Şeffaf personel alımı bir tercih değil, demokratik bir zorunluluktur
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin personel alım ilanı ve ilanın kaldırılması üzerine, 20 yıl yerel yönetimlerde çalışan biri olarak bir kaç söz kurmak istedim.
Belediyelerde personel alımı, sadece bir istihdam meselesi değildir. Aynı zamanda kamu vicdanının, adalet duygusunun ve yönetime duyulan güvenin de sınandığı alanlardan biridir.
Türkiye’de belediyeler personel alımı ilanı verdiğinde insanlar artık önce kadro sayısını değil, “Acaba kimler önceden belirlendi?” sorusunu konuşuyor.
Bu, toplum adına acı bir durumdur.
Çünkü devletin ve yerel yönetimlerin kapısı, yurttaşın gözünde umut kapısı olmaktan çıkıp, referansın, torpilin ve siyasi yakınlığın konuşulduğu bir kapıya dönüşmüştür.
Bugün personel alımlarının ertelenmesiyle birlikte toplumda yoğun bir tartışma yaşanıyor. İnsanların en büyük kaygısı, alımların adil olup olmayacağıdır. Ne yazık ki ülke genelinde yaşanan olumsuz örnekler nedeniyle “şaibe” kuşkusu, daha süreç başlamadan zihinlere yerleşmektedir.
“Liste hazırmış…”
“Alınacak kişiler belliymiş…”
“Yine mülakat olacakmış…”
Belki bunların hiçbiri doğru değildir.
Ama asıl sorun da budur.
Toplum artık açıklamalara değil, sisteme güvenmek istiyor.
Oysa bu kuşkuyu ortadan kaldırmanın yolu vardır.
Yıllar önce belediyelerimizde, personelden sorumlu genel sekreter yardımcısı olarak görev yaptığım dönemde, yaklaşık doksan memur alımı gerçekleştirdik. Alımlar KPSS puanına göre yapıldı. İtfaiye personeli alınacağı için mevzuat gereği mülakat yapmak zorundaydık. Ancak biz, mülakatların tamamını görüntülü olarak kayıt altına aldık. Sonrasında birkaç şikâyet savcılığa ulaştı. Savcılık video kayıtlarını istedi. Kayıtlar teslim edildi ve yapılan inceleme sonucunda dava açılmasına bile gerek görülmedi.
Çünkü süreç şeffaftı.
Bugün geriye dönüp baktığımda, bizi koruyan şeyin iyi niyetimiz değil; yapılan alımlarda uygulanan şeffaf sistem olduğunu görüyorum.
İşte tam da bu nedenle, bugün yapılacak personel alımlarında daha cesur adımlar atılmalıdır.
Eğer yasa zorunlu kılmıyorsa kesinlikle mülakat yapılmamalıdır.
Personel alımı yalnızca KPSS başarı sıralaması esas alınarak yürütülmelidir. Gerek görülüyorsa, alınacak personel sayısının örneğin on katı aday çağrılarak noter huzurunda ve canlı yayınla kura çekilebilir. Böylece hiç kimse “liste önceden hazırlanmıştı”, “torpil yapıldı” ya da “birileri kayırıldı” diyemez.
Bunun yanında, EKPSS ile başvuran engelli yurttaşlarımız için de en az alınacak personelin %10 oranında kontenjan ayrılması, sosyal belediyeciliğin doğal bir gereğidir. Fırsat eşitliği yalnızca sözle değil, uygulamayla hayata geçirilmelidir. Toplumun en dezavantajlı kesimlerini görmeyen bir yönetim anlayışı, adaletten söz edemez.
Muhalefet partilerinin yönettiği belediyeler, sadece hizmette değil; yönetim anlayışında da iktidardan farklı olduklarını göstermek zorundadır.
Çünkü insanlar artık yalnızca yol, park ya da bina görmek istemiyor.
Adalet görmek istiyor.
Şeffaflık görmek istiyor.
Eşitlik görmek istiyor.
Bugün muhalefet belediyelerinin önünde tarihi bir fırsat bulunmaktadır.
Yıllardır eleştirilen personel alım sistemine alternatif bir model geliştirebilirler.
Bu model;
• KPSS’yi esas alan,
• Mülakatı ortadan kaldıran,
• Noter denetimini içeren,
• Canlı yayınla herkesin izleyebildiği,
• EKPSS kontenjanını güvence altına alan,
• Tüm süreci kamuoyuna açık hale getiren
bir sistem olabilir.
Bu yalnızca birkaç yüz kişinin işe alınması anlamına gelmez.
Bu, belediyelerimize duyulan güvenin yeniden inşa edilmesi anlamına gelir.
Bugün atılacak doğru bir adım, yalnızca birkaç yüz kişinin işe alınmasını sağlamayacaktır. Aynı zamanda Türkiye’de ki kamu personeli alımına ilişkin yeni bir güven standardı oluşturacaktır.
Belki de yıllardır tartışılan işe alımlarda adalet meselesinin çözümü, büyük vaatlerde değil; küçük ama cesur uygulamalarda saklıdır.
Yerel yönetimler, merkezi idareyi mülakat konusunda eleştirirken aynı yöntemleri tekrar edemez. Gerçek değişim, söylemle değil, uygulamayla başlar.
Eğer gerçekten yeni bir yönetim anlayışı inşa etmek istiyorsak bunun ilk adımlarından biri şeffaf, denetlenebilir ve herkesin vicdanında kabul görecek bir personel alım sistemi kurmaktır.
Çünkü güven, seçim kazanmakla değil; adaletli yönetmekle kazanılır.
DEM PARTİ Yerel Yönetimler Tutum Belgesinin personel alım ilkeside bunu diyor.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.