Ömer Torlak

Ömer Torlak

Amed’den yükselen barış çağrısı: Büyük barışın inşası

Amed’den yükselen barış çağrısı: Büyük barışın inşası

Amed sokaklarında binlerce kişi 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde yürüdü

Atılan her adım, savaşın karşısında barışın ölümün karşısında yaşamın; ayrışmanın karşısında birlikte yaşama iradesinin sesi oldu.

Bazı günler vardır; takvimden silinmez, toplumların hafızasında yaşamaya devam eder. 1 Eylül Dünya Barış Günü de böylesi bir gündür.

Çünkü 1 Eylül yalnızca geçmişte yaşanan savaşları hatırlamak değildir

Aynı zamanda bugün hangi tarafta durduğumuzu ve geleceğe nasıl bir dünya bırakmak istediğimizi sorgulamaktır.

Amed’de binlerce insan 1 Eylül’de bu soruya kendi cevabını sokaklarda verdi.

Demokratik Kurumlar Platformu ile Amed Emek ve Demokrasi Platformu öncülüğünde düzenlenen yürüyüş için Bağlar ilçesindeki AVM Cezaevi önünde bir araya gelen kitle, Ofis semtindeki AZC Plaza önüne kadar yürüdü.

Yürüyüş boyunca Bijî aşitî ve Jin, jiyan, azadî sloganları yükseldi.

Bu sloganlar Amed sokaklarında yankılanırken aslında tek bir ortak mesaj ortaya çıktı:

Bu halk savaş değil, barış istiyor.

Bir tarihten daha fazlası 1 Eylül 1939’da Nazi Almanyası’nın Polonya’ya saldırmasıyla başlayan II. Dünya Savaşı, insanlığın hafızasında silinmez yaralar bıraktı.

Milyonlarca insan yaşamını yitirdi. Kentler yıkıldı

Aileler parçalandı

İnsanlar topraklarından koparıldı.

Savaşın ardından insanlık, aynı acıların bir daha yaşanmaması için barış fikrini daha güçlü biçimde savunmaya başladı.

1 Eylül de zamanla savaş karşıtı hareketlerin ve barış savunucularının önemli günlerinden biri haline geldi.

Fakat Amed açısından 1 Eylül’ün anlamı yalnızca tarih kitaplarında aranamaz.

Çünkü Amed, savaşın ve çatışmanın izlerini kendi hafızasında taşıyan bir kenttir.

Amed barışı neden bu kadar güçlü istiyor?

Bu sorunun cevabı Amed’in geçmişinde saklıdır.

Kayıplar, göçler, çatışmalar, cezaevleri, yıkılan hayatlar ve kuşaktan kuşağa aktarılan acılar...

Bu nedenle Amed’de barış talebi, sıradan bir siyasi söylem değildir.

Barış burada bir yaşam talebidir.

Bir annenin çocuğunu savaş korkusu olmadan büyütme isteğidir.

Bir gencin kendi kentinde geleceğini kurabilme umududur.

Bir çocuğun silah sesleri yerine oyun sesleriyle büyümesidir.

Bir halkın kendi kimliği, dili ve kültürüyle özgürce yaşayabilmesidir.

Bu nedenle 1 Eylül’de Amed sokaklarında yükselen Bijî aşitî sloganı, geçmişin acılarından süzülüp geleceğin umuduna doğru uzanan güçlü bir sestir.

Barış yalnızca silahların susması değildir barışın ne olduğunu doğru anlamak gerekiyor.

Barış sadece çatışmaların durması değildir.

Gerçek barış; adaletin, eşitliğin, özgürlüğün ve demokrasinin yaşamın bütün alanlarında güvence altına alınmasıdır.

İnsanların kimliğinden, dilinden, düşüncesinden veya inancından dolayı kendisini tehdit altında hissetmediği bir toplumdur.

Barışın kalıcı olması için silahların susması kadar toplumdaki adaletsizliklerin ve eşitsizliklerin de ortadan kaldırılması gerekir.

Çünkü savaşın bıraktığı boşluğu yalnızca sessizlik dolduramaz.

O boşluğu adalet, demokrasi, özgürlük ve birlikte yaşam iradesi doldurmalıdır.

barış bir günde kurulmaz

Amed’de binlerce kişinin 1 Eylül’de attığı adımların asıl anlamı burada yatıyor.

Bu yürüyüş yalnızca bir anma değildi.

Bu yürüyüş, büyük barışın inşası için ortaya konulan toplumsal iradenin göstergesiydi.

barış bir günde kurulmaz.

Onu inşa etmek için cesaret gerekir.

Sabır gerekir.

Karşılıklı güven gerekir.

Diyalog gerekir.

En önemlisi de farklılıklarla birlikte yaşama iradesi gerekir.

Amed’in sokaklarında yan yana yürüyen binlerce insanın verdiği mesaj tam olarak budur.

Çocuklarımıza savaşın mirasını değil, barışın geleceğini bırakmalıyız.

Amed’den Ankara’ya, dünyaya

Amed’den yükselen barış çağrısı yalnızca bu kentle sınırlı değildir.

Bu çağrı, ülkenin bütün halklarına ve toplumun bütün kesimlerine yöneliktir.

Çünkü barış yalnızca bir kesimin değil, herkesin ihtiyacıdır.

Savaşın kazananı olmaz.

Savaşın geride bıraktığı yalnızca acı, yıkım ve kayıptır.

Barış ise ortak bir geleceğin kapısını açar.

Bu nedenle bugün yapılması gereken, barış talebini yalnızca 1 Eylül’le sınırlamamak onu siyasetin, toplumun ve günlük yaşamın temel meselesi haline getirmektir.

Bir yürüyüşten geriye kalan AZC Plaza önünde yürüyüş sona erdi.

Ancak aslında hiçbir şey bitmedi.

Çünkü sokaklarda yankılanan barış çağrısı, insanların hafızasına ve vicdanına yerleşti.

Binlerce insanın attığı her adım, geleceğe bırakılan bir izdi.

Her slogan, çocuklara bırakılmak istenen bir vasiyetti.

Her Bijî aşitî sözü, savaşın karanlığına karşı yakılan küçük bir ışık gibiydi.

Ve o ışık büyütülürse, bir gün karanlığın yerini barışın aydınlığı alabilir.

Bu yürüyüşte emeği olanlara teşekkür

Böylesi anlamlı bir günde barış talebini Amed sokaklarına taşıyan Demokratik Kurumlar Platformu’na Amed Emek ve Demokrasi Platformu’na, yürüyüşün hazırlanmasında ve gerçekleştirilmesinde emeği geçen tüm kurumlara, sivil toplum örgütlerine, emekçilere ve gönüllülere teşekkür etmek istiyorum.

Binlerce insanın aynı amaç ve aynı umutla bir araya gelmesine katkı sunan, barış sesinin daha güçlü duyulması için emek veren herkesi yürekten kutluyorum.

Emeği geçen herkesin yüreğine sağlık.

Çünkü barış için atılan her adım değerlidir.

Bugün Amed’de atılan bu adımlar, yalnızca bugünün değil, geleceğin de umudunu taşıyor.

Son söz: Barışın yolu Amed’den geçiyor

Amed’de binlerce insan bir kez daha yürüdü.

Ve bir kez daha haykırdı:

Biz savaşın değil, barışın tarafındayız.

Biz ölümün değil, yaşamın tarafındayız.

Biz inkarın değil, eşitliğin tarafındayız.

Bu ses yalnızca bugüne değil, geleceğe de bırakılan bir çağrıdır.

Çünkü halkların gerçek gücü, savaşabilmesinde değil; barışı kurabilmesindedir.

Büyük barışın yolu, birbirimizi dinlemekten, birbirimizin acısını anlamaktan ve geleceği birlikte kurma cesaretinden geçiyor.

Amed’den yükselen ses de tam olarak budur.

Barış özlemi güçlüdür.

Barış umudu canlıdır.

Ve 1 Eylül’de binlerce insanın attığı adımlarla bir kez daha görüldü ki:

Amed, büyük barışın inşası için sesini yükseltmeye devam ediyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ömer Torlak Arşivi