MEB’in Zazaca kararında bilimsel gerekçe bekleniyor
Kimi Zaza, Kürd olmadığını iddia ediyor. Bir Zaza kendisini Kürd olarak tanımlayabilir ya da tanımlamayabilir. Kendini Kürd hissetmemek suç değildir, aksine zorlamak zorbalıktır, suçtur. Kimi zazanın kendini Kürd hissetmemesinde Kurmancların da payı vardır.
Zazacanın dilbilimsel olarak hangi dil ailesi/grubu içerisinde sınıflandırılacağı ise ayrı bir bilimsel meseledir.
UNESCO'nun ‘Tehlike Altındaki Diller Atlası’nda Zazaca/Kırmancki, ‘güvensiz/kırılgan’ kategorisinde yer alıyor ve dilin ‘ev içi iletişim dili olma vasfını yitirmek üzere’ olduğu belirtiliyor.
Milli Eğitim Bakanlığı kaybolma tehlikesi altındaki dil olan Zazaca için pozitif ayrımcılık yapıp Zazacayı en azından zorunlu ders kapsamına almıyor. Erken çocukluk döneminden başlayarak anadilinde eğitim hakkı tanımıyor. Zazaca konuşucuların çoğunlukta olduğu il ve ilçelerde yerel yönetimler herhangi bir yasal engel olmamasına rağmen kendi kreşlerinde Zazaca ve Türkçe eğitim vermiyor. Yerel yönetimler dahil her bir resmi kurum vatandaşa anadilinde hizmet verebilmek için personeline Halk Eğitim Kursu yoluyla Zazaca bilirliği sağlayıp, artırıp sertifikalandırmıyor.
Milli Eğitim Bakanlığı da bunları yapmak yerine Zazacayı Kürdceden ayrı bir dil olarak resmen kabul edip buna uygun müfredat ve seçmeli ders için kitaplar hazırladı.
MEB'in kararı, doğrudan bir ‘bilimsel rapor’a değil, akademisyenler ve Zazaca öğretmenlerinden oluşan bir komisyonun hazırladığı yaklaşık 200 sayfalık bir öğretim programına dayanıyor. Komisyonda Bingöl, Munzur ve Ankara üniversitelerinden akademisyenler ile Bingöl İl MEM bünyesindeki Zazaca öğretmenleri yer aldı. Süreçte en somut belge ise ZazaFed'in Ağustos 2026'da yayımladığı ‘Zaza Diline İlişkin Bilimsel ve Akademik Değerlendirme Raporu’ oldu (https://www.zazafed.org/haberler/zaza-diline-iliskin-bilimsel-ve-akademik-degerlendirme-raporu ). Müfredattaki ‘lehçe’ ifadesi kaldırıldı, ders adı ‘Zaza Dili’ olarak düzenlendi. Program ayrıca CEFR standartlarına göre kademelendirildi: 5-6. sınıflar için A1.1, 7-8. sınıflar için A1.2 kazanımları belirlendi.
Öğretmen atamalarında Zazaca ayrı bir branş olarak tanımlanacak; yalnızca Zaza Dili ve Edebiyatı mezunları başvurabilecek. Zazaca öğretmen atamaları ise yok denecek kadar az..
MEB’in, daha önceki Yaşayan Diller ve Lehçeler dersi süreçlerinde de benzer bir sorun yaşanmış; MEB'in hiçbir görev üstlenmeyerek bütün yükü ve sorumluluğu STK'lara yüklediği tespit edilmişti. Günümüzde de Zazacanın ayrı bir dil olduğuna dair kararın sorumluluğu bir rapora ve komisyona yüklenmiş gibi görünmektedir. Oysa kapsayıcı ve katılımcı bir bilimsel süreç yürütülmesi güç değildir.
Ancak Bakanlık Zazaca ve/veya Kurmancca üzerine çalışmalar yapan STK’lar, diğer üniversiteler ve bağımsız dil bilimcilerden, gruplardan görüş almaya gerek görmedi. Bu, kararın bilimsel meşruiyetini zayıflatan bir eksiklik olarak öne çıkıyor. Bu nedenle bakanlığın kararını, kamuoyuna açık ve kapsamlı bir bilimsel raporla gerekçelendirmesi bekleniyor.
Tartışma sürerken, aynı Bakanlık asıl Kürdcenin Zazaca olduğu görüşünü de dikkate alıp Zazacaya Kürdce de diyebilirdi. Kurmancların da bunun karşısında durup, ‘asıl Kürdce Kurmanccadır!’ tepkisini göstereceğini sanmıyorum.
Yıllardır Zazacanın gelişimi ve yayılması için emek harcayan ve anadili hakkının siyasal alandan çıkarılması, savunusunun araçsallaştırılmasından kurtarılması için uğraş veren ben, kişisel olarak Zazaca’ya alan açan her girişime destek olurum. Bakanlık Zazacanın ayrı bir dil olduğunda ısrarcı olarak Zazaca anadilinde eğitim başlatacaksa ya da seçmeli Zazaca dersini zorunlu hale getirecekse eğer, buna da destek olurum.
Zazaların Kürd, Zazacanın/Kırmanccanın Kürdi diller grubundan olduğuna itiraz edilse bile; Zazaların ve Zazacanın bölgemiz milletleri ve dilleri arasında olduğu yadsınamaz. Bence bölgemizde yerleşik farklı her bir millete, anadiline ve kültüre saygılı, yapıcı, sabırlı ve sakin olmamızı zorunlu kılan tek gerçeklik de budur. Zazaca da ve Kurmancca da bölgemizin ortak ve vazgeçilmez değeridir. Anadilinin de bir dışlanma, ayrımcılık gibi gerilim sebebine, krize dönüştürülmesine katkı verilmemelidir.
Bölge olarak devlet politikası ile onlarca yıl Kurmanclar da Zazalar da, Araplar da aynı tavizsiz ve acımasız asimilasyon sürecini hep birlikte yaşadık; sonuçları, etkileri ortada. Bu hafızayı unutmamak ya da akılda tutmak kargaşayı, taraflaşmayı önler.
Federe yönetim modelini savunuyorum ve bir gün bu model hayata geçerse isteyen Zaza, ayrı bir dil olarak Zazaca anadilinde eğitim alabilir. Federe Yönetim modelinde Zazalar, Aleviler, Müslümanlar, Kurmanclar, Ezidiler, Hristiyanlar yani tüm dezavantajlı toplum, grup ya da bireyler hissettikleri gibi kendilerini ifade edip özgürce yaşayabilir, varlıklarını koruyup devredebilir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.