Ömer Torlak

Ömer Torlak

Sarı torbadan büyük barışa: Provokasyonlara dikkat

Sarı torbadan büyük barışa: Provokasyonlara dikkat

Türkiye, yıllardır süren çatışmaların, acıların ve toplumsal kutuplaşmaların ardından önemli bir dönemeçten geçiyor.

Halkların barış içinde, eşit ve özgür bir şekilde yaşayabileceği yeni bir dönemin kapısını aralamak hepimizin sorumluluğudur.

Tam da böyle hassas bir süreçte, toplumları yeniden karşı karşıya getirecek her türlü provokasyona karşı dikkatli olmak gerekiyor.

Çünkü barış yalnızca siyasetçilerin masasında kurulmaz.

Barışın kalıcı olması için siyasetçiden gazeteciye, sporcudan taraftara, kulüp yöneticisinden sıradan yurttaşa kadar herkesin kullandığı dile ve attığı adıma dikkat etmesi gerekir.

Bu nedenle Kocaelispor-Amedspor karşılaşmasında tribünlerde kullanılan sarı torba sembolünü yalnızca bir futbol karşılaşmasının parçası olarak değerlendirmek doğru değildir.

Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığına Teşekkür

Kocaelispor-Amedspor karşılaşmasında tribünlerde sarı torba kullanılmasıyla ilgili hukuki sürecin başlatılmasını önemli buluyorum.

Bu nedenle Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığına, olayla ilgili soruşturma ve dava sürecinin başlatılması yönündeki yaklaşımından dolayı teşekkür ediyorum.

Burada mesele herhangi bir kişiyi hedef göstermek veya intikam aramak değildir.

Mesele, toplumun hassasiyetlerini dikkate almak ve hukuk devletinin gereğini yerine getirmektir.

Eğer bir eylem suç teşkil ediyorsa, bunun hukuk önünde değerlendirilmesi gerekir. Ancak yargı süreci deliller üzerinden yürütülmeli, herkesin adil yargılanma hakkı korunmalıdır.

Hukuk öfkeyle değil, delille hareket etmelidir.

Adaletin en önemli güvencesi de budur.

Futbol Rekabettir, Savaş Değildir

Bazı taraftarların tribünlerde sarı torbalar sallaması kamuoyunda ciddi tepkiye neden oldu.

Burada sorulması gereken basit bir soru var:

Bir futbol maçında neden ölüm, kayıp ve geçmişte yaşanan acıları çağrıştıran sembollere ihtiyaç duyulur?

Sarı torbanın farklı insanlar için farklı anlamları olabilir.

Ancak Kürt halkının hafızasında bu sembol, geçmişte yaşanan ölüm, kayıp ve çatışmalı yılları çağrıştıran ağır bir anlam taşımaktadır.

Bu nedenle böyle bir sembolün Amedspor'a karşı kullanılması sıradan bir tribün gösterisi olarak görülmemelidir.
Futbolun amacı insanları birbirine düşman etmek değil, rekabet ettirmektir.

Futbol rekabettir, savaş değildir.

Rakiplik olabilir; düşmanlık olmamalıdır.

Tezahürat olabilir; ancak ırkçılığa, hakarete, cinsiyetçiliğe ve nefret söylemine yer olmamalıdır.

Amedspor'a Yönelik Gerilimler Yeni Değil

Kocaeli'deki olayları değerlendirirken Amedspor'un geçmişte karşı karşıya kaldığı gerilimleri de hatırlamak gerekiyor.

Bursaspor-Amedspor karşılaşmalarında 1990'lı yılların karanlık dönemini çağrıştıran Yeşil ve Beyaz Toros sembollerinin tribünlere taşınması büyük tepki çekmişti.

Ankaragücü-Amedspor karşılaşması sonrasında Amedspor yöneticilerine yönelik fiziki saldırı da futbolun sınırlarını aşan olaylardan biri olarak hafızalarda yer aldı.

Bazı karşılaşmalarda Kürt kimliğini hedef alan ayrımcı cinsiyetçi ve hakaret içeren tezahüratların gündeme gelmesi de tribünlerdeki nefret dilinin ne kadar tehlikeli bir noktaya ulaşabileceğini gösteriyor.

Bütün bunlardan çıkarılması gereken ders açıktır:

Futbol sahaları geçmişin düşmanlıklarının yeniden üretildiği alanlar olmamalıdır.

Birkaç Kişinin Davranışı

Bir Halkı Temsil Etmez

Sarı torba kullanan birkaç kişinin davranışını eleştirmek başka, bütün Kocaelispor taraftarlarını veya Kocaeli halkını suçlamak başkadır.

Birkaç kişinin davranışı milyonlarca insanın tamamına mal edilemez.

Benim eleştirdiğim bir şehir veya halk değil nefret, ayrımcılık ve düşmanlık üreten anlayıştır.

Kocaelispor taraftarlarının içerisinde bu görüntülerden rahatsız olan, barıştan ve kardeşlikten yana insanların da olduğuna inanıyorum.

Gerçek taraftarlık, kendi takımını desteklerken rakibinin kimliğine, onuruna ve insanlık hakkına saygı gösterebilmektir.

Geçmişin Acıları Geleceğin Düşmanlığı Olmamalı

Türkiye halkları çatışmaların ağır bedelini yıllarca ödedi.

Ölümler, kayıplar, faili meçhuller zorla kaybetmeler ve toplumsal travmalar hala birçok insanın hafızasında canlılığını koruyor.

Geçmişi unutmak mümkün değildir.

Ancak geçmişin acılarını hatırlamakla geçmişin düşmanlıklarını geleceğe taşımak aynı şey değildir.

Geçmişle yüzleşmenin amacı aynı acıların bir daha yaşanmamasını sağlamaktır.

Bugün çocuklarımıza bırakmamız gereken miras korku ve nefret değil barış, eşitlik, özgürlük ve kardeşlik olmalıdır.

Amedspor da Kocaelispor da Bu Toplumun Takımlarıdır

Amedspor sahaya futbol oynamak için çıkıyor.

Kocaelispor da aynı şekilde sahaya futbol oynamak için çıkıyor.

Bir maçın elbette kazananı ve kaybedeni olacaktır.

Ancak bir takımın başarısı diğer takımın düşmanlığı anlamına gelmez.

Amedspor'un başarısı Kocaelispor'a tehdit değildir.

Kocaelispor'un başarısı da Amedspor'a tehdit değildir.

Takımların rekabeti toplumların düşmanlığına dönüşmemelidir.

Tam tersine futbol, farklı şehirlerden ve farklı kimliklerden insanların bir araya gelmesine vesile olabilir.

Bir Amedspor taraftarı Kocaeli'ye gittiğinde kendisini güvende hissetmeli; bir Kocaelispor taraftarı Diyarbakır'a geldiğinde aynı güveni yaşayabilmelidir.

Sonunda Kazanan Sahada Futbol Olmalıdır

Bir futbol karşılaşmasının sonucu elbette önemlidir.

Bir takım kazanacak, diğer takım kaybedecektir.

Ancak asıl önemli olan, maçın sonunda insanların birbirine düşman olarak değil, rakip olarak bakabilmesidir.

Amedspor ile Kocaelispor karşı karşıya geldiğinde sahada futbol konuşulmalıdır.

Tribünlerde ölümün ve geçmişin karanlık sembollerinin değil, futbolun heyecanının sesi duyulmalıdır.

Futbolcu sahada yeteneğiyle, taraftar takımına desteğiyle, hakem adil yönetimiyle konuşmalıdır.

Sonunda kazanan sahada futbol olmalıdır.

Skor ne olursa olsun, maç bittiğinde iki takımın oyuncuları birbirinin elini sıkabilmelidir.

Çünkü gerçek sportif başarı yalnızca üç puan kazanmak değildir. Gerçek başarı, rekabet ederken insanlığımızı kaybetmemektir.

Kınamam

Kocaelispor-Amedspor maçında tribünlerde sarı torba sembolünü kullananları açıkça kınıyorum.

Bir futbol karşılaşmasının, geçmişin acılarını ve düşmanlıklarını hatırlatan sembollerin kullanıldığı bir alana dönüştürülmesini doğru bulmuyorum.

Ancak bu kınama Kocaelispor taraftarlarının tamamına veya Kocaeli halkına yönelik değildir.

Benim karşı olduğum; nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve provokasyon üreten anlayıştır.

Birkaç kişinin davranışından dolayı bütün bir şehri veya bütün bir taraftar grubunu suçlamak da aynı şekilde yanlıştır.

Son Söz: Büyük Barış

Türkiye artık geçmişin karanlık sembollerinden geleceğin barışına yürümelidir.

Bugün ihtiyacımız olan şey geçmişin acılarından yeni düşmanlıklar üretmek değil geçmişten ders çıkararak ortak bir gelecek kurmaktır.

Futbol tribünlerinde ölümün değil yaşamın, nefretin değil kardeşliğin, düşmanlığın değil saygının sesi yükselmelidir.

Düşmanlık değil rekabet.

Nefret değil saygı.

Ayrımcılık değil eşitlik.

Provokasyon değil sağduyu.

İntikam değil adalet.

Ve sahada:

Kazanan futbol olmalıdır.

Toplumda:

Kazanan barış olmalıdır.

Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının sarı torba olayıyla ilgili hukuki süreci işletmesini bu açıdan önemli buluyor ve bir yurttaş olarak teşekkür ediyorum.

Çünkü hukuk işletildiğinde toplumun adalete olan güveni güçlenir.

Sarı torbalardan, Beyaz Toroslardan ve geçmişin karanlık sembollerinden ortak yaşamın, eşitliğin, kardeşliğin ve büyük barışın olduğu bir geleceğe yürümek zorundayız.

Ölüme karşı yaşam.

Nefrete karşı kardeşlik.

Düşmanlığa karşı barış.

Provokasyona karşı hukuk.

Sonunda kazanan sahada futbol, toplumda barış olmalıdır.

Kazanan halkların kardeşliği olmalıdır.

Kazanan birlikte yaşama iradesi olmalıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ömer Torlak Arşivi