuna açık bir yol haritası ortaya konulmalıdır.
Kurumlar sorumluluğu birbirine bırakmamalı
Bu konuda merkezi idare, yerel yönetimler, ilgili kamu kurumları ve bölgenin temsilcileri bir araya gelmelidir.
Önemli olan
“Bu sorumluluk kimin?” sorusunu birbirine yöneltmek değil,
“Bu sorun nasıl çözülecek?” sorusuna cevap vermektir.
Çünkü halkın hangi kurumun yetkili olduğunu tartışacak zamanı yoktur.
Halkın derdi çocuğunu okula göndermek, hastasını sağlık kuruluşuna ulaştırmak, ürününü pazara götürmek ve günlük yaşamını sürdürebilmektir.
Kurumların görevi ise halkın yaşadığı bu sorunu görmek ve çözüm üretmektir.
Bugün bir köprü, yarın bölgesel bir bağlantı
Dicle Barajı üzerine yapılacak köprü, doğru planlandığında yalnızca Eğil’in ulaşım sorununu çözmekle kalmayabilir.
Dicle’den Hani’ye, Bingöl’e ve çevredeki yerleşimlere uzanan ulaşım bağlantılarını güçlendirecek bir güzergahın kapısını aralayabilir.
Bu nedenle konuya yalnızca bugünün ihtiyacı olarak değil, bölgenin geleceği açısından da bakmak gerekiyor.
Bir köprü bazen iki yakayı birleştirir.
Ama bazı köprüler bundan daha fazlasını yapar
İnsanları, ilçeleri, pazarları ve yaşam alanlarını birbirine bağlar.
Dicle Barajı üzerine yapılması istenen köprü de böyle bir anlam taşıyor.
Yaklaşık 4 bin 500 insanın yaşadığı beş mahalle ve bu mahallelere bağlı mezralar artık daha fazla beklememeli.
Çünkü mesele yalnızca yolun kısalması değildir.
Mesele eğitimdir.
Mesele sağlıktır.
Mesele üretimdir.
Mesele ticarettir.
Mesele, halkın yaşadığı yerde eşit hizmet alabilmesidir.
Ve daha da önemlisi, bu köprü Eğil’in iki yakasını birleştirirken bölgenin farklı yerleşimleri arasında da yeni bir ulaşım ve ekonomik bağlantı oluşturabilir.
Bu nedenle talep açıktır:
Dicle Barajı üzerine köprü yapılmalıdır.
Bu bir lütuf değildir.
Halkın hizmete ve ulaşıma erişim hakkıdır.
Eğil’in iki yakası tek bir ilçedir
Bu iki yakayı birbirine bağlayacak köprü ise yalnızca iki kıyıyı değil, Eğil’i Dicle’ye, Hani’ye, Bingöl’e ve bölgenin diğer yerleşimlerine bağlayan önemli bir yol olabilir.
Artık halk söz değil, somut adım ve köprü bekliyor.
Eğil’den Yükselen Ses: Amedspor ve Eğil Barikat
20 Eylül 2026 Pazar 15:15Amedspor sana emanet: Nesih Aktepe
17 Eylül 2026 Perşembe 16:12Eğil yolu: Tarihe, doğaya ve geleceğe açılacak yol
15 Eylül 2026 Salı 13:59Amed’in yüreğinden Almanya’nın soğuk sessizliğine: Mürvet Cacım’ı hatırlamak
12 Eylül 2026 Cumartesi 13:41Amed’den yükselen barış çağrısı: Büyük barışın inşası
02 Eylül 2026 Çarşamba 15:24Bir çınar devrildi: Sevgili kekê Mehdi Zana
30 Ağustos 2026 Pazar 15:40Sarı torbadan büyük barışa: Provokasyonlara dikkat
28 Ağustos 2026 Cuma 09:57Taif’ten Alaplı’ya: Taşlanan insanlık sınanan vicdan
25 Ağustos 2026 Salı 11:30Narin’in ardından: Amed’in vicdanında hakikat ve adalet arayışı
23 Ağustos 2026 Pazar 15:50Barış sürecine tribünlerden gölge düşürülmemelidir
19 Ağustos 2026 Çarşamba 12:41
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.