Mustafa Yıldız

Mustafa Yıldız

Barışın kapısını açmak

Barışın kapısını açmak

Bayramın ardından siyasetin yeniden hız kazanacağı bu dönemde, kamuoyunda çözüm sürecine ilişkin yeni bir düzenleme yapılabileceğine dair beklentiler de giderek artıyor. Eğer gerçekten kalıcı bir barış hedefleniyorsa, atılacak adımların yalnızca güvenlik eksenli değil; demokratik siyasetin alanını genişleten, hukuki güvenceleri güçlendiren ve toplumsal barışı kalıcı kılmayı amaçlayan bir çerçevede ele alınması gerekiyor. Çünkü bu mesele, ertelenerek değil; cesaretle yüzleşilerek çözülebilecek bir meseledir.

Kalıcı barış, yalnızca silahların susmasıyla değil; demokratik siyasetin konuşmasıyla mümkün olur.

Bazı kapılar vardır; yıllarca önünde beklersiniz ama açılmaz. Çünkü o kapıyı zorla kırarak değil, doğru anahtarı bularak açabilirsiniz. Türkiye’nin Kürt meselesi de böyle bir kapıdır. Yıllardır önünde beklenen, kimi zaman öfkeyle zorlanan, kimi zaman korkuyla kapalı tutulan bir kapı… Oysa herkes biliyor ki o kapı açılmadan bu ülke gerçekten huzura kavuşamayacak.

Bazı sorunlar vardır; onları yalnızca bastırabilirsiniz ama ortadan kaldıramazsınız. Üstünü örttüğünüzde sessizleşirler, fakat bir süre sonra yeniden konuşmaya başlarlar. Çünkü çözülmemiş meseleler, toprağın altına gömülmüş bir ateş gibidir. Üstü külle kapansa bile içten içe yanmayı sürdürür.

Türkiye’nin Kürt meselesi de böyle bir meseledir.

Yıllar boyunca bu sorunun askeri yöntemlerle çözülebileceği düşünüldü. Oysa tarih bize her defasında aynı gerçeği gösterdi: Silahlar sustuğunda bile sorun ortadan kalkmıyor. Çünkü mesele yalnızca bir çatışma değildir; aynı zamanda siyasal, hukuki ve toplumsal bir düğümdür.

Gerçek bir çözüm için önce o düğümün çözülmesi gerekir.

Kalıcı çözümün ilk şartı, demokratik siyasetin alanının genişlemesidir. Siyasetin kapıları kapatıldığında toplum başka yollar arar. İnsanların kendilerini ifade edebileceği, taleplerini dile getirebileceği meşru kanallar daraldığında, sorunlar sessizleşmez; yalnızca yer değiştirir.

Demokrasi, bir ülkenin en büyük güvenlik mekanizmasıdır. Çünkü konuşabilen bir toplum, çatışmaya daha az ihtiyaç duyar.

İkinci şart hukuktur. Eşit yurttaşlık yalnızca bir temenni olarak kaldığında değil, anayasal güvenceye kavuştuğunda gerçek bir anlam kazanır. İnsanların kimlikleriyle, dilleriyle, düşünceleriyle bu ülkenin eşit yurttaşları olduklarını hissetmeleri gerekir. Hukuk bunu sağlayamadığında barış yalnızca kırılgan bir sessizlikten ibaret kalır.

Üçüncü şart ise demokratik toplumdur. Barış yalnızca devlet ile bir örgüt arasında kurulmaz. Barış, toplumun içinde büyür. Sivil toplumun, yerel yönetimlerin, toplumsal örgütlenmelerin özgür olduğu bir ülkede barış kök salar. Çünkü insanlar kendilerini yöneten düzenin bir parçası olduklarını hissederler.

Bu nedenle çözümü yalnızca bir silahlı yapının ortadan kalkmasına bağlamak gerçekçi değildir. Çatışmanın sona ermesi elbette önemlidir, fakat asıl mesele çatışmayı doğuran zeminin ortadan kaldırılmasıdır.

Eğer bir gün gerçekten kalıcı bir barış kurulacaksa, bu yalnızca silahların susmasıyla değil; siyasetin konuşmasıyla mümkün olacaktır.

Ve belki o gün, bu ülkenin insanları uzun yıllardır ilk kez aynı duyguda buluşacak. Çünkü barış yalnızca silahların susması değildir; insanların birbirinden korkmadan yaşayabildiği bir hayatın başlamasıdır.

Bir ülkenin kaderi bazen büyük savaşlarla değil, küçük ama cesur kararlarla değişir. Bir kapının açılmasıyla değişir.

Türkiye’nin önünde de böyle bir kapı duruyor şimdi. Yıllardır önünde beklenen, kimi zaman korkuyla kapalı tutulan, kimi zaman öfkeyle zorlanan bir kapı…

Ama herkes biliyor ki o kapı açılmadan bu ülke gerçekten huzura kavuşamayacak.

Belki de artık yapılması gereken şey çok basit: O kapının anahtarını korkuda değil, demokraside aramak.

Çünkü bazen bir ülkenin kaderi, savaşın bitmesiyle değil… Barışın kapısının açılmasıyla değişir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mustafa Yıldız Arşivi