Mustafa Yıldız

Mustafa Yıldız

Belediyeler: Yetkisi alınmış demokrasiler

Belediyeler: Yetkisi alınmış demokrasiler

Bu ülkede belediye başkanları hâlâ seçiliyor.

Ama yönetmiyorlar. Yönetemiyorlar.

Sandık kuruluyor, oylar sayılıyor, başkanlar seçiliyor. Sonra o başkanların elinden yavaş yavaş her şey alınıyor. Para, karar, imar, ulaşım… Geriye sadece törenlere katılan, açıklama yapan, şikâyet dinleyen bir figür kalıyor. Buna yerel yönetim deniyor.

Belediyelerin mali özerkliği kâğıt üzerinde duruyor. Kasaya giren paranın nasıl harcanacağına Ankara karar veriyor. Altyapı kazılarıyla yolları parçalayan şirketler harç ödemiyor, ama faturayı belediyeler ödüyor. Bu bir teknik düzenleme değil; bu, itaatin hukuki biçimi.

TOKİ şehirlerin kalbine giriyor, arsalar devrediliyor, rant merkezde toplanıyor. Belediye kendi kentinde seyirci. Ev sahibi ama söz hakkı yok. Kent dönüşüyor, belediye bakıyor.

UKOME’de belediyeler masada ama çoğunluk başkasında. Konuşuyorlar ama karar çıkmıyor. Bu ülkede karar alma yetkisi, sandıktan çıkanlara değil, sandığın üzerinde duranlara ait.

İmar planları da yerelin elinden alındı. Bir mahallenin kaderi artık o mahallede yaşayanlar tarafından değil, uzaktan çizilen planlarla belirleniyor. Yerel yönetim “bilgilendiriliyor”. Yönetmek yerine bilgilendirilmek… Demokrasi için bundan daha ağır bir kelime yoktur.

Merkezileşme herkese eşit uygulanmıyor. Bazı belediyelerin payı kesiliyor, bazıları korunuyor. Denetim, bir hukuk meselesi olmaktan çıkıp siyasi bir ayara dönüşüyor. Seçilmiş olmak yetmiyor; doğru yerde seçilmiş olmak gerekiyor.

Yerel demokrasi tehlikelidir. Çünkü yakındır. İnsanlar belediye binasına girer, hesap sorar. Merkez uzaklaşmak ister. Uzaklaştıkça güçlenir, yaklaştıkça zayıflar.

Bugün yapılan şey belediyeleri kapatmak değil. Daha akıllıca bir yöntem var: içini boşaltmak. Belediye var ama yetkisi yok. Seçim var ama sonucu sınırlı. Demokrasi var deniyor ama sadece adı var.

Bir gün bu ülkede insanlar sandığa gidip de şehirlerinin değişmediğini fark edecek.

Aynı yollar, aynı kararlar, aynı sessizlik…

O zaman kimse sandığa küsenleri suçlamasın.

Çünkü oy, yetkiyi değiştirmiyorsa sadece bir ritüeldir.

Ritüeller devletleri rahatlatır, halkı değil.

Ve bir demokrasinin en tehlikeli anı, kimsenin bağırmadığı andır.

Çünkü herkes artık hiçbir şeyin değişmeyeceğini anlamıştır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mustafa Yıldız Arşivi