Kılıçdaroğlu’nun öpücüğü
Siyasetin en trajik yanı, yenilgi değil, aldatılmaktır.
Çünkü yenilmek anlaşılır bir şeydir.
Filmi biraz geri saralım…
2009 İstanbul seçimlerinde gösterdiği performansın ardından ona “Gandhi Kemal” denildi.
2010 yılında kaset skandalının ardından CHP Genel Başkanı oldu.
2014’te Türkiye tarihinin en kritik seçimlerinden birine giderken, toplumun önüne heyecan yaratacak, hikâye kuracak, geleceği temsil edecek bir isim çıkarmak yerine, Mısır’ın diplomatik çevrelerinden Ekmeleddin İhsanoğlu’nu Erdoğan’ın karşısına aday olarak çıkardı ve muhalefet seçimi kaybetti.
Muhalefetin bir kısmında ilk büyük kırılma hissi o dönemde oluşmaya başladı. Kılıçdaroğlu hakkında kafalarda soru işaretleri belirmeye başladı.
2016’da HDP milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılırken kurduğu cümle ise hâlâ Türkiye siyasetinin hafızasında duruyor: “Anayasaya aykırı ama evet diyeceğiz.”
Bu söz, birçok kişi için o dönemin en tartışmalı siyasi eşiklerinden biriydi.
Ardından HDP’li belediyelere kayyumlar atandı.
Sandıkla seçilen insanlar görevden alındı, bazı isimler cezaevine gönderildi.
Kılıçdaroğlu, bu süreçte yeterince güçlü bir itiraz ortaya koymadı. Susarak aslında süreci onayladı.
2018’de Muharrem İnce meydanlarda büyük kalabalıklarla buluşurken, CHP yönetiminin destek sunmadı. Kılıçdaroğlu’nun daha görünür bir destek vermemesi de uzun süre tartışıldı.
Ve sonra 2023…
Türkiye belki de uzun yıllardan sonra ilk kez iktidarın değişebileceğine güçlü biçimde inandı.
Ekonomik kriz derinleşmiş, toplum yorulmuş, iktidar ciddi biçimde yıpranmıştı.
Buna rağmen adaylık süreci muhalefet içinde yoğun tartışmalar yarattı.
Birçok ankette soru işaretleri bulunmasına rağmen Kılıçdaroğlu adaylıkta ısrar etti.
İlk turdan sonra ise Ümit Özdağ ile yapılan siyasi protokol, özellikle muhalefetin bazı seçmen gruplarında rahatsızlık yarattı.
Kılıçdaroğlu’nun ikinci tur stratejisi hâlâ muhalefet içinde en çok tartışılan başlıklardan biri olmayı sürdürüyor.
Gandhi, Piro ve şimdi de “Kayyum Kemal”…
Yıllarca ona “Bay Kemal”, “Bay Bay Kemal” diyen Erdoğan’ın bugün kullandığı daha yumuşak ton da siyasetin ironik taraflarından biri olarak görülüyor.
Bugün geriye dönüp bakınca insanlar sadece bir seçim yenilgisini konuşmuyor.
Daha derin bir duyguyu konuşuyor.
Hayal kırıklığını.
Aldatılmış olma hissini.
İncil’de Judas Iscariot anlatısının en çarpıcı yanı da budur.
İhanetin sarsıcı tarafı, çoğu zaman uzaktan değil, yakından gelmesidir.
Bugün Kılıçdaroğlu’na yöneltilen eleştirilerin önemli bir kısmı da tam olarak bu kırılma duygusundan besleniyor.
Elbette onu hâlâ siyasi bir denge unsuru olarak görenler, yaşananları farklı okuyanlar da var.
Ama görünen o ki, Türkiye siyaseti uzun süre bu dönemi tartışmaya devam edecek.
Ve belki yıllar sonra insanlar bu dönemi konuşurken yalnızca bir seçim sonucunu değil…
Bir kırılma hissini hatırlayacak.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.