Enver Yılmaz
Diyarbakır’ın saklı cennetine yapılan ihanet
Yaz sıcakları bastırdığında, herkes Diyarbakır'ın serin sularına, yeşilin kollarına sığınmak ister. Dicle Nehri'nin kollarında yer alan Çermik, Dicle ve Eğil ilçeleri, bu arayışın en güzel duraklarıdır. Özellikle Eğil’in Selman köyü, sakin nehir kıyıları ve eşsiz doğasıyla bir saklı cennet gibidir. Ancak bu cennet, bilinçsiz ve duyarsız insanların ellerinde bir çöplüğe dönüyor.
Okulların tatil olması ve sıcaklığın 45 derecelere ulaşmasıyla nehir kıyıları dolup taşıyor. Piknikler yapılıyor, serin sulara giriliyor, neşeli saatler geçiriliyor. Ne var ki, bu anlık keyifler doğaya kalıcı bir kâbus bırakıyor. Yemek artıkları, binlerce plastik şişe ve atık, doğanın kalbine adeta bir hançer gibi saplanıyor. En acısı da, belediye tarafından konulan çöp kovaları bile bile kullanılmıyor; çöpler yanı başındaki doğaya atılıyor. Bu durum, sadece bir unutkanlık değil, doğaya karşı gösterilen derin bir saygısızlık.
Bu manzara karşısında sadece bizler değil, bölgede yaşayan hayvanlar da tehdit altında. Köylüler, hayvanlarının bu plastik atıkları yediğini ve sağlıklarının tehlikeye girdiğini üzülerek anlatıyor. Bir köylünün "Doğa çöplük değil, bu doğaya ihanettir" sözleri, aslında hepimizin vicdanına yöneltilmiş bir sitem. Bu yerlerin hepimizin nefes aldığı ortak alanlar olduğunu unutarak hareket etmek, en başta kendimize zarar veriyor. Atılan her çöp, sadece doğayı değil, insan olmanın değerlerini de kirletiyor.
"Bu insanlar iflah olmaz" diyen köylünün hayal kırıklığı, sorunun ne kadar derine indiğini gösteriyor. Maalesef bu, münferit bir olay değil, çevre bilincinin yetersizliğinin acı bir sonucudur. Doğayı bir çöplük olarak gören bu anlayış, sadece bir davranış bozukluğu değil, bir medeniyet sorunudur.
Peki, bu sorunun çözümü ne?
Bireysel sorumluluk: Herkes, doğada geçirdiği vaktin bir emanet olduğunu hatırlamalı. Yanımıza aldığımız her şeyi, hiçbir istisna olmadan yanımızda geri götürmeliyiz.
Kurumların Rolü: Belediyeler ve yetkililer, sadece çöp kovası koymakla yetinmemeli. Denetimleri sıkılaştırmalı, bilgilendirici levhalar asmalı ve bu güzelliklerin korunması için sürekli bir çaba içinde olmalıdır.
Diyarbakır'ın doğal güzellikleri, bizim en büyük hazinemizdir. O güzellikleri korumak, sadece bir görev değil, bir onur meselesidir. Unutmayalım ki, doğaya gösterdiğimiz saygı, aslında kendimize ve geleceğimize duyduğumuz saygıdır.
Karakterin gerçek sınavı: Güç karşısında vefa
02 Temmuz 2026 Perşembe 08:24Taşın hafızası ve modern insan
29 Haziran 2026 Pazartesi 23:37Bireysel silahlanmanın sessiz kurbanları
25 Haziran 2026 Perşembe 23:41Bir evlat babasına nasıl silah doğrultur?
22 Haziran 2026 Pazartesi 19:30Yaz sıcağında toplu taşıma çilesi
18 Haziran 2026 Perşembe 20:59Surlardaki kuralsızlık tarihi dokuya zarar veriyor
15 Haziran 2026 Pazartesi 22:36Amedspor için artık asıl sınav başlıyor
11 Haziran 2026 Perşembe 20:33Mizah kılıflı ayrımcılık ve gücün dili
08 Haziran 2026 Pazartesi 14:41Amedspor ve sınırları aşan aidiyet
04 Haziran 2026 Perşembe 21:41Sur'un kaldırımları ve bir şehrin geleceği
01 Haziran 2026 Pazartesi 17:02
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.