Mustafa Yıldız

Mustafa Yıldız

Gülistan Doku davası ile ilgili bir yazı

Gülistan Doku davası ile ilgili bir yazı

Gülistan Doku: Adaletin Değil, Cezasızlığın Sınavı

Bir ülkenin gecesi bazen bitmez.

Altı yıl boyunca bir annenin bekleyişine sıkışır, uzar, ağırlaşır.

Gülistan Doku’nun kayboluşu da böyle bir gecedir: bitmeyen, aydınlatılmayan ve bilinçli biçimde uzatılan bir karanlık.

Yıllarca “kayıp” denilerek oyalanan bu dosya, bugün cinayet ve delil karartma şüphesiyle yeniden açılıyor.

Ama ortada sadece gecikmiş bir soruşturma yok.

Ortada, açıkça işletilmiş bir koruma düzeni var.

Çünkü bu ülkede bazı dosyalar çözülmez; çözülmesi istenmez.

Bazı isimlere dokunulmaz, bazı gerçekler bilindiği hâlde kayda geçirilmez.

Hukuk, güçlüye yaklaştıkça yavaşlar; zayıfa geldiğinde hızlanır.

Bu bir tesadüf değil, bir sistemdir.

Gülistan Doku dosyası, bu sistemin en çıplak hâlidir.

Ve bu sistem yeni değildir.

1990’lardan bugüne uzanan faili meçhul cinayetler, kayıplar ve sonuçsuz bırakılan soruşturmalar aynı zihniyetin ürünüdür:

Devleti koruma refleksiyle gerçeği bastıran, suçu görünmez kılan bir anlayış.

Cezasızlık burada bir arıza değil, bir yönetim biçimidir.

Suç işlenir, üzeri örtülür, zaman geçirilir ve sonunda toplumun hafızasına terk edilir.

Failler kadar, o failleri koruyan mekanizmalar da bu düzenin parçasıdır.

Bugün yeniden açılan soruşturma bu yüzden kritik ama aynı zamanda geç kalmış bir adımdır.

Çünkü mesele artık yalnızca “ne oldu?” sorusu değildir.

Mesele, “neden bu kadar bekletildi?” sorusudur.

Eğer bir ülkede güç sahipleri yargının dışında kalabiliyorsa,

eğer bürokrasi gerçeği açığa çıkarmak yerine saklamayı tercih ediyorsa,

orada hukuk devleti yoktur; orada koruma zinciri vardır.

Ve o zincir kırılmadıkça hiçbir dosya gerçekten aydınlanmaz.

Bugün bu dosya üzerinden bir sınav veriliyor.

Ama bu sınav yalnızca bir cinayetin çözülüp çözülmeyeceği değildir.

Bu, devletin kendi içindeki karanlıkla yüzleşip yüzleşmeyeceğinin sınavıdır.

Eğer bu kez de gerçek yarım bırakılırsa,

bu yalnızca bir dosyanın değil, adalet fikrinin çöküşü olur.

Çünkü adalet ya herkes için vardır,

ya da hiç kimse için.

Ve eğer bu ülkede hâlâ faili meçhul cinayetler varsa,

bu sadece faillerin değil,

onları koruyan siyasi ve bürokratik iradenin eseridir.

Artık soru şu değildir:

“Fail kim?”

Asıl soru şudur:

Devlet, kimi koruyor?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mustafa Yıldız Arşivi