Kaza senin, veri kimin? Bir mağduriyet nasıl sektöre dönüşür?
Arabanızla kaza yaptınız. Yolda savrulmuşsunuz, şoktasınız; belki hastanede sıranızı bekliyor, belki karakolda tutanak tutmaya çalışıyorsunuz. Ne yapacağınızı, hasarı nasıl karşılayacağınızı düşünürken cebinizdeki telefon çalıyor.
Karşınızdaki ses sizi hiç tanımıyor ama kazanın tüm detaylarına hâkim. Aracınızdaki değer kaybından bahsediyor, sigortadan alabileceğiniz tazminatı anlatıyor ve tüm süreci sizin adınıza yürütebileceğini söylüyor. Kendini bazen "hasar danışmanı", bazen bir "sigorta takip merkezi" yetkilisi, bazen de doğrudan "avukat" olarak tanıtıyor.
Eskiden olsa "Benim numaramı nereden buldunuz?" diye ortalığı ayağa kaldırırdık. Ama artık dijital ayak izlerimizin takip edilmesine o kadar alıştık ki, bu aramalar bile bize "hayatın olağan akışı" gibi gelmeye başladı. Oysa ortada hiç de olağan olmayan, korkunç bir durum var: Siz daha canınızın derdindeyken, o yabancı sizin kazayı yaptığınızı nasıl öğrendi? Sağlık durumunuzu, sigorta dosyanızı, telefonunuzu başkalarına kim servis etti?
Zor Anınız, Başkasının "Müşteri Portföyü" Olamaz
Bir kaza atlattığınızda bilgileriniz ister istemez polis, hastane, sigorta, eksper ve servis gibi birçok kurumun sistemine girer. Bu kurumların verilerinize ulaşması işin doğası gereğidir; ancak bu durum onlara, bilgilerinizi başkalarına satma veya paslama hakkı vermez. Hastane sizi tedavi etmek için, eksper hasarı bulmak için o veriyi işler. Hiçbiri sizin üzerinizden birilerine müşteri bulamaz.
Nitekim Kişisel Verileri Koruma Kurulu (KVKK), tam da mağdurların iradeleri dışında aranmasıyla ilgili yağan şikâyetler üzerine 20 Mayıs 2026 tarihinde (2026/1095 sayılı) çok önemli bir İlke Kararı yayınladı. Arayanlar arasında kendini avukat olarak tanıtan ama aslında baro kaydı bile olmayan sahtekârların bulunması, işin ne kadar organize ve çirkin bir "veri ticareti" ağına dönüştüğünü gösteriyor.
Beni bu hikâyede en çok öfkelendiren şey verinin sızması değil, bir insanın yaşadığı travmanın, korkunun ve çaresizliğin "ticari bir fırsat" olarak görülmesi. Kaza anında insanlar haklarını bilmeyebilir, profesyonel yardıma ihtiyaç duyabilir; nitekim sigorta mevzuatı da tazminat süreçlerinin hak sahibi veya resmi vekili (avukat) aracılığıyla yürütülmesini öngörür. Ancak iyi bir hukuki hizmet sunma vaadi, yasadışı yollarla ele geçirilmiş numaralar üzerinden pazarlama yapmayı meşrulaştıramaz. Başlangıcı yanlış olanın, sonucu doğru olmaz.
Avukatlık Mesleğinin İtibarı ve Sorumluluk
Avukatlık güven işidir; insanların en zayıf anlarında sırlarını teslim ettiği bir meslektir. Bu meslek, kaza mağdurlarının numaralarının elden ele dolaştığı ucuz bir iş takip sistemine alet edilemez. Bu yüzden, kaza sonrası sizi arayıp "Ben avukatım" diyen birine adını, hangi baroya kayıtlı olduğunu ve numaranızı nereden bulduğunu sormak ayıp değildir. Aksine, bu sizin en doğal hakkınızdır.
Peki, asıl sorumlu kim? Bilgiler hastaneden mi sızdı, eksperden mi, yoksa servisten mi? Kararda geçen "rol tabanlı erişim" veya "kayıt mekanizmaları" gibi teknik terimlerin özeti şudur: Herkes her dosyayı açamamalı ve bir dosyayı açan kişinin dijital izi sürülebilmeli. Çünkü büyük bir veri hırsızlığı için devasa hacker gruplarına gerek yoktur; niyeti bozuk bir çalışanın alacağı bir ekran görüntüsü, verilerinizin pazara düşmesi için yeterlidir.
Ne Yapmalısınız? O Altın Soruyu Sorun
"Zaten numaram herkesin elinde" deyip geçmeyin. "Nasılsa yardımcı olmak istiyorlar" tuzağına düşmeyin. Bir şeyin çok sık yapılıyor olması, onu hukuka uygun kılmaz. (Hatırlayın, yıllarca otellerde kimlik fotokopimiz alındı ve bunu çok normal sandık).
Eğer kaza sonrası böyle bir telefon alırsanız:
- Arayana kim olduğunu ve bilginizi nereden aldığını sorun.
- Sizi apar topar vekâletname çıkarmaya zorlayanlara şüpheyle yaklaşın.
- Avukat olduğunu iddia ediyorsa baro kaydını sorgulayın.
- Verilerinizin sızdığını düşünüyorsanız KVKK'ya şikâyette bulunun veya Cumhuriyet Başsavcılığı'na giderek suç duyurusu yapın.
Ama her şeyden önce, telefonu açtığınızda o basit ama sarsıcı soruyu sorun: "Numaramı nereden buldunuz?"
Kişisel veri güvenliği sadece onay kutularından, uzun aydınlatma metinlerinden ibaret değildir. Kişisel veri, sizin onurunuzdur. En zor anınızda bile hayatınızın, başkalarının masasında "yağlı bir müşteri dosyası" olarak dolaşmasına izin vermeyin
İlke Kararına Kişisel Verileri Koruma Kurumunun internet sitesinden ulaşabilirsiniz.
Kalın selametle.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.