Abdurrahim Ay

Abdurrahim Ay

Dijital dünyada çocukları korumak: Geç kalmış bir farkındalık mı, doğru bir başlangıç mı?

Dijital dünyada çocukları korumak: Geç kalmış bir farkındalık mı, doğru bir başlangıç mı?

Yaklaşık üç ay önce bu köşede, “Çevrimiçi Dünya ve Çocuklarımız” başlığıyla bir yazı kaleme almıştım. O yazıda sosyolojik açıdan ailelerimize dair, içinde bulunduğumuz temel bir gerçeğin altını çizmiştim:
Biz yetişkinler dijital dünyaya alıştık, çocuklarımız ise dijital dünyanın içinde doğdu.

Aradan geçen kısa sürede bu tespitin ne kadar yerinde olduğu hem istatistiklerle hem de konuya dair ulusal ve uluslararası düzeyde gelişen düzenleme çalışmaları ile bir kez daha ortaya çıktı. Çocukların internet ve sosyal medya kullanım oranları artarken, maruz kaldıkları riskler kat be kat büyüyor. Ekran bağımlılığı, siber zorbalık, mahremiyet ihlalleri ve çevrimiçi istismar artık “istisna” değil sistematik bir sorun hâline gelmiş durumda.

Bu tablo karşısında “yasaklayalım mı, serbest bırakalım mı?” tartışması ise meseleyi fazlasıyla basitleştiriyor.

Yeni Yaklaşım Ne Söylüyor?

2 Şubat günü Resmi Gazetede yayımlanan 2026/2 sayılı Genelge ile Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesine Yönelik Eylem Planı (2026-2030) hakkında duyuru yapılmış oldu. Cumhurbaşkanlığı 2026 Yılı Programı, yayımlanan genelge ve TBMM’de halen ilgili komisyonda bekleyen yasa teklifi ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı tarafından yapılan sunum üzerine AKP MKYK'sında yapılan değerlendirmeler, çocukların dijital ekosistemde korunmasına yönelik somut bir yasal düzenlemenin eşiğinde olduğumuzu gösteriyor.

Artık mesele sadece ebeveynlere bırakılan bireysel bir sorumluluk alanı olarak görülmüyor kamusal bir koruma politikası olarak ele alınıyor.

Bu yeni çerçeve üç temel noktaya dayanıyor:

  • Çocuklar, dijital dünyada “küçük yetişkin” değildir.

Fiziksel dünyada olduğu gibi dijital ortamda da farklı bir koruma rejimine ihtiyaç duyarlar.

  • Platformlar tarafsız vitrinler değildir.

İçerik öneren, etkileşimi teşvik eden ve algoritmalarla davranış şekillendiren bu yapılar artık yalnızca “alan sağlayıcı” olarak görülemez.

  • Koruma sonradan değil, tasarımdan başlamalıdır.
    Güvenlik ve mahremiyet, ayarlardan açılıp kapatılan bir seçenek değil sistemin varsayılan hâli olmalıdır.

Amaç çocukları dijital dünyadan koparmak değil dijital dünyayı çocuklar için güvenli hâle getirmek.

Yaş Doğrulama Tartışması Neden Önemli?

Kamuoyunda en çok tartışılan başlıklardan biri yaş doğrulama meselesi oldu.
“Devlet çocukların internete girip girmediğini mi denetleyecek?” sorusu sıkça soruluyor.

Oysa burada konuşulan şey, herkesin kimliğini ifşa ettiği bir gözetim sistemi değil. Tam tersine, mahremiyeti esas alan, yalnızca “bu kullanıcı çocuk mu değil mi?” sorusuna cevap veren, veri paylaşımını en aza indiren bir teknik modelden söz ediliyor.

Kısacası tartışma, özgürlük ile güvenlik arasında değil ihmal ile sorumluluk arasında yaşanıyor.

Asıl Değişim Nerede?

Bana göre asıl önemli değişim, platformların rolüne ilişkin bakışta yatıyor.
Yeni yaklaşım, sosyal medya ve oyun platformlarını pasif aracı olmaktan çıkarıp çocukların güvenliğinden aktif olarak sorumlu aktörler hâline getiriyor.

Bu, klasik liberal reflekslerle büyümüş kuşaklar için rahatsız edici gelebilir. Ancak bugün sokakta tek başına dolaşmasına izin vermeyeceğimiz bir çocuğun, dijital dünyada tamamen savunmasız bırakılmasını da “özgürlük” kavramıyla açıklamak artık mümkün değil.

Son Söz Yerine

Üç ay önce sorduğum soruyu bugün biraz daha genişleterek tekrar sormak istiyorum:

Çocuklarımızı fiziksel dünyada korumak için gösterdiğimiz refleksi,
dijital dünyada da gösterebilecek miyiz?

Yeni düzenlemeler kusursuz mu? Elbette değil. Uygulamada sorunlar çıkacak, eleştiriler yapılacak, revizyonlar gerekecek. Ama ilk kez, çocukların dijital dünyadaki varlığı etik, hukuki ve kamusal bir sorumluluk olarak bu kadar net biçimde tanımlanıyor. Bu da meseleyi yasak-özgürlük ikileminden çıkarıp, akılcı bir toplumsal mutabakat zeminine taşıyor.

Belki de geç kaldık.

Ama hâlâ doğru bir yerden başlamak mümkün.

Kalın selametle.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Abdurrahim Ay Arşivi