Derin Yozgat
Orhan Veli, “Beni bu havalar mahvetti” diyor ama ben diyorum ki: “Bizi dış güçler mahvetti…”
Yeter artık; Burundi’nin, Burma’nın, Burkina Faso’nun, Cibuti’nin ve Çuvaşistan’ın oyunlarına gelmeyelim.
Millî birlik ve beraberliğimize kastetmiş dış güçlerin oyununu bozmak için geceli gündüzlü çalışan MHP lideri Devlet Bahçeli, geçen hafta “Adım adım gidelim” dediği süreç için bu hafta ise “Beklemeden hızlı adımlar atalım” diyerek iki ileri, bir geri Mehter Marşı sürecini başlatmış oldu.
Şimdi kamuoyunda şöyle bir algı var: “Bu süreci başından beri Bahçeli taşıyor.” Ama içeriden bakınca Bahçeli daha çok sürecin basın sözcüsü gibi duruyor.
Bahçeli, Meclis grubundan seslenirken; düşman işgalinden kurtuluş gününün olmadığı ve dolayısıyla kutlanmadığı tek ilimiz olan Yozgat’ta “Savaşa Hayır” pankartıyla bir basın açıklaması yapılması dikkat çekti.
Kurtuluş Savaşı’nda; “Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş” iken, dokunulmayan tek il olan Yozgat’ta böyle bir açıklama yapılması ayrı bir şaşkınlık yarattı.
Herkes devleti; derin Trabzon lobisinin, Kayseri lobisinin, Kasımpaşa lobisinin yönettiğini söylüyor ama hiçbiri değil. Devleti derin Yozgat lobisi yönetiyor.
Hatta bazen düşünüyorum: Türkler Orta Asya’dan kalktı, Himalayalar’ı geçti, Tengri Dağı’nı aştı; mola vermeden, çay içmeden, yemek yemeden, bir karpuz bile kesmeden, lavaboya gidip ellerini yıkamadan geldikleri Anadolu’da bir türlü şu Kart-Kurt meselesini açıklığa kavuşturamadık. Güneş Dil Teorisi var ama yeterli değil. Geçtiğimiz yıllarda bu tezi ispatlamak için Bolu Dağı’na çıkan bir grup bilim insanı, neredeyse çığ altında kalıyordu.
Buradan akademiye küçük bir öneri:
Eğer dağlarda Kart-Kurt çalışması yapıyorsanız ve karşınıza gerçekten bir kurt çıkarsa… kaçın.
Hem hayatta kalırsınız hem de daha çok “kart-kurt” sesi çıkarırsınız. En azından bilime bir katkınız olur.
Haftanın diğer önemli bir konusu ise Türkiye’nin Kosova’yı yenerek Dünya Kupası’na gitmesi oldu. Asansörde komşulardan biri bana gözleri parlayarak, “Abi gidiyoruz, ne diyorsun?” dedi.
“Hayırdır, uzaya mı gidiyoruz?” dedim.
“Yok abi, Dünya Kupası’na gidiyoruz ya,” dedi.
“Ben vatan hainiyim, desteklemiyorum,” dedim…
Çocuk dondu kaldı: “Abi estağfurullah…” dedi.
Devletin kayıtlarında “vatan haini, bölücü gazeteci” olarak geçiyorum; senin dünyadan haberin yok, gelmiş Dünya Kupası’ndan söz ediyorsun.” Dedim.
Çepik Aydın da boş durmamış, “Devamke” diye bir şarkı yapmış; millî takıma destek veriyor. Şarkıda “Avrupa’yı sallayacağız, tozu dumana katacağız” diyor. Yani Aydın, “Avrupa Avrupa duy sesimizi, işte bu Türklerin ayak sesleri” sloganını şarkıya uyarlamış.
Biri Aydın’a anlatsın: Bu Avrupa Şampiyonası değil, Dünya Kupası.
Sadece Avrupa’yı sallamak yetmez; Amerika var, Afrika var, Asya var…
Yani hedef küçük tutulmuş. Coşku var ama kapsam dar.
Gazeteci olarak raporumu yazıyorum ve takdiri size bırakıyorum:
Bu ülkenin büyük meseleleri çözülmeden önce bir heyet gönderilip Yozgat’a sorulmalı:
“Siz ne düşünüyorsunuz?”
Yozgat’ı çok ihmal ediyorsunuz, haberiniz olsun.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.