Siracettin Çekin

Siracettin Çekin

Merhamet yoruldu

Merhamet yoruldu

Bazen kendi kendime soruyorum: Biz gerçekten neyi kaybettik? Ekonomiyi mi, huzuru mu, güveni mi? Sonra dönüp etrafıma bakıyorum ve aslında hepsinin ortak bir sebebi olabileceğini düşünüyorum. Bence merhamet yoruldu. Dikkat edin, “öldü” demiyorum. Çünkü hala iyi insanlar var. Hala elinden geldiğince bir başkasının derdiyle dertlenen insanlar var. Ama sanki bu insanlar her geçen gün biraz daha yoruluyor.

Eskiden bir mahallede birinin canı yansa herkes hissederdi. Şimdi aynı apartmanda oturan insanlar birbirinin adını bile bilmiyor. Sosyal medyada birkaç saniyeliğine üzülüyoruz, bir dua emojisi bırakıyoruz, sonra başka bir videoya geçiyoruz. Acılar da hızlandı, vicdanlarımız da… En çok da buna üzülüyorum. Çünkü insanın başkasının acısına alışması, bana göre acının kendisinden daha tehlikeli.

Aristo, insanın erdemle olgunlaşacağını söyler. Ben bunu hep şöyle anlıyorum: İnsan makamıyla değil, karakteriyle büyür. Merhamet de karakterin en güçlü taraflarından biridir. Bugün başarıyı konuşuyoruz, parayı konuşuyoruz, gücü konuşuyoruz ama merhameti neredeyse hiç konuşmuyoruz. Oysa güçlü olmak başka, iyi olmak başkadır. İyi insan yetiştiremezsek güçlü toplum olmanın da çok fazla anlamı kalmıyor.

Farabi’nin “faziletli şehir” düşüncesi de beni hep düşündürmüştür. O, iyi bir toplumun sadece kanunlarla kurulamayacağını söyler. İnsanlar birbirinin iyiliğini istemedikçe şehir büyür ama medeniyet büyümez. Ben de buna inanıyorum. Yollar yapabiliriz, binalar dikebiliriz, teknolojide ilerleyebiliriz. Ama birbirimizin derdine sırtımızı döndüğümüz gün, aslında en büyük yıkımı kendi içimizde yaşamaya başlarız.

İmam Gazâlî ise kalbin katılaşmasından bahseder. Bence bugün tam da bunu yaşıyoruz. O kadar çok kötü haber görüyoruz ki zamanla şaşırmamaya başlıyoruz. Bir çocuğun gözyaşı, yaşlı bir insanın yalnızlığı, bir gencin umutsuzluğu bize normal gelmeye başlıyor. İşte beni korkutan da bu. Çünkü vicdan sustuğunda hiçbir kanun tek başına toplumu ayakta tutamaz.

Yine de umudumu kaybetmiyorum. Çünkü bu ülkeyi hala ayakta tutan sessiz kahramanlar var. Kimse görmeden bir ihtiyaç sahibine yardım edenler, komşusunun kapısını çalanlar, sokak hayvanına bir kap su bırakanlar, yaşlı bir amcanın poşetini taşıyan gençler… Belki haber olmuyorlar ama bu ülkenin asıl mayasını onlar oluşturuyor. Bence Türkiye’yi bugüne kadar ayakta tutan da biraz bu merhamet oldu.

Ben inanıyorum ki merhamet yeniden güçlenebilir. Bunun için büyük laflara ihtiyacımız yok. Belki biraz daha fazla selam vermeye, biraz daha fazla hal hatır sormaya, biraz daha fazla dinlemeye ihtiyacımız var. Çünkü insan bazen bir ekmekle değil, bir güzel sözle ayağa kalkar. Ve ben hala şuna inanıyorum: Bu topraklarda merhamet tamamen tükenmedi. Sadece çok yoruldu. Eğer onu yeniden ayağa kaldırabilirsek, emin olun gerisini de birlikte başarabiliriz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Siracettin Çekin Arşivi