Mustafa Yıldız

Mustafa Yıldız

Güç kimin elinde?

Güç kimin elinde?

(Chomsky’den geçerek bu topraklara bakan yazı)

Bir sabah uyanıyoruz ve dünyanın yine bir yerleri bombalanmış oluyor.

Bir çocuk daha, hangi bayrak adına öldüğünü bilmeden ölmüş.

Bir petrol hattı daha “stratejik”, bir sınır daha “vazgeçilmez”, bir ölüm daha “kaçınılmaz” ilan edilmiş.

Sonra biri çıkıp soruyor:

“Kim yönetiyor bu dünyayı?”

Ve cevaplar geliyor: hükümetler, başkanlar, meclisler, seçimler…

Oysa Noam Chomsky, bu dekoru usulca kenara çekip sahnenin arkasını gösteriyor bize:

Dünyayı yönetenler, kürsülerde konuşanlar değil; kürsülerin ne hakkında konuşabileceğini belirleyenlerdir.

Modern çağın en büyük başarısı, zorbalığı görünmez kılmak oldu.

Artık tanklar kadar ekranlar da var.

Silahlar kadar manşetler.

Hapishaneler kadar kavramlar.

“Güvenlik” diyorlar, özgürlüğün üstüne beton döküyorlar.

“İstikrar” diyorlar, halkların sesini boğuyorlar.

“Ulusal çıkar” diyorlar, çocuk tabutlarını gerekçelendiriyorlar.

Ve biz, bu kelimelerin içinde yavaş yavaş düşünemez hale geliyoruz.

Ortadoğu bu düzenin aynasıdır.

Çünkü burada yalan uzun süre makyaj tutmaz.

Petrolün üstü örtülemez, kanın kokusu gizlenemez.

Burada halklar çoğu zaman tarihin öznesi değil,

jeopolitiğin zemini olur.

Bir gün müttefik, bir gün terörist, bir gün kahraman, bir gün fazlalık…

Kürtler bu coğrafyada en çok bunu yaşadı.

Çünkü haritalara sığmadılar.

Çünkü boru hatlarının, üslerin, tampon bölgelerin arasına sıkıştırılamadılar.

Bu yüzden dosya oldular.

Bu yüzden pazarlık oldular.

Bu yüzden sürekli “ertelendiler.”

Devletlerin “istikrar” dediği şey, çoğu zaman onların sessizliğiydi.

Türkiye bu tablonun tam ortasında duruyor.

Bir ülke gibi değil, bir kavşak gibi.

Bir irade gibi değil, bir hat gibi.

Buradan enerji geçiyor.

Buradan mülteciler geçiyor.

Buradan orduların gölgesi geçiyor.

Ama halkın iradesi, çoğu zaman bu geçişlerin yanından bile geçemiyor.

Sandık var.

Ama savaş dosyası sandıkta açılmıyor.

Ekonomi sandıkta yazılmıyor.

İttifaklar sandıkta seçilmiyor.

Seçimler yapılıyor,

ama seçilemeyen şeyler dünyayı yönetiyor.

Chomsky’nin sorduğu soru bu yüzden tehlikelidir:

“Güç kimin elinde?”

Çünkü bu soru bir başkanın adını değil, bir sistemi hedef alır.

Ve daha da tehlikelisini fısıldar:

“Asıl sorun, onların güçlü olması değil…

bizim bu gücü normal saymamız.”

Tarih bize şunu söylüyor:

Hiçbir adalet yukarıdan düşmedi.

Hiçbir özgürlük hediye edilmedi.

Hiçbir hak, dilekçe nezaketiyle kazanılmadı.

Hepsi rahatsız etti.

Hepsi bozdu.

Hepsi bedel ödedi.

Bugün dünya nükleer bir intihara ve iklimsel bir çöküşe yürürken, bize sunulan tek seçenek “seyirci” olmak.

Oysa seyircilik de bir pozisyondur.

Ve her pozisyon, bir iktidarı besler.

Belki de artık soru şu olmalı:

Bu dünyayı kim yönetiyor değil…

Biz, neden onların yönetmesine razıyız?

Ve daha zor olanı:

Bu razılıktan vazgeçmeye hazır mıyız?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mustafa Yıldız Arşivi