Oktay Candemir

Oktay Candemir

Davutoğlu soruşturması ve etme bulma dünyası

Davutoğlu soruşturması ve etme bulma dünyası

‘Cumhurbaşkanına Hakaret’ suçlamasıyla hakkında soruşturma açılan Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu Başbakan iken ‘Başbakana Hakaret’ suçlamasıyla onlarca kişinin mağdur olmasına neden olduğunu gördük.

Öncellikle Ahmet Davutoğlu'nun başbakanlık döneminde kendisine hakaret edildiği gerekçesiyle açtırdığı veya yargı yoluna taşıdığı o davalara bir bakalım:

Rohat Aktaş Dosyası: Azadiye Welat Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Rohat Aktaş hakkında Erdoğan'a hakaretten 1 yıl 2 ay 17 gün, Davutoğlu’na hakaretten ise 10 ay hapis cezası verilmişti.

Selahattin Demirtaş Davası: Ahmet Davutoğlu, avukatı aracılığıyla mahkemeye sunduğu dilekçeyle, Başbakanlığı döneminde kendisine hakaret ettiği iddiasıyla eski HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında dava açmıştı.

Korcan Uçman Davası: Sosyal medya paylaşımlarında dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu'na hakaret ettiği gerekçesiyle CHP Balçova İlçe Gençlik Kolları Başkanı Korcan Uçman hakkında 2,5 yıla kadar hapis istemiyle dava açılmış ve 354 gün hapis cezası verilmişti.

Nazlı Ilıcak Davası: Başbakan Ahmet Davutoğlu’na hakaret ettiği iddiasıyla iki yıl dört aya kadar hapis istemiyle yargılanan gazeteci Nazlı Ilıcak, 10 bin 620 lira para cezasına çarptırılmıştı.

Bülent Keneş Davaları: Başbakan Ahmet Davutoğlu'na Twitter üzerinden hakaret ettiği gerekçesiyle Today's Zaman gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Bülent Keneş'e 1 yıl 2 ay hapis cezası verilmiş; ayrıca bir yazısında yine Davutoğlu'na hakarette bulunduğu gerekçesiyle 7 bin 80 lira adli para cezasına çarptırılmıştı.

Belediye Otobüs Şoförleri Davası: Büyükşehir Belediyesi'nde otobüs şoförü olan 6 kişi hakkında, sosyal paylaşım sitesinden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'na hakaret ettikleri gerekçesiyle 1.5 yıl ile 6.5 yıl arasında hapis istemiyle Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açılmıştı.

Hüseyin Aygün Davası: Eski CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, Twitter'daki paylaşımlarıyla ‘Başbakan Ahmet Davutoğlu'na hakarette bulunduğu’ ve ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği’ gerekçesiyle 1 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

Dün devletin tüm kudretini arkasına alarak eleştiriyi mahkeme salonlarında boğanlar, bugün o aynı mekanizmanın çarkları altında ezilirler. Hayatın değişmez bir matematiği vardır: Kimse ektiğini biçmeden bu dünyadan göçmez. Asırlar dilden dile bu yüzden taşır o kadim hakikati: Men dakka dukka. Eden bulur.

Bugün o fırtınalı dönemin başrol oyuncularından, bir zamanlar başbakanlık kalkanıyla gazete yazılarını, sosyal medya paylaşımlarını, sokaktaki vatandaşın isyanını adliye koridorlarında cezalandıran, insanları hapisle ve ağır para cezalarıyla sindiren irade, bugün kendisi yargılanıyor. Hem de neyle? Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla.

Yukarıda sıralanan o uzun ve absürt liste, aslında tek başına bir dönemin özeti değil mi? Cizre'deki bir ölümün ardındakilerden tutun, ana muhalefet partisinin ilçe gençlik kolları başkanına, gazetecilere, köşe yazarlarına, hatta belediye otobüs şoförlerine kadar uzanan bir "hakaret avı". Eleştiriyi suç, muhalefeti ihanet sayan bir sistemin mimarları, o gün bu davaları açarken bu devranın hep böyle döneceğini sanıyorlardı.

Ancak iktidar koltuğu kime kalmış ki?

Siyasetin çarkı yavaş ama ezici döner. Dün gücü elinde bulunduranların, yarın aynı mekanizmanın hedefi olması şaşırtıcı değil, sadece kaçınılmaz bir tarihsel ironi. Ahmet Davutoğlu’nun bugün Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla hâkim karşısına çıkması, Türk siyasi tarihinin en net "etme bulma" tablosudur. Hani hep denir ya; kimse kestiği tahtanın kime tabut olacağını bilemez diye. Davutoğlu da muhtemelen başbakanlık koltuğunda imza attığı her bir iddianamenin, açtırdığı her bir davanın gün gelip kendi etrafında örülen bir duvara dönüşeceğini hesaplamıyordu.

Ankara’nın gri kulislerinde, rüzgâr ekenler fırtına biçiyor. Zamanında sınır çizenler, bugün o sınırların hışmına uğruyor.

Ne demişti Erdoğan? Men dakka dukka. Eden bulur, çizen bozar, devran döner. Davutoğlu şimdi o devranın altında kalmanın ne demek olduğunu, kelimenin tam anlamıyla "yaşayarak" öğreniyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Oktay Candemir Arşivi