Mustafa Yıldız

Mustafa Yıldız

Türkiye’nin ihtiyacı tamirci değil, yeni bir araç

Türkiye’nin ihtiyacı tamirci değil, yeni bir araç

Türkiye’yi anlamak için bazen siyaset bilimi kuramlarına, anayasa hukukunun karmaşık maddelerine ya da tarih kitaplarına bakmak yetmez. Bazen sadece bir oto tamircisinin dükkânına girmek ve olan biteni izlemek gerekir.

Önünüze, ömrünü tamamlamış, kilometresi haddinden fazla yükselmiş bir otomobil geldiğini düşünün.

Motor yorgun, şasi yorulmuş, parçalar artık üretilmiyor; bulunanlar ise ateş pahası. Aracın neresini tutsanız elinizde kalıyor.

İşini bilen bir usta, araca bakar ve sahibine açıkça söyler:

“Bu araç artık güvenli bir şekilde yola devam edemez. Harcayacağınız para da harcayacağınız emek de ziyan olur. Bu arabayı emekliye ayırmak, yerine yenisini almak en doğrusudur.”

Ama araç sahibi ısrar eder:

“Bir iki parçasını değiştirsek, motoru biraz rektefe etsek, kaportayı da boyasak bir müddet daha idare etmez mi?”

İşte Türkiye’nin siyasal hikâyesi tam olarak bu ısrarın özetidir.

Türkiye de siyaset bilimciler,siyasetçiler yıllardır eskimiş,artık tümüyle değişmesi gereken bir siyaset aracını tamir etmeye çalışıyorlar.

Önceleri 10 yılda bir darbe yapılıyordu, şimdide 3-5 yılda bir araç tamirhaneye çekiliyor. Bir parçası değiştiriliyor, başka bir parçası güçlendiriliyor, bazı parçalar makyajlanıyor. Sonra araç yeniden kullanılıyor.

Tabi Bir süre gidiyor.

Sonra yine tekliyor.

Yine tamirhaneye giriyor.

Ve her tamirhane çıkışı biz buna “yeni dönem” diyoruz.

Oysa şasi aynı, motor aynı, kaporta büyük ölçüde aynı.

Dolayısıyla sorun bir süre gideriliyor sonra yeniden ortaya çıkıyor.

Türkiye’nin temel problemlerinden biri de tam olarak budur:

Bir siyasal sistemi değiştirmek yerine sürekli tamir etmeye çalışıyorlar

Darbelerden sonra tamir edildi.

Anayasa değişikliklerinden sonra tamir edildi

Siyasal krizlerden sonra tamir edildi.

Çatışma dönemlerinden sonra tamir edildi.

Çözüm süreçleri ile yeniden tamir edildi.

Her defasında sistemin bazı parçaları değiştirildi. Fakat devletin yurttaşla ilişkisi, merkeziyetçi yönetim anlayışı, kuvvetler ayrılığının zayıflığı, yargının bağımsızlığı, yerel demokrasinin sınırları ve farklı kimliklerin eşit yurttaşlık temelinde tanımlanması gibi temel konular bir türlü çözülemedi.

Çünkü sürekli arızanın kendisini değil, arızanın sonucunu tamir edilmeye çalışıldı.

Böyle olunca da her tamirin ömrü bir sonraki krize kadar sürdü.

Peki neden yeni bir araba yapılmıyor?

Tam burada Türkiye’nin iktidarı ve muhalefeti açısından daha büyük bir soru ortaya çıkıyor. Neden evrensel Demokrasiyi yaşam biçimi haline getiremiyoruz?

Türkiye’de neden evrensel ölçülerde güçlü bir sosyal demokrasi anlayışı yok?

Bu soruların cevabını yine kendimiz veriyoruz:

Çünkü demokrasiye sosyal demokrasiye inanan yok.

Bu cümle biraz ağır gelebilir. Ama biraz düşününce sorunun parti programlarından daha derinde olduğu görülür.

Siyasi partilerimiz

Demokrasiyi, Hukuku yalnızca kendisine lazım olduğunda değil, rakibede lazım olduğunda da savunabilmek olduğunu,

Seçim sonucunu beğenmediğimizde sandığa, mahkeme kararını beğenmediğimizde hukuka güvenebilmek olduğunu,

Devletin gücünü sınırlamayı, yurttaşın hakkını genişletmeyi siyasal yaşamın merkezine koymak olduğunu,

Ve belki de en önemlisi, başkasına yapılan hukuksuzluğa yarın bize yapılabileceği için değil, hukuksuzluk olduğu için karşı çıkabilmek olduğunu

Demokrasi biraz da insanın kendi hakkı olmayan bir hakkı savunabilme cesareti olduğunu,
Öğrenmek bunları içselleştirmektir.

Bugün Türkiye’de yeni parti arayışlarından, yeni siyasal oluşumlardan ve yeni bir demokratik düzen ihtiyacından söz ediliyor. Fakat burada çok dikkatli olmak gerekiyor. Yeni parti kurmak, yeni siyaset kurmak anlamına gelmez.

Yeni bir tabela asıp eski siyaset anlayışını sürdürürseniz, ortaya yeni bir araba çıkmaz.

Eski otomobile yeni far takmış, Motorun birkaç parçasını değiştirmiş, boyasını değiştirirsiniz. Belki daha modern görünür.

Ama şasi aynı olunca, İlk büyük çukurda eski arabanın bütün sorunları yeniden ortaya çıkar.

Bugün demokrasi ve hukuk eksenindeki siyasal tartışmalara da buradan bakmak gerekiyor.

Örneğin yeni bir dönemin kapısını açabilecek çerçeve bir düzenleme gündeme gelmiş, mesele yalnızca “Bu maddenin şu kısmı doğru mu, bu kısmı yanlış mı?” sorusuna indirgenmemelidir.

Asıl soru daha büyüktür:

Biz nasıl bir siyasal düzen, nasıl bir yaşam kurmak istiyoruz?

Türkiye’nin kırk yılı aşan çatışma döneminin ardından bugün yeni bir eşikten geçiliyor.

Sürgün, cezaevi, ölüm, yasaklar ve siyasal dışlanma deneyimleri yaşamış insanların hayatlarının geri kalanını kendi ülkelerinde, kendi topraklarında, onurlu ve güvenli biçimde geçirip geçiremeyeceklerinin hesabını yapmak gerekiyor.

Bir toplumun yıllarını tüketen bir çatışmanın sonunda hâlâ “birkaç parçayı değiştirip beş yıl daha gider miyiz?” diye düşüne ler var. Bunu gördüğümüzde aslında sorunun büyüklüğü anlaşılmamıştır. demektir.

Çünkü barış yalnızca silahların susması değildir.

Barış, çatışmayı üreten siyasal mekanizmaların da değiştirilmesidir.

Devletin yurttaşla ilişkisinin yeniden kurulmasıdır.

Hukukun herkes için eşit olmasıdır.

Yerel demokrasinin güçlendirilmesidir.

Farklı kimliklerin tehdit değil, eşit yurttaşlığın parçası olarak görülmesidir.

Devletin vatandaşına “katlanmak” yerine onun haklarını güvence altına almasıdır.

Eğer hedef yalnızca eski aracı modifiye etmekse bunun adına büyük bir demokratik dönüşüm diyemeyiz.

Ama hedef yeni bir anayasal düzen, güçlü bir hukuk devleti, gerçek kuvvetler ayrılığı, bağımsız yargı, güçlü yerel yönetimler, eşit yurttaşlık ve demokratik çözümse, o zaman karşımızda gerçekten başka bir siyaset vardır.

İşte demokrasi de burada anlam kazanır.

İhtiyacımız, demokrasiyle tasarlanmış yeni bir siyasal araç ve o aracın uyacağı yeni bir yol haritasıdır.
artık eski arabayı tamir edip zaman kazanmak olmamalı, ülkenin yurttaşlarının hayatları “Bir beş yıl daha gider mi?” hesabının parçası olmamalıdır.

Eski aracın tamir masrafını artık yurttaşa ödetmemek ve o eski arabayı bir bedel ödemeden çöpe atma zamanı gelmiş.

Çünkü Türkiye’nin ihtiyacı yeni bir tamir değil; yeni bir siyasal araç, yeni bir yol ve o yolda eşit yurttaşlar olarak birlikte yürüyebileceğimiz yeni bir demokratik sözleşmedir.

Artık tamir değil, yeniden kuruluş zamanı.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mustafa Yıldız Arşivi