Amedspor ve sınırları aşan aidiyet
Amedspor'un yeni yönetimine seçilen Narine Nadirova'nın hikâyesi, aslında kulübün neden sıradan bir futbol takımı olmadığını bir kez daha gösteriyor.
Kazakistan'da yıllarca bankacılık sektöründe üst düzey görevlerde bulunan, büyük kurumları yöneten bir Kürt kadın, bugün Amedspor yönetiminde yer alıyor. Bu durum sadece bir yönetim tercihi olarak okunamaz. Çünkü Nadirova'nın sözlerinde dikkat çeken şey futboldan çok aidiyet duygusu.
Ailesi yaklaşık 100 yıl önce Van'dan Kafkasya'ya göç etmek zorunda kalmış. Aradan geçen bir asra rağmen Amedspor'un yolu onu yeniden bu topraklara getirmiş. Belki de bu nedenle Amedspor'u anlatırken sadece bir spor kulübünden söz etmiyoruz. Amedspor, dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan milyonlarca Kürdün takip ettiği, kendisinden bir parça gördüğü bir kulüp olma özelliği taşıyor.
Nadirova'nın "Kazakistan'daki Kürtler de Amedspor'u bilir" sözleri de bunun bir göstergesi. Çünkü Amedspor yıllar içinde sadece sahadaki sonuçlarla değil, temsil ettiği kimlikle de görünür hale geldi. Bu nedenle kulübün etki alanı Diyarbakır'ın ya da Türkiye'nin sınırlarını çoktan aşmış durumda.
Öte yandan Nadirova'nın bankacılık deneyimini futbola taşıma isteği de dikkat çekici. Futbolun artık sadece sahada oynanmadığını, güçlü bir ekonomi ve doğru yönetim anlayışı gerektirdiğini hatırlatıyor. Belki de Amedspor'un önündeki en önemli meselelerden biri tam da bu; büyüyen taraftar gücünü ve sahip olduğu toplumsal desteği güçlü bir kurumsal yapıyla buluşturabilmek.
Bugün Amedspor yönetimine giren bir Kürt kadının hikâyesi, aslında bir kulübün hikâyesinden daha fazlasını anlatıyor. Göçü, aidiyeti, hafızayı ve geri dönüşü anlatıyor. Bu nedenle Narine Nadirova'nın Amedspor yolculuğu sadece spor sayfalarına sığacak bir gelişme değil.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.