Oktay Candemir

Oktay Candemir

Bu millet bunu hak ediyor, öyle mi?

Bu millet bunu hak ediyor, öyle mi?

Gayrisafi milli hasılada, dünyada 80'inci olan...

Ey Türk İstikbalinin Evlâdı!

Her nerede yaşıyor ve yaşatılıyorsan...

O toprak evlerde, Sokak başına bir faili meçhul cinayetin düştüğü sokaklarda, viran caddelerinde ve merdiven dibinde kederli ve nasırlı elleriyle tütün saran halkımız...

Arkaya doğru ilerleyelim, porsiyonları küçültelim!

Ülkemizin muasır medeniyetler seviyesinin hayli altına düştüğü bugünlerde, başımıza her an herşey gelebilir.

Malumunuz; Haftayı yine motorin zamlarıyla kapattık.

Çok şükür; dünyanın en pahalı yakıtlarından birini yakıp dünyanın en az ses çıkaran milleti unvanını kimseye kaptırmadık!

Hani bir manken, otuz yıl önce Tansu Çiller’e benzemek için estetik ameliyat olup taburcu olunca, “Şu an aslana benziyorum.” demişti ya; A Haber’de her zam bülteni sonrası aynaya bakıp aynı tespiti yapıyor:

“Ekonomimiz çok iyi.”

A Haber ekibi için bir önerim var.

1966 yılında, dünyanın yuvarlak olduğuna inanmayan bazı imamları uçakta dört saat gezdirdiği ve sonunda “Dünya yuvarlakmış, inandık.” dedirttiği anlatılan Tümgeneral Faruk Güventürk’ün yaptığı gibi, banlara “Ekonomimiz çok kötü.” dedirteceksin.

Belki yukarıdan bakınca daha iyi görürler.

Çünkü aşağıdan bakınca her şey güllük gülistanlık görünüyor.

İki de bir, “Bu millet hak etti, kardeşim.” diyen “Gram Aydın” tiplemesine sesleniyorum:

Açık seçik ifade ediyorum: Milletimiz bunları hak etmiyor. Bunu şiddetle reddediyorum ve sürekli bunu söyleyenlerin ağzının ortasına kürekle vuracağımı belirtmek isterim.

Çünkü “Millet bunu hak ediyor.” cümlesi, tarihin en kullanışlı cümlelerinden biridir.

Ne zaman işler kötü gitse fatura halka kesilir.

Yöneticiler beceremez, suçlu halktır.

Ekonomi bozulur, halk müsriftir.

Hava kirlenir, halk nefes almasaydı.

Halk kadar başınıza Hulk düşsün.

Yahu, hırsızın hiç mi kabahati yok!

Biz bu memlekette acıyı da tatlıyı da, hukuku da sefaleti de eline verilmiş şişme birer balon zannedip neşeyle oynuyoruz.

Balon şişiyor, şişiyor, sonra patlıyor. Biz de etrafa bakıp “Kim yaptı bunu?” diye bağırıyoruz.

Siyaset meydanına bakıyoruz.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, 16 Nisan 2028’de seçim olacağını ve Erdoğan’ın “son kez” aday olacağını müjdeliyor.

Bu gerçekten güzel bir müjde.

25 yıllık AKP iktidarında belki de duyduğumuz en güzel haber...

Uçum’u gördüğüm yerde müjdesinin hakkını vereceğim.

Ama inanmıyorum.

İnanamıyorum, sayın seyirciler.

Biz bu “son kez”leri o kadar çok izledik ki sanırım küflendik.

Son kezlerin de sonu gelmiyor.

Süleyman Demirel Başbakan olarak altı kere gitti, yedi kere geldi. 8. defa Cumhurbaşkanı olarak gitti!

Bizim ‘son kez’in patenti tamamen yerli ve millîdir!

Uçum’un bunu söylemesinin ardından Bilal Erdoğan’ın Amed’i ziyaret etmesi tesadüf değil.

Alparslan, Yavuz Selim, Atatürk ve Erdoğan’ın ilk yıllarında yaptığı gibi, iktidarın yolunun Diyarbakır’dan geçtiğini çözmüş ya da birileri ona söylemiş.

Aferin Bilal, doğru yoldasın. Sağ yap, sağ yap, devam et!

Hani Adanalı bir kebapçı, Amerika Başkanı Obama’ya yolladığı 5 metrelik dev kebabın Bush döneminde Beyaz Saray’a ulaştığını ve kebabı Bush'un yediğini öğrenince sinirlenip Beyaz Saray’a 335 dolar fatura göndermişti ya...

İşte bizim 2028 senaryoları da tam o hesaba benziyor.

Kebap giden yer belli.

Faturanın kesildiği adres belli.

Vatandaş kebabı yiyemiyor ama hesabı ödüyor.

Yemeği siyasetçiler yer, hesabı vatandaş ödüyor.

Oysa Prof. Ali Başer uyarmıştı:

“Televizyon karşısında sinirlenmek televizyona zarar veriyor.”

Tamam da hocam...

TV karşısında akıl sağlığını, mideyi bozduk; sen televizyonun derdine mi düştün!

Bir tarafta “son kez” denilen seçimler...

Öbür tarafta bir kez daha kandırılacağız hissi...

Çünkü dünyanın her yerinde seçimler umut yaratır ama bizde korku ve endişeye sevk ediyor. Seçim demek hile demek, seçim demek kayyum demek, seçim demek seçilenin tutuklanması demek!

Neler oluyor, ey Kari?

Titre ve kendine gel!

Haftaya tekrar buluşmak dileğiyle, esen kalın efendim. Neşeli günleriniz hiç bitmesin!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Oktay Candemir Arşivi