Ömer Torlak

Ömer Torlak

Barış sürecine tribünlerden gölge düşürülmemelidir

Barış sürecine tribünlerden gölge düşürülmemelidir

Amedspor’un Süper Lig’e yükselmesi Amed halkında ve Mezopotamya’nın dört bir yanında büyük bir coşku yarattı. Bu başarı, yalnızca sportif bir sonuç değildir

Amedspor yıllardır halkın kimliği, hafızası ve demokratik iradesiyle bütünleşmiş güçlü bir toplumsal değerdir

Bu nedenle Amedspor’un Süper Lig’deki varlığı farklı kesimleri ortak bir heyecan etrafında buluşturma potansiyeline sahiptir.

Tam da böyle bir dönemde Türkiye’nin önünde önemli bir barış ve toplumsal bütünleşme süreci bulunmaktadır

Sayın Abdullah Öcalan’ın ortaya koyduğu barış perspektifi yıllardır devam eden çatışma ve inkâr siyasetinin yerine demokratik çözüm, halkların birlikte yaşamı ve ortak gelecek anlayışını koymaktadır

Böylesi tarihsel bir süreçte kullanılan her sözün ve sergilenen her tutumun siyasi ve toplumsal bir karşılığı vardır.

Bu nedenle Amed Stadyumu’nda oynanan Amedspor–Erzurumspor karşılaşmasında Erzurumspor taraftarlarının bir bölümünün Sayın Abdullah Öcalan’a yönelik cinsiyetçi küfürler ve aşağılayıcı sloganlar atması kabul edilemez

Bu tutum yalnızca tribün ahlakı açısından değil içinde bulunduğumuz barış sürecinin ruhu açısından da ciddi biçimde sorgulanmalıdır.

Siyasi bir düşünceye karşı çıkmak demokratik hakkın parçasıdır

Fakat eleştiri ile hakaret arasında açık bir sınır vardır. Cinsiyetçi küfürler aşağılayıcı ifadeler ve insan onurunu hedef alan söylemler demokratik siyasal mücadelenin yöntemi olamaz.

Barışın Dili Tribünlerde de Kurulmalıdır

Barış yalnızca siyasi görüşmelerde veya kurumların açıklamalarında inşa edilmez. Barışın gerçek gücü toplumun günlük yaşamında karşılık bulmasıyla ortaya çıkar.

Stadyumlar da bunun önemli alanlarından biridir.

Amedspor ile Erzurumspor sahada rakiptir

Rekabet futbolun doğal unsurudur

Ancak rakip olmak düşman olmak anlamına gelmez Takımını desteklemek rakibe hakaret etme veya farklı bir siyasi düşünceyi hedef alma hakkı vermez.

Özellikle Amed gibi tarihsel ve siyasal hafızası güçlü bir kentte tribünlerden yükselen her sözün toplumsal bir etkisi vardır.

Bu nedenle tribünlerin nefretin değil, demokratik rekabetin ve karşılıklı saygının alanı olması gerekir.

Barış Sürecine Sahip Çıkmak Toplumsal Sorumluluktur

Bugün Türkiye’nin ihtiyacı geçmişin çatışma dilini yeniden üretmek değil yeni bir demokratik siyasal zemini güçlendirmektir.

Sayın Abdullah Öcalan’ın ortaya koyduğu perspektif Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözülmesi halkların ortak yaşam iradesinin güçlendirilmesi ve yeni bir toplumsal dönemin başlaması açısından önemli bir tarihsel tartışma yaratmıştır.

Bu nedenle barış sürecini yalnızca siyasi aktörlerin sorumluluğu olarak görmek eksik olur Taraftar gruplarından spor kulüplerine medyadan yerel yöneticilere kadar herkes bu sürecin toplumsallaşmasına katkı sunmalıdır.

Barışın karşısında duran provokatif dil ise toplumun yeniden kutuplaşmasına hizmet eder

Bunun kimseye faydası yoktur.

Erzurumspor Taraftarının Tamamını Suçlamak Doğru Değildir

Burada önemli bir ayrımı korumak gerekir

Tribünde cinsiyetçi küfürler atan veya provokatif sloganlar kullanan kişiler üzerinden Erzurumspor taraftarlarının tamamını suçlamak doğru değildir.

Aynı yaklaşım Amedspor taraftarları için de geçerlidir.

Sorun belirli bir kulübün bütün taraftarları değil futbol tribünlerinde ortaya çıkan nefret ve hakaret kültürüdür

Buna karşı ortak ve demokratik bir duruş geliştirmek gerekir.

Çünkü demokratik toplum, farklılıkların birbirini yok etmeye çalışmadığı farklı düşüncelerin özgürce ifade edilebildiği toplumdur.

Amedspor’un Tarihsel Sorumluluğu

Amedspor’un Süper Lig’de bulunması kulübe yalnızca sportif bir başarı değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk da yüklemektedir.

Amedspor’un tribünleri, Kürt halkının demokratik ve barışçıl iradesinin birlikte yaşam anlayışının ve özgürlük arayışının güçlü bir sesi olabilir.

Bu nedenle Amedspor taraftarı rakiplerine karşı üstünlüğünü yalnızca sahadaki mücadeleyle göstermeli; tribün kültürüyle de örnek olmalıdır.

Güçlü olmak, rakibe hakaret etmek değil; kendi değerlerini demokratik bir biçimde savunabilmektir.

Futbolu Barışın Alanına Dönüştürmek

Türkiye’nin yeni bir döneme ihtiyacı var

Bu dönem, geçmişin düşmanlıklarını yeniden üretmek yerine halkların birbirini tanıdığı farklılıkların kabul edildiği ve demokratik siyasetin güç kazandığı bir dönem olmalıdır.

Futbol da bu dönüşümün dışında tutulamaz.

Amedspor ile Erzurumspor arasındaki rekabet sahada kalmalı tribünler siyasi nefretin ve cinsiyetçi hakaretlerin alanına dönüştürülmemelidir.

Sayın Abdullah Öcalan’ın öncülük ettiği büyük barış perspektifi etrafında yeni bir toplumsal zemin oluşturulmaya çalışılırken herkesin sorumluluğu büyüktür

Bu süreçte provokasyona değil sağduyuya, düşmanlığa değil demokratik siyasete ayrışmaya değil halkların ortak yaşam iradesine ihtiyaç vardır.

Sonuç

Amedspor’un Süper Lig’deki başarısı büyürken bu başarının taşıdığı toplumsal anlam da doğru bir çizgide korunmalıdır.

Sayın Abdullah Öcalan’a yönelik cinsiyetçi küfürler ve aşağılayıcı sloganlar hangi tribünden gelirse gelsin kabul edilmemelidir

Çünkü barış sürecinin en büyük güvencesi, toplumun nefret dilinden uzaklaşarak demokratik bir ortak yaşam iradesini geliştirmesidir.

Bugün görevimiz geçmişin düşmanlıklarını tribünlere taşımak değil geleceğin barışını tribünlerde de savunmaktır.

Futbolda rekabet olabilir düşmanlık olmamalıdır

Siyasette farklılık olabilir hakaret olmamalıdır

Toplumda eleştiri olabilir nefret olmamalıdır.

Amedspor’un sahadaki mücadelesi büyürken tribünlerden de barışın ve demokratik birlikte yaşamın sesi yükselmelidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ömer Torlak Arşivi