Enver Yılmaz

Enver Yılmaz

Kürtler anadil talebinden asla vazgeçmeyecek

Kürtler anadil talebinden asla vazgeçmeyecek

Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Merkezi’nin (SAMER) 4-10 Şubat 2026 tarihleri arasında gerçekleştirdiği ve geçtiğimiz günlerde yayımlanan kapsamlı saha araştırması, hepimizin bildiği ama yüzleşmekten kaçındığı o yakıcı gerçeği rakamlarla önümüze koydu: Kürtçe, kamusal alandan evlerin içine doğru itiliyor.

Raporun verileri oldukça çarpıcı ve bir o kadar da hüzünlü. 1.540 kişiyle yapılan görüşmeler gösteriyor ki; sosyal hayatta, sokakta Türkçe hakimiyetini kurmuş durumda. Özellikle 0-5 yaş grubundaki çocuklarda anadilin konuşulmama oranının yüzde 24,4’e fırlaması, dilin kuşaklar arası aktarımında ciddi bir kopuş yaşandığını kanıtlıyor.

Peki, aileler neden çocuklarıyla Kürtçe konuşmuyor? Cevap çok acı: "Çevrede hep Türkçe konuşuluyor" ve "Çocuğum okula başlayınca zorlanmasın." İşte bu tablo, dilin unutulmasının bireysel bir tembellik veya tercih olmadığını; aksine sistemsel bir dayatmanın, yapısal bir eksikliğin sonucu olduğunu bütün çıplaklığıyla gösteriyor. Bir halk, çocuğunun geleceği ile kendi anadili arasında seçim yapmaya zorlanıyor.

Bir dil; okulla, edebiyatla, medya da yazıyla ve kamusal alanla yaşar. Raporda, katılımcıların çoğunun anadilini anladığı ancak yüzde 36,6’sının "hiç yazamadığı" görülüyor. Neden? Çünkü öğrenebilecekleri bir kaynak, gidebilecekleri bir okul yok.

Mevcut eğitim sistemindeki "Yaşayan Diller ve Lehçeler" adı altındaki seçmeli derslerin yetersizliği de bizzat halk tarafından (yüzde 82,1 oranıyla) tescillenmiş durumda. Dostlar alışverişte görsün mantığıyla, haftada bir iki saatlik derslerle koca bir dilin, bir hafızanın yaşatılamayacağı artık anlaşılmalıdır. Devletin bu gerçeği görmesi, asimilasyon üreten politikalardan vazgeçmesi ve Kürtçe anadilde eğitimin önündeki tüm hukuki ve yapısal engelleri derhal kaldırması gerekmektedir.

Tüm bu karamsar tabloya rağmen, SAMER raporunun en can alıcı ve en umut verici verisi şudur: "Çocuklarınızın anadillerinde eğitim görmelerini ister misiniz?" sorusuna verilen "Evet" yanıtı tam yüzde 98,7!

Bu oran, sıradan bir istatistik değil; devlete ve sisteme verilmiş sosyolojik bir mesajdır. Dilin günlük hayattaki pratiği zayıflasa da, halkın diline olan aidiyeti ve onu yaşatma iradesi dimdik ayaktadır. Bu oran bize açıkça şunu söylüyor: Şartlar ne kadar zorlaşırsa zorlaşsın, politikalar ne kadar daraltıcı olursa olsun, Kürtler anadillerinden ve anadilde eğitim taleplerinden hiçbir zaman vazgeçmeyecek.

Devlet, bu yüzde 98,7'lik sese kulak vermeli, Kürtçeyi bir "güvenlik sorunu" veya "seçmeli bir detay" olarak görmekten vazgeçip, eşit yurttaşlığın gereği olan anayasal güvenceye kavuşturmalıdır. Çünkü dil haktır ve hiçbir hak sonsuza dek ertelenemez.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Enver Yılmaz Arşivi