Jelibon Cumhuriyeti
Ey birkaç çapulcu…
Ey CA-HA-PE…
Aziz ve muhterem yurttaşlarım…
Muhtaç olduğun kudret, kapının önüne bırakılmış 8 bin liralık doğalgaz faturasının son ödeme tarihinde mevcuttur.
Hayatta en hakiki Hurşit, 28 bin TL asgari ücretle çalışıyor.
Millî birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz günlerden geçiyoruz.
Kürt sorunu, ekonomi, FETÖ, CHP’li başkanların durumu, kaset savaşları derken hayat hepimizi yordu. Bugün; Hindistan, Demokratik Kongo, Cibuti ve Burkina Faso bile muasır medeniyetler seviyesine ulaştı, ulaşacak ama bizler, binbir dertten bunu yapamıyoruz.
Sözüm meclisten dışarı, lakin hakikat içeridedir.
Ehl-i devlet öyle böyle hikmet buyurmuş ki bize laf düşmez!
Devletimizin vakarından yanına yaklaşılmıyor; lakin hayat bütün terbiyesizliğiyle sürüp gidiyor
Devlet yüksek ipte hüner gösterince, tebaa da düşmemeyi öğrendi.
Mesela geçen gün bir haber düştü:
“Cumhuriyet savcısı dolandırıldı.”
Aramışlar:
“Hesabınızda şüpheli işlem tespit edildi.”
Savcı paniğe kapılmış. Gönderilen İBAN’a 850 bin TL atmış.
Ben bunu duyunca üç saat tavana baktım. Dolandırıcının da artık devlet terbiyesi almış bir nev’i münevveri makbul oldu. Artık tamamen yerli ve millî dolandırıcılarımız da var.
Baktılar yurttaşta artık para yok, herkes fakirlikten kırılıyor; devletin bürokrasisine daldılar. Çünkü artık ne varsa onlarda var.
İnsan hâliyle düşünüyor:
Savcısı böyle olan milletin hâli nice olur?
Bekçiye mi güveneceğiz?
Onlar da kendilerine “bekçi” denilmesinden rahatsız olduklarını söyleyerek isim değişikliği istiyorlar.
Bekçi dememeliymişiz…
Peki, ne diyelim?
Asayiş Koordinatör Memuru mu?
Zaten bu devirde her şeyin adı değişiyor. Bekçiler gibi, kelime oyunlarıyla gerçekleri bizden kaçırmak istiyorlar. Bu ülkede uzun zamandır her şeyin adı değiştiriliyor; gerçek ise olduğu yerde kalıyor.
Buna da isim dolandırıcılığı diyebiliriz…
Zam gelir, “fiyatlar güncellendi” derler.
İşsizliğe “esnek çalışma modeli” derler.
Fakirliğe de yakında “millî irade” ilan derler.
Öyle mahir bir idare ki…
Açlığı bile “denge ekonomisi” diyerek bize yediriyorlar. Toplumu bunlara alıştırdılar; artık yaşanan absürtlükler bize normal geliyor. İşte “Ülkenin normalleşmeye ihtiyacı var” dedikleri şey bu olsa gerek.
Eskiden en azından orta direk vardı; o direği yıkıp yerine AVM yaptıklarından beri kendimize gelemedik.
Sadece hukukî bir terim olan nitelikli dolandırıcılık sonunda gerçek hayata intikal etti. Evet, artık çok nitelikli dolandırıcılarımız var.
Buna en iyi örnek, Rize’de yaşanan dolandırıcılık hikâyesidir:
Bir yurttaş, tavuğu yeşile boyayıp “cennet papağanı” diye satmış.
Ben buna dolandırıcılık bile demem, girişimcilik derim.
Ama düşününce, Rizeli yurttaş tek mi boyayıp millete satıyor?
Bu ülkede kelimeleri ve rakamları boyayıp yeniden piyasaya sürüyorlar.
TÜİK gerçekleri boyamıyor mu?
Enflasyon bile artık kendinden utanıp evden çıkmıyor.
Bu ülkede rakamlar bile iktidarın memuru gibi çalışıyor.
Ben bunları düşünürken bir açıklama daha geldi:
“Emekliye 10 bin lira bayram ikramiyesi verilsin.”
Eskiden insanlar böyle haberler duyunca sevinirdi, şimdi “Eyvah” diyor.
Çünkü aynı gece akaryakıt fiyatları, elektrik, su ve doğalgaz faturaları uykuda saldırıyor
Neyse ki faturanın bir kısmını “Cumhurbaşkanı” ödüyor da biraz nefes alıyoruz.
Zaten aldığımız nefesin yüzde 12’sini de “Reis” karşılıyor.
Sevgili İskoçyalılar, bizim derdimizin dermanı yok.
Vaktiyle yaşlı bir kadın sürekli doktora gidermiş.
“Ölüyorum” dermiş.
Ama tetkikler temiz.
Kadın sapasağlam.
Doktor, yaşlı kadının sorununun psikolojik olduğunu düşünerek ona jelibon yazıp göndermiş.
Yaşlı kadın almış jelibonları, günde üç öğün tok karna yemiş. Doktor aylar sonra merak edip oğlunu aramış:
“Annen nasıl oldu?”
“Doktor bey, çok şükür... Verdiğiniz jelibondan sonra hiçbir şeyi kalmadı.”
Hatırlar mısınız? Melih Gökçek, yer altında jelibon rezervi bulunduğunu söylemişti.
Bizim memleketin özeti, anlattığım jelibon hikâyesine benziyor.
Bizi de jelibonla tedavi etmeye çalışıyorlar.
Çünkü bu ülkede artık sorun çözülmüyor; çözmeye de niyetleri yok.
Bu ülkede artık insanlar geleceği planlamıyor; sadece bugünü planlıyor
Allah bu millete biraz akıl fikir, bol bol ekonomi versin…
Hadi, ben kaçtım şimdi.
Ben gidip biraz yoğurt yiyeceğim
Manda yoğurdu karışımıyla değil tabii, market yoğurduyla idare ediyoruz.
Bu memlekette artık akıldan ziyade mide mukavemeti işe yarıyor.
Zira bu devirde hakikati değil, hazmı kuvvetli olanlar yaşıyor.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.