Arslan ÖZDEMİR

Arslan ÖZDEMİR

Gazi Caddesi hepimizin: Kaldırımlar işgal değil, halkın ortak yaşam alanıdır

“Bir kentin güzelliği yalnızca taşında, toprağında değil; insanlarının ortak yaşam alanlarına duyduğu saygıda saklıdır.”

Diyarbakır, binlerce yıllık tarihi, kültürel zenginliği ve kadim sokaklarıyla yalnızca burada yaşayanların değil, bu kenti görmeye gelen herkesin ortak değeridir. Surlarıyla, tarihi çarşılarıyla ve insanlarının sıcaklığıyla hafızalarda yer edinen bu kentin en önemli noktalarından biri de Gazi Caddesi’dir. Ancak bugün Gazi Caddesi’nde yaşanan kaldırım ve yaya geçişlerinin işgali, kentimizin ortak yaşam kültürünü ve kent hakkını yeniden tartışmamız gereken bir noktaya taşımaktadır.

Seyyar satıcıların ve bazı esnafların dükkân önlerine koydukları malzemeler, tezgâhlar ve çeşitli eşyalar nedeniyle yayaların geçiş alanları daralmakta, kaldırımlar asli işlevini yitirmektedir. Özellikle yaşlılar, çocuklu aileler, engelliler ve kentimizi ziyaret eden turistler bu durumdan olumsuz etkilenmektedir. Bir kentin sokaklarında rahatça yürüyebilmek, bir ayrıcalık değil, herkesin en temel hakkıdır.

Elbette geçimini sağlamak isteyen esnafın ve seyyar satıcının yaşadığı ekonomik zorlukları görmezden gelemeyiz. İnsanların emeğine, alın terine ve yaşam mücadelesine saygı duymak zorundayız. Ancak bir insanın geçim mücadelesi, başka insanların kamusal alanı özgürce kullanma hakkını ortadan kaldırmamalıdır. Esnafın hakkı ne kadar değerliyse, yayanın hakkı da o kadar değerlidir. Mesele kimsenin ekmeğine karşı çıkmak değil, herkesin hakkını gözeten adil bir kent düzeni oluşturmaktır.

Sur Belediyesi ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi zabıta ekiplerinin müdahalelerine ve bugüne kadar yürütülen diyalog ve uzlaşı çabalarına rağmen sorunun devam etmesi, meselenin artık yalnızca belediyelerin denetim çalışmalarıyla çözülemeyeceğini göstermektedir. Kamu düzenini sağlamakla görevli personelin görevini yaparken direnişle karşılaşması ve olayların farklı biçimlerde kamuoyuna sunulması, sorunun çözümünü daha da güçleştirmektedir.

Burada önemli olan, herhangi bir kişiyi peşinen suçlamak ya da kimseyi hedef göstermek değildir. Önemli olan, yaşanan olayların doğru ve şeffaf biçimde ortaya konulması, sorumlulukların belirlenmesi ve kamusal alanın herkes için korunmasıdır. Hiç kimse kendi sorumluluğunu başkasına yükleyerek kamuoyu oluşturmaya çalışmamalı; hiç kimse de kamu gücünü kullanırken hukukun ve ölçülülüğün dışına çıkmamalıdır. Kurallar herkes için geçerli olduğunda adalet duygusu güçlenir.

Geçmişte de benzer sorunlar yaşandı, zabıta ekipleri çeşitli tepkilerle karşılaştı. Ancak bugün gelinen noktada asıl üzerinde durmamız gereken konu, bireysel çıkarların kentin ortak çıkarlarının önüne geçirilmesine izin verilip verilmeyeceğidir.

Bu kentin sokakları, kaldırımları ve meydanları herhangi bir kişinin ya da grubun özel kullanım alanı değildir. Bunlar toplumun ortak değerleridir. Bir kaldırımın işgal edilmesi yalnızca birkaç metrekarelik alanın kapatılması anlamına gelmez; aynı zamanda yaşlı bir insanın rahatça yürümesinin, engelli bir yurttaşın bağımsız hareket etmesinin, bir ailenin çocuğuyla güven içinde ilerlemesinin ve bir ziyaretçinin kenti özgürce keşfetmesinin önüne engel koymaktır.

Diyarbakır'a gelen yerli ve yabancı turistlerin kentimizden güzel izlenimlerle ayrılmasını istiyorsak, öncelikle kendi kentimize sahip çıkmalıyız. Turizm yalnızca tarihi yapıların korunmasıyla gelişmez. Temiz, düzenli, güvenli ve erişilebilir sokaklar da bir kentin kimliğinin ayrılmaz parçasıdır. Gazi Caddesi'nde yaşanan bu sorun, kentimizin saygınlığı ve geleceği açısından görmezden gelinemeyecek bir meseledir.

Bu nedenle Sur Belediyesi ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere bütün ilgili kurumlara, sivil toplum kuruluşlarına, siyasi partilere, basın mensuplarına ve Diyarbakır'ı seven herkese önemli sorumluluklar düşmektedir. Sorunun çözümü için ortak bir tutum geliştirilmeli; kaldırım işgallerine karşı kararlı, adil ve herkese eşit uygulanan bir yaklaşım benimsenmelidir. Esnafın mağduriyet yaşamaması için uygun çözümler üretilirken yayaların hakları da tavizsiz biçimde korunmalıdır.

Burada ihtiyaç duyduğumuz şey kavga değil, ortak akıldır; kutuplaşma değil, kent bilincidir; kişileri hedef göstermek değil, sorumluluk almaktır. Ancak uzlaşı, kuralların sürekli ihlal edilmesine göz yummak anlamına da gelmemelidir. Diyalog kapısı açık tutulmalı, fakat kamusal alanın işgal edilmesi normalleştirilmemelidir.

Unutmayalım ki bir kenti yaşanabilir kılan, yalnızca o kentte yaşayan insanların varlığı değil, birbirlerinin haklarına gösterdikleri saygıdır.

Diyarbakır hepimizin ortak evidir. Bu evin kapısını ziyaretçilere açık tutmak, sokaklarını yürünebilir kılmak ve ortak yaşam alanlarını korumak hepimizin sorumluluğudur.

Gazi Caddesi'ni korumak, yalnızca kaldırımları boşaltmak değildir; kent hakkını, ortak yaşam kültürünü ve Diyarbakır'ın geleceğini savunmaktır.

Çünkü bireysel çıkarlar gelip geçicidir; kentin ortak değerleri ise gelecek kuşaklara bırakacağımız mirastır.

Bu kentin çıkarlarını bireysel çıkarlara feda edemeyiz. Diyarbakır hepimizin, kaldırımlar hepimizin!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arslan ÖZDEMİR Arşivi