Mustafa Yıldız

Mustafa Yıldız

Kanalizasyonu patlatanlar ve üstünü örtenler

Kanalizasyonu patlatanlar ve üstünü örtenler

(Jeffrey Epstein dosyasının açıklanmasından, Türkiye ye bakmak.)

Bir ülkeyi kirli yapan şey, pislik değildir.

Pislik her ülkede vardır.

Bir ülkeyi kirleten, pisliğin üstünü örtme biçimidir.

Amerika’da bugünlerde patlayan şey bir skandal değil; bir kanalizasyondur. Jeffrey Epstein dosyası, yıllarca yerin altında biriken atıkların artık taşacak yer bulamamasıdır. Bu taşmayı başlatanlar ise sokaklar değil, devletin kalbidir. Demokratlar ve Cumhuriyetçiler… Birbirinden nefret eden, her konuda kavga eden bu iki siyasi kamp, konu ülkenin çürümesi olunca yan yana durabiliyor.

Adalet Bakanı dosyayı parça parça yayımlıyor. Sansürlüyor. Karartıyor. Kongre buna itiraz ediyor. Çünkü orada devlet, kendi pisliğinden utanmayı hâlâ biliyor. Çünkü orada “devleti korumak”, suçu saklamak anlamına gelmiyor.

Amerika’yı büyük yapan şey, masumiyeti değildir.

Amerika masum değildir.

Ama Amerika, kirini inkâr etmez.

Orada hâlâ vicdanlı yargıçlar vardır. Hâlâ “bana ne” demeyen savcılar, susmayan gazeteciler vardır. Gerçek güç, işte bu insanların elindedir. Gücü saraylar değil, bu utanç duygusu üretir.

Epstein dosyası açıldıkça isimler dökülüyor. Kraliyet aileleri, milyarderler, siyasetçiler… İngilizler, Norveçliler, Amerikalılar… Hatta Türkiye’den isimler. Dosya kimseyi ayırmıyor. Ünvan sormuyor. Bayrak tanımıyor. Çünkü suçun milliyeti yoktur.

İnsanlığın her zaman iki yüzü vardır. Karanlık olan kalabalıktır; aydınlık olan az. Ama bir ülkenin kaderini o azınlık belirler. Kimse bakmıyorken de utanmayı bilenler… Onların hayatı gizlenmeye ihtiyaç duymaz.

Yıllar önce okuduğum bir yazı hâlâ aklımdadır. NATO içindeki Lockheed rüşvet skandalını anlatıyordu. Yazar şöyle diyordu:

“Bu skandalı çözen ülkeler demokraside çağ atladı. Çözmeyen tek ülke Türkiye’ydi.”

Biz çözmedik.

Hiçbir zaman çözmedik.

O günden sonra hiçbir şeyi de gerçekten çözmedik zaten.

Türkiye’de Epstein dosyaları olmaz. Olsa bile açılmaz. Açılırsa yarım bırakılır. Yarım kalırsa unutulur. Çünkü burada kanalizasyon patlatılmaz. Burada kokuya alışılır. Burada pislik, ‘devlet aklı’ diye pazarlanır.

Çocukların kaybolduğu, faillerin bulunmadığı bir ülkede yaşıyoruz. Roboski’de ölenler oldu, Ankara Garı’nda parçalanan bedenler oldu, Sivas’ta yakılan insanlar oldu. Meclis komisyonları kuruldu. Raporlar yazıldı. Ama hakikat hiçbir zaman ortaya çıkmadı. Çünkü bizim meclisimiz gerçeği aramak için değil, gerçeği oyalamak için çalışır.

Amerikan Kongresi ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni karşılaştırmak haksızlık olur.

Ama haksızlığı kime yaptığımızı iyi düşünmek gerekir.

Demokrasi, temiz olmak değildir.

Demokrasi, kirle yüzleşme cesaretidir.

Biz o cesareti kaybettik.

Belki de hiç sahip olmadık

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mustafa Yıldız Arşivi