Yahya Öger

Yahya Öger

Zihinleri kuşatan ideolojik bağımlılık

Zihinleri kuşatan ideolojik bağımlılık

Modern çağın en sinsi sorunlarından biri, fiziksel değil zihinsel bir bağımlılık türü olan ideolojik bağımlılıktır. Bu bağımlılık, insanın düşünme biçimini fark ettirmeden biçimlendirir; dünyayı algılama şeklini daraltır ve çoğu zaman kişiye kendi bakış açısını mutlak hakikat gibi gösterir. Oysa ideoloji özünde bir araçtır. Dünyayı anlamlandırma çabamızın ürünüdür. Sorun, bu aracın amaç haline gelmesiyle başlar.

İdeoloji; siyasal, ekonomik ya da kültürel bir çerçeve sunar. Karmaşık dünyayı daha anlaşılır kılar. Belirsizlik çağında bu çerçeve rahatlatıcıdır. İnsan zihni sadeleştirmeyi sever; netlik kaygıyı azaltır. Ancak netlik ile kesinlik arasındaki çizgi incedir. Bir düşünce sistemi “tek doğru” iddiasıyla katılaştığında, artık sorgulanan bir fikir olmaktan çıkar; sorgulanamaz bir kimliğe dönüşür. Bağımlılık tam da burada başlar.

Tarih, bu katılaşmanın ağır sonuçlarını göstermiştir. 20. yüzyılda yükselen totaliter ideolojiler, mutlak doğruların toplumları nasıl felakete sürükleyebileceğini ortaya koymuştur. Adolf Hitler dönemindeki Nasyonal Sosyalizm ve Joseph Stalin yönetimindeki Sovyet uygulamaları, ideolojinin devlet gücüyle birleştiğinde ne denli yıkıcı olabileceğinin örnekleridir. Ancak mesele yalnızca bu tarihsel örneklerle sınırlı değildir. Günümüz demokratik toplumlarında da ideolojik katılık, keskin kutuplaşmalara ve toplumsal mesafeye yol açabilmektedir.

Dijital çağ bu süreci hızlandırmıştır. Algoritmalar bireye benzer düşünceleri tekrar tekrar göstererek görünmez yankı odaları oluşturur. İnsan yalnızca kendi inancını doğrulayan içeriklerle karşılaştıkça farklı görüşlere tahammülü azalır. Karşıt fikir artık tartışılacak bir önerme değil, tehdit olarak algılanır. Böylece düşünsel konfor alanı genişlerken entelektüel ufuk daralır.

İdeolojik bağımlılığın en belirgin göstergesi, kimliğin tek bir düşünce sistemi üzerinden tanımlanmasıdır. Kişi, ideolojisini eleştiren bir görüşle karşılaştığında bunu şahsına yönelmiş bir saldırı gibi hisseder. Savunma refleksi devreye girer; dinlemek yerine etiketler, anlamak yerine reddeder. Bu noktada fikir ile benlik arasındaki mesafe kaybolmuştur. Oysa düşünce, insanın sahip olduğu bir şeydir; insan düşüncenin kendisi değildir.

Psikolojik açıdan bakıldığında, ideolojik bağımlılık çoğu zaman belirsizlik korkusuyla ilişkilidir. Kriz dönemlerinde insanlar daha net ve kesin söylemlere yönelir. Basit cevaplar caziptir; karmaşık sorunlara tek cümlelik çözümler güven hissi üretir. Ancak bu güven çoğu zaman sorgulamadan beslenir. Eleştirel düşünce geri çekildiğinde, sloganlar düşüncenin yerini alır.

Din ile ideoloji arasındaki benzerlikler de dikkat çekicidir. Her ikisi de aidiyet üretir, kimlik inşa eder ve anlam sunar. Sosyolog Émile Durkheim, dinin toplumu bir arada tutan bir bağ olduğunu savunurken modern ideolojilerin de benzer bir işlev görebileceğini belirtmiştir. Ancak belirleyici olan, bu yapıların mutlaklaştırılıp mutlaklaştırılmadığıdır. Yorum ve çoğulculuk alanı daraldıkça zihinsel esneklik kaybolur.

Tarafsız bir bakışla kabul etmek gerekir ki her insan bir düşünce çerçevesine sahiptir. Tam anlamıyla ideolojisiz bir zihin mümkün değildir. Sağlıklı olan, bu çerçevenin geçirgen olmasıdır. Fikirler değişebilir, gelişebilir ve dönüşebilir. Hakikat arayışı durağan değil dinamiktir; ideolojik bağımlılık ise bu dinamizmi dondurur.

Çözüm yasaklamak ya da bastırmak değildir. Aksine çoğulculuğu güçlendirmek, eleştirel düşünmeyi teşvik etmek ve ifade özgürlüğünü korumaktır. Birey düzeyinde ise şu soru hayati önem taşır: “Yanılıyor olabilir miyim?” Bu soru zayıflık değil, entelektüel olgunluktur.

Zihinleri kuşatan ideolojik bağımlılık görünmez zincirler üretir. Özgürlük, yalnızca konuşabilmek değil; düşüncelerimizi yeniden gözden geçirebilme cesaretidir. İdeoloji bir pusula olabilir; ancak pusulayı sabitlemek yön kaybına yol açar. Gerçek zihinsel özgürlük, inanç ile eleştiri arasındaki dengeyi koruyabildiğimiz ölçüde mümkündür.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yahya Öger Arşivi