Enver Yılmaz
Diyarbakır’ın köylerinde madencilik kıskacı
Diyarbakır'ın Lice ilçesinin dağ köylerinde, yıllardır süren sakin bir hayat vardı. Köylüler, su kaynaklarının ve meşe ormanlarının eşliğinde tarım ve hayvancılıkla geçiniyordu. Ancak son zamanlarda bu güzel manzara, yerini ağır iş makinelerinin gürültüsüne ve büyük toz bulutlarına bıraktı. Bölge, bakır madeni projeleri yüzünden büyük bir yıkım yaşıyor.
Ağaçlar yok oluyor, sular kuruyor
Bakır madeni çıkarmak, sadece toprağın altını kazmakla kalmıyor, doğayı da parçalıyor. Lice'nin Kılıçlı, Koçmarin ve diğer köylerinde yürütülen maden çalışmaları, yüzlerce dönümlük orman alanını yok etti. Kesilen her ağaç, toprağı tutan bir kök demekti. Şimdi ağaçlar gidince, toprak erozyona uğruyor ve sel baskınları riski artıyor.
Dahası, ormanlar yok olduğunda su kaynakları da azalıyor. Koçmarin köyünde olduğu gibi, maden çalışmaları yüzünden birçok köyde içme suyu kaynakları tamamen kurudu. Bu durum, hem insanların hem de hayvanların hayatını tehlikeye atıyor.
Zehirli sular ve hastalık riski
Bakır madenciliği sırasında ortaya çıkan zehirli atıklar, yer altı ve yer üstü sularına karışıyor. Bu kirli sular, hem tarlaları hem de insan sağlığını tehdit ediyor. Madenin doğaya bıraktığı bu görünmez zehir, yıllarca süren sağlık sorunlarına yol açabiliyor.
Bölgedeki maden projeleri, çoğu zaman mahkeme kararları beklenmeden bile devam ediyor. Mahkemelerin hazırladığı raporlar, bölgenin deprem ve heyelan riski taşıdığını söylese de, maden makineleri durmuyor. Hukukun yavaş işleyen çarkı, doğanın hızla yok edilmesine engel olamıyor.
Madenler sadece doğayı değil, köy yaşamını da bitiriyor. Tarım ve hayvancılıkla geçinen insanlar, su ve toprağın kaybıyla birlikte geçim kaynaklarını yitiriyor. Bu durum, insanların doğup büyüdükleri köyleri terk edip göç etmesine neden oluyor. Doğanın yok edilmesi, beraberinde yavaş yavaş bir köy kültürünün de yok olmasına yol açıyor.
Lice'de yaşananlar, aslında Türkiye'nin birçok yerinde tekrar eden bir hikâye. Kâr uğruna ormanlar, sular ve yaşam alanları gözden çıkarılıyor. Maden şirketleri, "kalkınma" adı altında doğayı paraya çeviriyor. Ama unutmamalıyız ki doğa, para değildir; hayatın kendisidir. Doğayı korumazsak, hepimiz kaybederiz. Çünkü yaşam, ancak toprağın, suyun ve ağacın yanında durmayı gerektirir.
Karakterin gerçek sınavı: Güç karşısında vefa
02 Temmuz 2026 Perşembe 08:24Taşın hafızası ve modern insan
29 Haziran 2026 Pazartesi 23:37Bireysel silahlanmanın sessiz kurbanları
25 Haziran 2026 Perşembe 23:41Bir evlat babasına nasıl silah doğrultur?
22 Haziran 2026 Pazartesi 19:30Yaz sıcağında toplu taşıma çilesi
18 Haziran 2026 Perşembe 20:59Surlardaki kuralsızlık tarihi dokuya zarar veriyor
15 Haziran 2026 Pazartesi 22:36Amedspor için artık asıl sınav başlıyor
11 Haziran 2026 Perşembe 20:33Mizah kılıflı ayrımcılık ve gücün dili
08 Haziran 2026 Pazartesi 14:41Amedspor ve sınırları aşan aidiyet
04 Haziran 2026 Perşembe 21:41Sur'un kaldırımları ve bir şehrin geleceği
01 Haziran 2026 Pazartesi 17:02
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.