Mustafa Yıldız

Mustafa Yıldız

Halep: Bir şehrin üzerine çöken eski hayalet

Halep: Bir şehrin üzerine çöken eski hayalet

Bazı şehirler vardır, insanlık onların üzerine aynı kabusu tekrar tekrar görmek için yemin etmiş gibidir. Halep böyle bir şehir. Taşları yorgun, duvarları hafızalı, sokakları ölülerin ayak sesleriyle dolu. Bugün Şêxmeqsûd ve Eşrefiye’de olan biten, bir “askeri gelişme” değildir; bu toprakların, Kürt adının duyulduğu her yerde ürettiği o eski refleksin yeni bir nöbetidir.

Devletler Kürtlerden söz ederken dili hep kabalaşır. Cümleler sertleşir, kelimeler askerî üniforma giyer, hakikat susturulur. Yine öyle oldu. “Terk ettiler” dediler. “Bitti” dediler. Oysa biten bir şey yok. Sadece, hayatını korumaya çalışan mahallelerin kapısına bir kez daha korku bırakıldı.

Kobanî’de de böyle başlamıştı. Önce yalanlar dolaşmıştı ekranlarda. Sonra kibir. Sonra tehdit. Ve en sonunda, hiç hesaba katılmayan bir şey çıkmıştı ortaya: İnsan iradesi. Tanklardan, uçaklardan, nutuklardan daha ağır bir şey… Bir halkın, “buradayım” deme ısrarı.

Halep’te bugün olan da budur. Ne büyük bir zafer var ortada, ne de anlatıldığı gibi bir çöküş. Sadece yerinden edilmek istenen insanlar, dağıtılmak istenen bir hafıza, parçalanmak istenen bir toplumsal omurga var. Devlet aklı buna “operasyon” der. Tarih başka bir kelime kullanır: Korku.

Büyük güçler masalarda haritalar açar. Renkli kalemlerle sınırlar çizer. Oklar koyar, senaryolar kurar. O masalarda insan yoktur. Bebek yoktur. Yaşlı yoktur. Ev yoktur. Sadece “çıkar” vardır. Ve her çıkar haritasının altında, görünmez mürekkeple yazılmış tek cümle durur: “Birileri acı çekecek.”

Kürtler bu cümleyi yüzyıldır okuyor.

Bu yüzden Halep, bir askeri başlık değildir Kürtler için. Halep, hatırlamaktır. Halep, Ermeni evlerinin boşaltıldığı sokakları, Halepçe’nin gökyüzünden yağan ölümü, Kobanî’nin molozları arasından çıkan çocuk ayakkabılarını aynı anda görmektir. Bu yüzden bugün Bakur’da, Başûr’da, Rojhilat’ta ve Avrupa şehirlerinde aynı kalp çarpıntısı duyuluyor. Coğrafya dağınık olabilir; hafıza değildir.

Bazıları Şêxmeqsûd’daki güçlerin çekilmesini “yenilgi” diye okuyor. Hayatı hiç korumamış olanlar, her geri adımı korkaklık sanır. Oysa bazen geri çekilmek, çocuğun elini tutup ateşten uzaklaştırmaktır. Bazen en ağır direniş, ölmemekte ısrar etmektir.

Bugün Kürtler bağırarak yürümüyor. Slogan atmıyor. Bir halk, sessizliğin içinden daha derin bir cümle kuruyor: “Beni yok sayarak bu coğrafyada huzur kuramazsın.”

Türkiye hâlâ eski defteri açıyor. Güvenlik diliyle konuşuyor. Tehdit ederek düzen kurulabileceğini sanıyor. Oysa bu dil, her konuştuğunda Kürt meselesini biraz daha büyütüyor, biraz daha meşrulaştırıyor, biraz daha dünyaya anlatıyor.

Çünkü bastırılan her halk, yalnızca yaraya dönüşmez. Aynaya da dönüşür.

Halep bugün bir şehir değildir sadece. Halep bir uyarıdır. Bir hatırlatmadır. Bir geleceğin kapısına bırakılmış nottur.

Ve o notta şunu yazıyor:

“Kobanî geçmedi. Sadece başka bir isim aldı.”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mustafa Yıldız Arşivi