15 Ağustos 1984'den bugüne 'Son Terörist'
Ey Erkânıharp…
Ey çarıklı erkânıharp…
Ve “Vatan Bölünmez Bir Bütündür” mottosuyla ninnilenmiş Anadolu halkı…
Takvimler bundan tam 42 yıl önce, 15 Ağustos 1984’ü gösterdiğinde Eruh ve Şemdinli’de başlayan “savaş”, nihayet son buluyor.
Şimdi bu devasa sözlük arşivi tozlu raflara kaldırılmadan, bir müze vitrinine konmadan önce, o resmi hamasete hicivle veda edelim. İşte o “Son Terörist” edebiyatından hatıra kalan devletin “terörle mücadele” envanteri:
“Son terörist etkisiz hâle getirilinceye kadar mücadelemiz sürecek.”
“Son Terörist” ne hikmetse bir türlü tükenmek bilmeyen bir biyolojik çeşitlilik arz etti. Her etkisiz hâle getirilenin yerine genç bir hücre ortaya çıktı.
“İnlerinde vuruyoruz, hiçbir yerde güvende değiliz hissi veriyoruz.” dediler…
O his o kadar başarıyla dağıtıldı ki; pazara giden asgari ücretli, market reyonundaki etikete bakakalan emekli, gazeteci, siyasetçi, komedyen oldu. Herkesin güvende olmadığı bir “birlik ve beraberlik” tablosu oluştu.
“Türkiye Cumhuriyeti milleti ve devletiyle bölünmez bir bütündür.
“Terör örgütü son çırpınışlarını yaşıyor.”
Bir nesil devlet büyüklerinin bu sözünü duyarak büyüdü. Hep bir “son çırpınış” yaşandı. Öyle uzun soluklu bir çırpınış ki doğan çocuklar askerlik çağına geldi; o “son çırpınış” kurumlaşarak adeta daimî bir statüye dönüştü.
“Ya bitecek ya bitecek.”
Tehdit ile temenninin birbirine karıştığı o mutlak otoriter ton. Bitmedi ama o “ya bitecek” diyenlerin siyasal ömrü bitti.
“Şehitler ölmez, vatan bölünmez.”
Bu kanlı döngünün en kederli, en istismar edilen mührü. Muktedirlerin her dönem millete enjekte etmek için kullandığı son morfin.
Ne diyordu devlet büyükleri: “Orta Asya’dan atlarla geldik…”
Atalarınız at sırtında onca yol tepip geldilerse, yolda kımız içmeye bile vakit bulamadılarsa, bu cennet vatanın humuslu topraklarına ulaşmaları herhâlde biraz da bu kararlılık sayesindedir. İşte size memleketi kuran o büyük irade, o mukaddes sefer, o bitmeyen devlet azminin o meşhur hamaseti kolay kolay terkedeceğini sanmıyorum.
PKK’nin feshi, Türkiye’nin silahlı çatışma tarihinin sonunu getirebilir; fakat Kürt meselesinin demokratik çözümü, devletin inkârcı dilini gerçekten feshetmesine bağlıdır.
Evet, yukarıda söz ettiğim sloganlar da belki emekli olacak.
PKK kendisini feshetti.
Ama silahlar sustuğunda devletin dışlayıcı dili de susacak mı?
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.