Amedspor ülkeyi böler mi?

Bazı futbol maçları vardır; 90 dakika sürer, hakem düdüğünü çalar ve maçın sonucu ne olursa olsun herkes evine gider. Normal bir ülkede futbol maçının ardından olan budur.

Ama Türkiye'de bazı futbol maçları bitmiyor.

Son günlerde Amedspor maçlarında yaşananlar, Türkiye'deki derin toplumsal fay hatlarından birini yeniden gün yüzüne çıkardı.

Amedspor, Trabzonspor'u evinde 2-1 mağlup etti.

Maçın ardından Trabzonsporlu bir taraftar, otobüste “En iyi Kürt ölü Kürt'tür”, “Kürtlerin en iyisi mezardakidir” şeklinde oldukça ırkçı ve ayrıştırıcı söylemler paylaştı. Şüpheli gözaltına alındı, ardından tutuklandı ve basına yansıyan haberlere göre pişman olduğunu söyledi.

24 Ağustos 2026 akşamı Kocaeli'de oynanan Kocaelispor-Amedspor maçını ise ev sahibi takım 2-0 kazandı. Buraya kadar her şey sporun olağan akışı içindeydi. Ancak saha içinde ve dışında yaşananlar 'Ne olacak bu işin sonucu' sorusunu gündeme getirdi.

Görüntülere yansıdığı üzere, bir grup Kocaelispor taraftarı Amedspor tribünlerine doğru sarı poşetler salladı. Görüntüler sosyal medyaya yayıldıktan sonra Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı; beş kişi hakkında gözaltı talimatı verildi. Savcılık, soruşturmanın “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” ile “tehdit veya hakaret içeren tezahürat” kapsamında yürütüldüğünü açıkladı.

Son olarak geçtiğimiz hafta sonu, Amedspor'un Beşiktaş'ı yenmesinin ardından Iğdır'da bir kafeden kalabalığa bozkurt işareti yapılması üzerine arbede çıktı.

Bir de meseleyi körükleyen sosyal medya alanı var:

“Bunları yenecek bir Türk takımı yok mu?”

“Türkiye Süper Ligi'nin zirvesinde Türk olmayan bir takım var.”

Bu ülkede yıllarca Kürtlere “bölücü” diyenler, bugün bölücülüğün alasını yapıyor. Düşmanlık üretmek, ayrımcılığın en tehlikeli biçimlerinden biridir. İşte bu zihniyet ve dil yüzünden Türkiye toplumu yarım asırdır ağır bedeller ödüyor.

Başını Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici ve Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın çektiği bu kesimler için asıl sorun, Amedspor'un futbol oynaması değil, adının Amed olmasıdır.

Oysa Diyarbakır'da bundan önce de futbol vardı. On binlerce taraftarı olan Diyarbakırspor, Yeni Diyarbakırspor ve Diyarbekirspor vardı. Amed ismine karşı çıkan bu kesimler, kulübü “örgüt takımı” gibi ele alarak kendi ırkçı hezeyanlarına meşruiyet arıyorlar.

Oysa açıp geçmişe bakıldığında, batı illerinde Diyarbakırspor'un da benzer ırkçı saldırılara maruz kaldı. Vanspor, Mardinspor veya Batman temsilcileri gittikleri her yerde benzer reflekslerle karşılaşıyorsa, mesele bir örgüt bahanesinden öte, doğrudan Kürt kimliğine duyulan öfkedir...

Bursa'da, Sakarya'da, Trabzon'da saldırıya uğramanız için illa isminizin 'Amed olması gerekmiyor'

Peki, Amed ismi neden bu kadar rahatsızlık yaratıyor?

İstanbul'a baktığımızda İstanbulspor ve İstanbulgücü var ama Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş da bu şehrin takımları. Ankara'da Ankaragücü ve Ankaraspor var; şehir aynı ama takım isimleri birbirinden farklı. Takımların bulundukları şehrin adını birebir kullanması gibi mutlak bir kural ya da zorunluluk yoktur.

Amedspor'a yönelik en büyük tepkilerin yükseldiği Trabzon üzerinden bir okuma yapalım.

Trabzon'da, farklı tarihsel ve kültürel kökenlere dayanan isimler taşıyan futbol kulüpleri bulunuyor. Örneğin Yomraspor, Arsinspor ve Sürmenespor…

Yomra adının kökeni ve anlamı konusunda farklı açıklamalar bulunuyor. Arsin, Trabzon'un bir ilçesinin adı olarak futbol kulübünde de kullanılıyor. Yine Sürmene, tarihsel ve kültürel geçmişiyle farklı dil katmanlarının izlerini taşıyan bir yerleşim adı.

Kimse bu kulüplerin isimlerinden rahatsız olmuyor ve buradan ülkenin bölüneceği sonucunu çıkarmıyor. Çünkü normal olan budur. Bir futbol kulübünün adının bir mahalleden, semtten, şehirden veya tarihsel-kültürel bir kökenden gelmesi gayet olağandır.

Normal olmayan, o isme bakarak düşmanlık üretmektir.

Amedspor da gökten zembille inmedi. 2014 yılında kulübün kongre kararıyla “Amedspor” ismi kullanılmaya başlandı, hukuki süreçler yaşandı ve kulübün resmi adı bir dönem “Amed Sportif Faaliyetler” olarak tescil edildi. Ancak kamuoyunda Amedspor adı benimsendi. O yüzden resmi yetkililer ve bazı medya kuruluşları henüz 'Sözde Amedspor" tabirini kullanmadı!

Ortada gizli bir yapı değil, bir şehrin tarihsel ve coğrafi hafızasında yer eden bir ad vardır. Amed, Diyarbakır'ın Kürtçedeki karşılığıdır.

Sevmek ya da günlük dilinizde kullanmak zorunda değilsiniz. Ama bir şehrin dildeki adından ötürü bir futbol kulübüne ve taraftarına ölüm simgeleri yakıştırmak başka bir boyuttur.

İlginçtir ki Amedspor'a sarı torba sallanan Kocaeli'de yerel amatör liglerde Arapçeşmespor adında bir kulüp var. Trabzon ismi, Antik Yunancada “masa, sofra veya dikdörtgen” anlamına gelen “trápeza” kelimesinden türetilen “Trapezus”tan gelmiyor mu? Hiç kimse Trabzonspor adını duyduğunda ülkenin bölüneceğini düşünmüyor.

Türkiye'de bir insanın Arap, Çerkes, Laz, Gürcü veya başka bir kimliğe sahip olması üzerinden yapılan bazı yaklaşımlar yıllarca sıradanlaştırıldı. Ama aynı durum Kürt kimliği olduğunda hava aniden değişiyor.

Örneğin teknik direktör İsmail Kartal'a “Arap İsmail” denilebiliyor; fakat Kürt kimliğine ilişkin bir vurgu söz konusu olduğunda aynı çevrelerde “Vatan elden gidiyor” retoriği devreye giriyor.

Amedspor hakkında üretilen manipülasyonlar da sık sık bu noktaya evriliyor. Sosyal medyada Amedspor'un üst lige yükselme kutlamalarında eli silahlı kişilerin bulunduğu yönünde asılsız iddialar dolaşıma sokuldu.

Diyarbakır Valiliği, görüntüdeki uzun namlulu objenin gerçek olmadığını, ucuna bayrak sarılmış oyuncak bir materyal olduğunu resmi olarak açıklamasına rağmen, aynı senaryo ısıtılıp ısıtılıp ırkçı saldırılara gerekçe yapıldı.

Türkiye'nin başka bölgelerindeki şampiyonluk kutlamalarında yaşanan silahlı taşkınlıklar ne yazık ki yeni bir olgu değil. Ancak aynı manzara Amedspor üzerinden kurgulandığında bambaşka bir siyasi aparata dönüştürülüyor.

Aynı davranışı bir coğrafyada “kutlama taşkınlığı”, başka bir coğrafyada ise “etnik tehdit” olarak okuduğunuz anda artık sporu değil, başka bir çatışmayı konuşuyoruz demektir.

Maç sonunda rakip takıma kızabilir, hakem kararlarını eleştirebilir ya da taktik tartışmaları yapabilirsiniz. Ancak rakibinizin varlığına veya yaşam hakkına yönelen bir nefret, sporun sınırlarının tamamen dışındadır.

Çünkü futbolun sonunda iki ihtimal vardır: Kazanır ya da kaybedersiniz. Ama hiçbir maçın sonunda bir insanın kimliği yüzünden hedef gösterilmesi gerekmez.

Üzücü olan gerçek hâlâ şu: Bir şehir adını sırf Kürtçe olduğu için tehdit olarak algılayan ciddi bir kesim hâlâ var.

Türkiye'de “ama onlar da” ile başlayan cümleler hiç bitmedi. Oysa bu tür gerekçeler, üretilen kötülüğü ve tahammülsüzlüğü asla açıklamıyor.

Türkiye'nin asıl demokratik başarı hikâyesi belki de bir gün, Diyarbakır'ın kendi coğrafi adıyla sahalarda yer alan bir futbol takımının Kocaeli'de, Trabzon'da ya da ülkenin herhangi bir şehrinde maça çıkmasının tamamen olağanlaşacağı o gün yazılacak.

Tribünlerde nefret simgelerinin değil formaların sallandığı, ölüm sloganlarının değil coşkulu tezahüratların duyulduğu ve stadyum çıkışında insanların birbirine sadece “Maç kaç kaç bitti?” diye sorduğu bir iklimi yaratmak zorundayız.

Belki de Türkiye'nin çözmesi gereken mesele tam burada başlıyor. Ve galiba sorun artık sadece bir “Kürt sorunu” değil; açıkça yüzleşmemiz gereken derin bir zihniyet ve adalet krizidir.

Mesele, bir şehrin adının bile bazı insanlarda neden tehdit duygusu yaratabildiğidir.

Asıl mesele Amedspor değil, o adı ve kimliği kabullenemeyen köhnemiş bakış açısıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Oktay Candemir Arşivi