Zerzevan Kalesi: Bir düzeltme ve devam eden sorular
Zerzevan Kalesi’nde tenis kortu inşasına ilişkin yazımın ardından kalenin kazı başkanı Prof. Dr. Aytaç Coşkun arayarak tarihi dokuya herhangi bir zarar verilmediğini, kalıcı bir inşaat yapılmadığını; zira portatif bir tenis kortu kullanıldığını ifade etti. Kendisine nazik bilgilendirmesi için teşekkür ettim, burada da teşekkürlerimi yineliyorum.
Prof. Dr. Aytaç Coşkun, Zerzevan Kalesi’nin gün yüzüne çıkarılmasını ve dünyaya tanıtılmasını sağlayan isimdir.
Kale kalıntısı yanında yapılmış kort görüntülerine ait fotoları gören dünyanın farklı yerindeki birçok kişi benimle benzer tedirginliği hissedebilir. Alanda portatif tenis kortu kullanılmış olması, elbette önemli bir hassasiyetin göstergesidir; endişeli itirazıma Aytaç Coşkun’un verdiği yanıt bu hassasiyetin karşılıklı olduğunu belirtiyor. Keşke turnuva afişlerine ve tanıtım çalışmalarında tenis kortunun portatif olduğu bilgisi de eklenseydi.
Tarihi eserin yakın çevresinde gerçekleştirilecek geçici ya da kalıcı her türlü çalışmanın, etkinliğin, yapının dokuya uyumlu biçimde planlanması, onaydan geçmesi şarttır. Bu nedenle Zerzevan Kalesi’nde portatif de olsa tenis kortu kurulmasını yadırgıyorum. Kale alanında sembolik bir maç için harcanan emek ve yapılan masraf ise ayrı bir soru işareti olarak durmaktadır.
Kentte portatif kort varsa, köy ya da bir ilçelerimize de kurulabilir. Böylece, Diyarbakır’da erişilebilir kort ve oyuncu sayısı artar.
Tarihi eser kadar çevresindeki alan da değerli ve hassastır. Tarihi dokuyla uyumlu çevre, etkinlik ve mekân tasarımı; etkinliklerin ve zorunlu yeni yapıların bile belirli ilkelere bağlı kalınarak hayata geçirilmesini gerektirir. Modern mimari ya da tarihi alanda yapılacak bir etkinlik, tarihi doku içinde bir ‘yara’ değil; eski ve yeni arasındaki farkı gösteren ancak bütünlüğü bozmayan, tarihin sürekliliğini sağlayan bir ‘eklem’ olmalıdır. Oysa bilinçli ve duyarlı tarihi alan ziyaretçileri, modern ya da uyumsuz cepheler, ekler yerine tarihi dokuyla uyumlu dış yüzeyler görmek ister; bu, aynı zamanda tarihi eserlerin korunmasına ilişkin temel bir ilkedir.
Diyarbakır Kalesi gibi Zerzevan Kalesi de önemli bir tarihi alandır. Tarihe meraklı gezginler, Roma’yı ya da Brugge’u görmek için nasıl zorunluluk hissediyorsa, aynı motivasyonla Diyarbakır’ı da görmeleri gerektiğini bilirler. Bu zorunluluğu, tarihi eserlerin ve alanların yanlış yönetimiyle bir eziyete dönüştürmemek gerekiyor.
Yalnızca eserlerdeki sadeliğe ve estetiğe uygun tasarımlar, etkinlikler yapmak yeterli olacaktır.
Zerzevan Kalesi girişindeki Ziyaretçi Karşılama Merkezi’nin tarihi dokuyla uyumu meselesi kentteki diğer örneklerle, dünyadan ve Türkiye’den örneklerle, UNESCO ilkeleriyle, ayrıca bir yazı ile ele alınabilir. Bu ‘modern’ bir binadır ancak bilinçli, dikkatli tarihi eser ziyaretçileri modern bina cepheleri değil tarihi dokuyla uyumlu dış yüzeyler görmek ister. Bu, tarihi eser koruma için bir ilkedir de. Umarım Ziyaretçi Karşılama Merkezi binası Zerzevan Kalesinin UNESCO’nun geçici listesindeki yerini riske atmaz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.