Diyarbakır sağlıkta neden geriliyor?
Diyarbakır, nüfus bakımından Türkiye’nin 12’nci büyük şehri. Ancak sağlıkta gelişmişlik sıralamasında 65’inci sıraya kadar düşmüş durumda. Bu tablonun sonucu ise ne yazık ki hastanelerde şiddet ve intihar girişimleri olarak karşımıza çıkıyor.
Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde son 5 ayda 2 sağlık çalışanı intihar girişiminde bulundu, 4 çalışan ise şiddete maruz kaldı. Tabip Odası Başkanı Veysi Ülgen’in de belirttiği gibi, şiddet vakaları sadece bir asayiş sorunu değil; tamamen sistemdeki tıkanıklıktan kaynaklanıyor.
Hastanelerdeki acil servisler artık poliklinik gibi çalışıyor. Hekimlerin korunaklı olmayan alanlarda, mahremiyetin hiçe sayıldığı ortamlarda günde 800 hastaya bakmak zorunda kalması şiddeti tetikliyor. Randevu bulamayan binlerce kişi gece acil servislere akın edince, günlük yoğunluk 4 bin kişiyi aşıyor.
Özel hastanelerde muayene ve tetkik ücretlerinin 30 bin TL seviyelerine çıkması, dar gelirli vatandaşı kamu hastanelerine mahkûm ediyor. Bu yoğunlukta hastalar, sistemdeki aksaklığı görmek yerine doğrudan hekimi suçluyor. 5 dakikalık muayene dayatması ise hastayla hekimi karşı karşıya getiriyor.
Sağlık politikaları sadece siyasi kararlarla değil; meslek odaları ve sendikalarla birlikte belirlenmelidir. Sağlık bütçesi kamuya aktarılmalı, hastane kapasiteleri artırılmalı. Aksi takdirde, sağlık emekçileri için şiddet "mesleğin bir parçası" gibi kanıksanmaya devam edecektir.
Sağlık bütçesinin özel kurumlardan ziyade kamu hastanelerine aktarılması artık bir seçenek değil, zorunluluktur. Sağlık politikaları Ankara’da kapalı kapılar ardında değil; Tabip Odaları ve sendikalarla birlikte, sahanın gerçeklerine göre belirlenmelidir. Aksi takdirde, Diyarbakır gibi kadim bir şehrin sağlık sistemi komadan çıkamayacaktır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.