Arslan ÖZDEMİR

Arslan ÖZDEMİR

Diyarbakır’ın eğitim sorunları ve çözüm arayışı

Diyarbakır’ın eğitim sorunları ve çözüm arayışı

“Eğitimde eşitlik sağlanmadan toplumda geleceğin eşitliği kurulamaz.”

2026-2027 eğitim-öğretim yılı başlarken Diyarbakır’da eğitim alanında yaşanan sorunlar, yeni bir eğitim yılının heyecanından çok daha kapsamlı bir tartışmayı gerekli kılıyor. Eğitim Sen Amed 1 No’lu ve 2 No’lu Şubeleri tarafından kamuoyuna açıklanan 15 maddelik çözüm talepleri, kentte eğitimin karşı karşıya bulunduğu sorunların birbirinden bağımsız olmadığını; okul binalarından öğretmen istihdamına, anadilinden öğrenci beslenmesine, kırsal eğitimden psikososyal desteğe kadar geniş bir alanın birlikte ele alınması gerektiğini gösteriyor.

Çünkü eğitim yalnızca ders kitaplarının, sınavların ve sınıfların toplamından ibaret değildir. Eğitim; çocuğun güvenli bir ortamda öğrenmesi, öğretmenin insanca çalışma koşullarına sahip olması, velinin eğitim sürecine güven duyması ve her öğrencinin eşit olanaklara ulaşabilmesi demektir.

Diyarbakır’da yeni eğitim yılına girerken sorulması gereken temel soru bu nedenle yalnızca “Okullar açıldı mı?” değil, “Çocuklarımız nasıl koşullarda eğitim görüyor?” sorusudur.

Eğitimin ilk koşulu güvenli ve sağlıklı bir okul ortamıdır. Yıkılan ve riskli bulunan okulların yerine yeterli kapasiteye sahip, güvenli ve sağlıklı okul binalarının ivedilikle yapılması talebi bu nedenle büyük önem taşımaktadır. Çocukların eğitim gördüğü yapıların güvenliği ertelenebilecek bir konu değildir. Okul binalarının fiziksel koşulları, yalnızca öğrencilerin değil, öğretmenlerin ve diğer eğitim çalışanlarının da doğrudan yaşam alanıdır.

Öte yandan Diyarbakır’ın yeni yerleşim bölgelerinde ortaya çıkan nüfus yoğunluğu da eğitim planlamasının yeniden ele alınmasını gerektirmektedir. Başta Oğlaklı olmak üzere yeni yerleşim bölgelerinde yeterli sayıda okul ve derslik açılması, öğrencilerin yaşadıkları bölgeden uzak okullara yönlendirilmesinin önüne geçilmesi açısından önemlidir. Oğlaklı TOKİ Anadolu Lisesi’nde ara sınıfların bir an önce açılması ve yönlendirilen öğrencilere ücretsiz servis sağlanması talebi de bu sorunun somut örneklerinden biridir.

Eğitimde niteliği etkileyen sorunlardan biri de ortak bina kullanımı ve ikili eğitimdir. Aynı binanın farklı okullar tarafından kullanılması, öğrencilerin ve eğitim çalışanlarının okul yaşamını doğrudan etkileyebilmektedir. İkili eğitim ise eğitim süresinin ve okulun kullanım biçiminin yeniden düzenlenmesini gerektiren yapısal bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle ortak bina kullanımının ve ikili eğitimin tamamen sona erdirilmesi, bununla birlikte sınıf mevcutlarının 30 öğrencinin altına indirilmesi talebi, eğitim ortamının niteliği açısından değerlendirilmelidir. Daha az kalabalık sınıflar, öğretmenin öğrencisiyle daha fazla ilgilenebilmesine; öğrencinin ise kendisini eğitim sürecinin daha etkin bir parçası olarak hissetmesine olanak sağlayabilir.

Bir okulun en önemli unsurlarından biri öğretmendir. Derslik yapılabilir, teknoloji sağlanabilir, kitap dağıtılabilir; ancak öğrencinin karşısında yeterli sayıda öğretmen bulunmadığında eğitim sürecinin önemli bir ayağı eksik kalır.

Bu nedenle tüm öğretmen açıklarının kadrolu atamalarla kapatılması ve norm kadro fazlalığı ile öğretmen açığı arasındaki dengesizliğin adil ve planlı öğretmen dağılımıyla giderilmesi talebi, eğitim planlamasının bütünlüğü açısından önem taşımaktadır.

Öğretmenlerin ülke ve kent içerisinde dengeli dağılımı, yalnızca öğretmenlerin çalışma koşulları açısından değil, öğrencilerin eşit eğitim hakkı açısından da ele alınmalıdır.

Eğitim tartışmasının en önemli başlıklarından biri de anadilidir. Anadilinde eğitim hakkının hem yerel halkın hem de savaş ve göç mağduru çocukların kullanımına açılması ve bu çocukların eğitimden kopmasının önlenmesi talebi, eğitimde kapsayıcılık açısından ayrıca değerlendirilmelidir. Çocukların kendilerini ifade edebilmeleri, eğitim sürecine katılabilmeleri ve okul ile bağ kurabilmeleri açısından dil önemli bir unsurdur. Özellikle farklı dilsel geçmişlerden gelen çocukların eğitim sistemine dahil edilmesi, onların eğitimden kopmalarını önleyecek politikaların geliştirilmesini gerektirir.

Eğitim, farklılıkları dışlayan değil, çocukların farklılıklarıyla birlikte öğrenebildiği bir alan olmalıdır.

Diyarbakır’ın eğitim sorunlarını yalnızca kent merkezindeki okullarla sınırlı düşünmek mümkün değildir. Kırsal bölgelerdeki birleştirilmiş sınıf binalarının eğitim-öğretime uygun hale getirilmesi, kömürlük, lojman ve benzeri alanların sınıf olarak kullanılmasına son verilmesi ve öğretmenler için dinlenme alanlarının oluşturulması, kırsal eğitim açısından temel ihtiyaçlar arasında yer almaktadır. Bir çocuğun hangi bölgede yaşadığı, alacağı eğitimin niteliğini belirlememelidir. Aynı şekilde kırsal bölgelerde görev yapan öğretmenlere düzenli ve ücretsiz ulaşım/servis imkânı sağlanması, özellikle kadın eğitim emekçilerinin güvenliğinin gözetilmesi ve yerel yönetimlerle kalıcı çözümler geliştirilmesi, eğitim hizmetinin sürekliliği açısından önemlidir.

Okulların temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek yeterli bütçenin ayrılması da eğitim sisteminin temel meselelerinden biridir. Bir okulun temizlik, bakım, onarım, eğitim materyali ve diğer zorunlu ihtiyaçlarını kendi imkânlarıyla karşılamaya zorlanması, eğitim kurumları arasındaki olanak farklılıklarını artırabilir. Bu nedenle okulların temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek yeterli ve düzenli bütçeye sahip olması gerekir. Eğitim kurumlarının ihtiyaçlarını karşılamak için velilere veya okul yönetimlerinin kendi olanaklarına dayalı çözümler üretmek zorunda kalmadığı bir sistem, eğitimde eşitlik açısından önem taşımaktadır.

Eğitim alanında kadınların karşılaştığı ayrımcılık ve mobbing de çözülmesi gereken sorunlar arasındadır. Kadın eğitim emekçilerine yönelik ayrımcılık ve mobbingin önlenmesi, idarecilerin bu yöndeki uygulamalarının denetlenmesi ve güvenli çalışma ortamının sağlanması, yalnızca çalışma yaşamının değil, okulun demokratik kültürünün de bir parçasıdır. Okullar, öğrenciler için güvenli olduğu kadar eğitim çalışanları için de güvenli çalışma alanları olmalıdır.

Eğitim politikalarının yalnızca merkezi düzeyde belirlenmesi, her bölgenin kendine özgü ihtiyaçlarının yeterince dikkate alınmaması sonucunu doğurabilir. Diyarbakır’ın nüfus yapısı, yerleşim bölgeleri, kırsal alanları, öğrenci yoğunluğu ve sosyoekonomik koşulları kendine özgü eğitim ihtiyaçları yaratmaktadır. Bu nedenle eğitim planlamasının yalnızca merkezi yönetim tarafından yapılmaması, yerellerin ve yerel yönetimlerin planlama süreçlerine dahil edilmesi talebi, katılımcı bir eğitim yönetimi açısından tartışılmalıdır. Yerelde yaşayanların ve eğitim bileşenlerinin deneyimleri, eğitim politikalarının oluşturulmasında önemli bir bilgi kaynağıdır.

Çocukların eğitim hayatını yalnızca sınav sonuçları üzerinden değerlendirmek, onların farklı yeteneklerini ve ilgi alanlarını geri plana itebilir. Sınav merkezli eğitim modelinden vazgeçilmesi, öğrenci merkezli ve öğrencilerin yeteneklerini destekleyen bir eğitim modeline geçilmesi talebi bu nedenle önemli bir tartışma alanıdır. Eğitim; yalnızca test çözme becerisi değil, düşünme, sorgulama, üretme, iletişim kurma, sanat ve bilimle ilişki kurma, sosyal beceriler geliştirme ve kendini ifade edebilme sürecidir. Bunun yanında eğitimin piyasalaşmasının ve kayıt dışı/denetimsiz kursların önüne geçilmesi talebi de kamusal eğitim anlayışı içerisinde değerlendirilmelidir.

Çocukların eğitim başarısını ve okula devamını etkileyen unsurlardan biri de beslenmedir. Her öğrenciye en az bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek verilmesi talebi, eğitimin yalnızca derslik içinde gerçekleşen bir süreç olmadığı gerçeğini hatırlatmaktadır. Çocuğun aç olduğu bir ortamda eğitimden tam anlamıyla yararlanmasını beklemek, eğitimin sosyal boyutunu göz ardı etmek anlamına gelebilir.

Aynı şekilde MESEM uygulamasının çocuk işçiliğine yol açacak şekilde kullanılmasına son verilmesi talebi de çocukların eğitim hakkı ile çalışma yaşamı arasındaki ilişkinin dikkatle ele alınmasını gerektirmektedir. Çocukların eğitim hakkı, ekonomik ihtiyaçların gölgesinde kalmamalıdır.

Eğitim sürecinin bir başka önemli boyutu öğrencilerin psikososyal ihtiyaçlarıdır. Her öğrencinin akademik, sosyal ve duygusal gelişimi aynı değildir. Öğrencilerin yaşadığı sorunların erken fark edilmesi, gerektiğinde rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerine ulaşabilmesi okulun temel işlevlerinden biridir. Bu nedenle tüm okullarda yeterli sayıda rehber öğretmen ve psikolojik danışman kadrosu oluşturulması ve öğrencilerin psikososyal destek hizmetlerine erişiminin güvence altına alınması, eğitim sisteminin tamamlayıcı unsurlarından biri olarak ele alınmalıdır.

Eğitim Sen Amed 1 No’lu ve 2 No’lu Şubeleri tarafından dile getirilen 15 maddelik taleplere bir bütün olarak bakıldığında, taleplerin birbirinden kopuk olmadığı görülmektedir.

Güvenli okul binaları, yeterli derslik, düşük sınıf mevcutları, yeterli öğretmen, anadil, kırsal eğitim, okul bütçesi, ulaşım, kadın eğitim emekçilerinin çalışma koşulları, yerel katılım, sınav sistemi, ücretsiz yemek, MESEM ve psikososyal destek...

Bütün bu başlıklar aynı temel sorunun farklı yüzlerini oluşturuyor:

Diyarbakır’ın eğitim sorunlarının çözümü de tek bir kurumun veya yalnızca eğitim çalışanlarının sorumluluğunda değildir. Merkezi yönetim, yerel yönetimler, eğitim emekçileri, veliler, öğrenciler ve toplumun diğer kesimleri çözüm sürecinin farklı aktörleri olarak görülmelidir.

2026-2027 eğitim-öğretim yılı, sorunların yalnızca tespit edildiği değil, çözüm için somut adımların tartışıldığı bir yıl olmalıdır.

Çünkü bir kentin geleceği yalnızca yeni binalarla, yollarla veya yatırımlarla kurulmaz. O kentin geleceği, sınıflarında yetişen çocukların bilgiye, bilime, kültüre, sanata ve özgür düşünceye erişebilmesiyle de şekillenir.

Diyarbakır’ın çocukları güvenli okul, nitelikli eğitim, sağlıklı beslenme, eşit fırsat ve geleceğe umutla bakabilecekleri bir eğitim ortamını hak ediyor.

Eğitim sorunlarını çözmek, aslında çocukların geleceğine sahip çıkmaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arslan ÖZDEMİR Arşivi