Aziz Yağan

Aziz Yağan

HÜDA PAR sağduyusu ve vicdanının çiğköftecilerle imtihanı

HÜDA PAR sağduyusu ve vicdanının çiğköftecilerle imtihanı

Diyarbakır’da kale içinde, kaldırımda ürün satan satıcılara zabıtalar 13.02.2026 günü müdahale etmiş ve arbede yaşanmıştı.

Kaldırım ve tarihi alan işgalleri Diyarbakır ve bölge genelinde hep vardı, kayyım öncesinde, döneminde ve sonrasında da devem etti. MHP ve İstanbul, Kayseri, Konya ve diğer birçok şehirde etkili ve hızlı belediyecilik hizmeti ile başarılı sonuçlar elde ederek de merkezi iktidarı almış AK Parti yönetiminin atadığı kayyımlar Diyarbakır’da, diğer il ve ilçelerde benzer hizmeti sergilemedi.

Örneğin, 2021’de 48 belediyede (HDP’li üç büyükşehir, beş il, 33 ilçe ve yedi belde belediyesi) kayyım yönetimi vardı.

Kaldırım, sokak ve tarihi alan işgalleri yakın tarihli bir sorunumuz değildir.

Zabıtanın kaldırım işgallerine müdahalesi üzerine HÜDA PAR Diyarbakır İl Başkanlığı tarafından yapılan ‘Gazla değil, vicdanla yönetim!’ başlıklı açıklamada işgallere karşı kanunların uygulanmasında belediyeye destek verdiklerine, giderilmesi için üzerlerine düşeni yapacaklarına dair ifadeler yer almadı.

Açıklama ile HÜDA PAR, belediye yönetimini ‘sağduyu ve vicdanla’ hareket etmeye davet etti. Ancak kaldırım işgalleri sorununun sağduyu ve vicdanı da gözeterek ‘kanunların uygulanması’ ile giderilmesini istemedi.

Sağduyu ve vicdanı da gözeterek yasaların uygulanmasını istemekle, sadece sağduyu ve vicdan ile gözetilmesini istemek farklıdır.

Bu farkın risklerinin de ayırdında ve takipçisi olmak gerekiyor.

On gözlü köprüdeki işletmelere dair meselemize ve diğer her bir meselemize böyle ‘sağduyu ve vicdan’ ile çözüm bulamayız, çözümde ortaklaşamayız, ortaklaşmayı sabote ederiz.

Sadece vicdan ve sağduyu ile ilçe, kent ya da bölge ya da herhangi bir birim yönetilemez, haklar korunamaz. Yasalar, evrensel kabuller, prensipler, evrensel deneyimler, bilimsel yöntem basamakları öncelikle esas alınır ve kamu yararı için sağduyu ile vicdan da gözetilir.

Belki HÜDA PAR yaklaşan Ramazan ayı nedeniyle Diyarbakır’ın ve bölgenin hemen her yerinde kaldırımlarda, açık alanlarda çiğköfte yoğurulmasının, satılmasının, sebzesiyle birlikte servis edilmesinin belediye tarafından yasaklanmasını talep eder (halka, lokma gibi tatlıcılık da dahil edilebilir).

Hatta, belki vatandaşlara halk sağlığını tehdit eden ve açıkta hazırlanıp servis edilen bu yiyeceklerden almaması, tüketmemesi için ramazan ayı boyunca sağduyulu, vicdanlı ve hijyenik çağrılarda bulunabilir!

Hatta, açık alanda çiğköfte yoğurulmasını, servis edilmesini önlemek için, vatandaşın bunları tüketmemesi için kente uyarı afişleri asarak iftar saatlerinde bilgilendirici broşür dağıtmayı ve yüzyüze uyarı yapmayı da içeren kampanya başlatabilir.

Hatta, etli ya da etsiz çiğköfte yoğuran, paketleyen, servis edenlere de yaptıklarının halk sağlığına tehdit olabileceğini ve artık bunu yapmamaları gerektiğini yüz yüze anlatıp, ikna edebilir. O durumda HÜDA PAR’ın sağduyu ve vicdanın gözetilmesinden ne kastettiği ve ne kadar başarılı olacağı da ortaya çıkabilir.

Eğer HÜDA PAR Diyarbakır İl Başkanlığı kentin açıkta yemek hazırlama ve servisinin halk sağlığı riski taşıdığını, ciddi sorun olduğunu kabul ediyorsa bunu önlemek için tıpkı açıklamada belirtildiği gibi; ‘kaba kuvvette ve gazlı müdahalede bulunmadan’, ikna ile, pazarlık yapmadan, taviz vermeden, satıcıların (açıklamada ‘esnaf’ deniliyor) alın terine saygı göstererek, saygılı, anlayışlı ve çözüm odaklı yaklaşım sergileyebilir.

Vicdan ve sağduyu adı altında, sağlıksız ortamda ve koşullarda çiğköfte hazırlanması ve tüketilmesindeki hijyensizliğe sessiz kalmak, engel olmak için harekete geçmemek de bir çeşit duygusal ‘çökme’, istismar, popülizm, sorunu çıkmaza sokma olamaz mı?

Her ramazan ayında akıl almaz hale gelen, halk sağlığını tehdit eden çiğköftecilik ve tatlıcılık gidişatının sona erdirilmesini, mevzuata uygun hale getirilmesini yerel yönetimlerden, valilik ve kaymakamlıklardan, ilgili resmi kurumlardan ben talep ediyorum! Oruç açmaya yakın saatlerde toz içindeki kentin, taşıma su ile, kaldırım ve alanlarında çiğköfte, kebap ve diğerleri dahil yemek, salata ve ayran hazırlanmasının, servis edilmesinin dünyaya iyi örnek gibi gösterilmesine ya da ziyaretçilerin bizi böyle tanıyıp, dünyaya tanıtmasına karşıyım.

İl ve ilçe sağlık müdürlükleri bu tür konularda yetkili, görevleri arasında olsa şimdiye dek bunu gösterirdi. Ama HÜDA PAR ve İl, ilçe Sağlık Müdürlükleri açık alanlarda sıkça karşılaşılan çiğköfte, kebap, diğer yemeklerin hazırlanmasına ve yemeğin, taşıma su ile yıkanan sebzenin, tabak, çatal ve kaşığın, hazırlanan ayranın tüketilmesine karşı belki işbirliği yapabilir.

Sağlık müdürlüklerinin yönetmelikleri ile HÜDA PAR’ın sağduyu ve vicdanı gözeten yaklaşımı bir araya gelince çağdışı görüntülü, sağlıksız sokak çiğköfteciliği ve halka tatlıcılığı sona erebilir.

13 Şubat’tan sonra ‘öncelikle belediyemizin kararını destekliyoruz ama uygulamada..’ demeyen, kaldırımda ürün satanlara ‘esnaf’ diyen (esnaf zanaatkar ve küçük ticarethane sahipleri olarak anılır) HÜDA PAR’ın sağduyusu ve vicdanının çiğköftecilerle imtihanı için 30 gün, öneriyorum..

Kentte hijyensizliğe, çevre dahil her türlü kirliliğe, nezaketsizliğe, kuralsızlığa kaldırım ve tarihi alan dahil her türlü kamusal alan işgaline dirençsizlik, hatta uyum ve siyasilerin de yaklaşımı ve tutumu yani uyumu endişe verici..

Ramazan ayı Müslümanlar için mübarek olsun..

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Aziz Yağan Arşivi